Allah’a hamd ve Rasûlüne salavât ile söze başlarız.
Bu sözü bazı şahıslar, videolarda konuşmaktadırlar. Bazı insanlarca, İmam Mevdûdî ve Seyyid Kutub aleyhinde bazı yersiz sözler edilmektedir. Biz, izleyenlerin malumu olan o konuşmada geçen bir iftira'ya cevap vermekle yetinmek istiyoruz ki, zaten ondan sonra, bu tarz konuşmaların temelsiz, asılsız ve mesnetsiz, kuru laf kalabalığı olduğu herkesçe anlaşılacaktır!
Dinleyince –şaşırma anlamında- şok olmamak elde değil! Onlara deriz ki…
Ne iftira’dan, ne de iftiracılardan haz eden birisi olarak, bu duruma ne denebilir ve nasıl karşılık verilebilir acaba? Yalan bir söz zaten güneşin altındaki kardan adam gibi erimeye ve yok olmaya mahkumdur aslında...
Yine de birkaç cümle söylemek icap eder... "Emanet ve Vasiyet" konularında PDF formatında açıklamalar... Allah’a hamd ve O’nun Rasûlüne Salât-u Selâm olsun.
Bu yazımızda ana hatlarıyla emanet ve vasiyet kavramları üzerinde duracağız. Bazı sorulara cevaplar arayacağız: Emanet ne anlama gelir ve neler emanettir? Vasiyet nedir ve nasıl olmalıdır? Emanetleri ve vasiyetleri nasıl eda etmeliyiz?
Emanet; bir kimseye koruması için bırakılan maddî ve manevî hak demektir. Emanete, emanet sahibinin haklarını zâyi etmeyecek şekilde vefâlı olmak gerekir. Peygamberlerin ortak sıfatlarından bir tanesi de yine emanettir. Allah’ın elçileri, Allah’tan aldıkları Ayetleri, gizlemeden ve değiştirmeden insanlara tebliğ etmişler ve açıklamışlardır. Geniş anlamda Allah’ın tüm tekliflerine emanet denir. Allah’ın insanlara yüklediği sorumluluklar da emanettir. Peygamberimiz, nübüvvetten önce toplum içinde “el-Emîn” yani “güvenilir ve emanete vefâ gösteren kimse” olarak tanınmaktaydı. Herkes çekinmeden emanetlerini Peygamberimize teslim ediyorlardı. Emanete riâyet etmek, mü’minlerin de bir sıfatıdır. “Onlar emanetlerine ve ahitlerine riâyet ederler.” [Münâfikûn: 8] Dost düşman herkesin “Emîn” kabul ettiği bir Peygamberin ümmetine emanetlere karşı güvensiz bir tavır içinde olması kabul edilemez. Müteşâbih sıfatları, Allah’ın ilmine havale etmek gerekir:
Meselâ; Allah’ın iki el (Sâd: 75), yüz (Rahmân: 27), nefs (Mâide: 116), uluvv (Mülk: 16), istivâ (Tâ-Hâ: 5) gibi sıfatları vardır. Rabbimiz, bu türden sıfatlarını Kur’an’da zikretmiştir. O halde biz de, “bunlar, O’nun sıfatlarıdır” deriz. Gerek Kur’an ve gerekse Hadislerdeki bu türden müteşâbih sıfatlara keyfiyetsiz (nasıllığını sorgulamadan), teşbih (benzetme), temsil (misallendirme), tecsîm (cisimlendirme), ta’tîl (anlamını işlevsiz kılma) ve tahrif (bozup değiştirme)’ye gitmeden inanırız.
İstivâ konusunda fazla detaylara girmeden, bazı rivâyetleri naklederek birkaç meseleyi açıklamak istiyoruz. Ama ondan önce, bu kelimenin anlamını ve Kur’an’da nasıl kullanıldığını ifade edelim. Sözlükte, istivâ; eşit olmak, yönelmek, istikrar bulmak, hükmetmek, hâkim olmak, yükselmek, yüksek ve yüce olmak ve kurulmak gibi anlamlara gelir.
Bu kelime “istevâ: istivâ etti” şekliyle, Kur’an-ı Kerim’de dokuz yerde kullanılmıştır. Bunlardan ikisinde (Bakara: 29, Fussilet: 41) ثُمَّ اسْتَوَى إِلَى السَّمَاء “sonra semâya yöneldi” şeklinde “ilâ: …e doğru” edatı kullanılmıştır; altı tanesinde (A’râf: 54, Yûnus: 3, Ra’d: 2, Furkân: 59, Secde: 4, Hadîd: 4) ise, ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ “sonra arşa istivâ etti” şeklinde “alâ: …üzerine, üzerinde” edatı kullanılmıştır. Bir yerde de الرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى “Rahmân arşa istivâ etti” (Tâ-Hâ: 5) şeklinde geçmektedir. İstivâ kelimesinin Kur’an’da başka Ayetlerde de mâzi ve muzâri kipleriyle kullanımları vardır. Bu Ayetlerde de, “eşit ve denk olmak, oturmak, kurulmak ve binmek” gibi anlamlar ifade etmektedir. Tabi ki bu anlamların varlıklarla ilişkili olduğunu unutmayalım. Yani bu verdiğimiz anlamlar, istivâ’nın kelime anlamlarıdır. Bu fiili, Allah’a nispet ettiğimiz zaman, mahlûkâta ait olan bu anlamları veremeyeceğimizi, Allah’ı yaratılmış varlıklara benzetmenin asla câiz olmadığını unutmayalım… Ebû'l A'lâ Mevdûdî'nin, sûfîlerin râbıta ve semâ gibi bâtıl uygulamalarının yanlışlığını vurgulayıcı bir açıklaması hakkında bize yöneltilen bir soruya verdiğimiz cevabımızdır…
Not: Bir kardeşimiz, Ebû'l A'lâ Mevdûdî'nin Tercümânu'l Kur'ân'ın, Ağustos/1961 tarihli sayısında, bir sûfî'ye verdiği cevabın aşağıya aldığımız bölümünü yazarak, bize, şu soruyu yöneltmiştir.
Soru: "…Bu meselede ben de aynı tavra sahibim. Örneğin ben, semâ'yı Allah'a yaklaşmaya bir vesile olarak gören büyüklerin içtihadının doğru olduğunu kabul edemem. Veya şeyhi râbıta etme yoluna başvuran kişilerin görüşlerinin isabetli olduğunu söyleyemem. Ben böyle şeyleri yanlış olarak görüyor, bu gibi şeylere karşı çıkmayı ve insanlara bunlardan kaçınmalarını öğütlemeyi gerekli hissediyorum. Ancak, şu da var ki, bu gibi usullerin nispet edildiği büyük sûfîlere saygısızlık edilmesini doğru bulmuyorum." (Fetvâlar, Ebû'l A'lâ Mevdûdî, Nehir Yay-1992, C: 2, S: 118)
Üstad yani Mevdûdî üstadımız anladığım kadarıyla, “İslâm’da semâ ve râbıta yok” diyor. Ama semâ'yı ve râbıta'yı ortaya çıkaran sûfîlere de karışmam ve karıştırtmam mı, demek istiyor? Burasının biraz daha açıklanması lazım en azından benim için... Çünkü daha önce tasavvufla ilgili bir sürü yazınızı okudum. Sizin görüşleriniz de bu istikamette mi? MEVLİD KANDİLİ KUTLAMAK, SONRADAN UYDURULMUŞ BİR BİD'ATTİR!
PEYGAMBERİMİZ, NE PEYGAMBERLİĞİNDEN ÖNCE NE DE PEYGAMBERLİK SÜRESİNCE KENDİ DOĞUM GÜNÜNÜ KUTLAMAMIŞTIR!
SELEF-İ SÂLİHÎN, PEYGAMBERİMİZİN DOĞUMU NEDENİYLE NE ONUN SAĞLIĞINDA NE DE VAFÂTINDAN SONRA "MEVLİD KANDİLİ" ŞEKLİNDE BİR MERÂSİM VE KUTLAMA YAPMIŞLARDIR.
PEYGAMBERİMİZİN VEFÂT GÜNÜNÜN PAZARTESİ OLDUĞUNDA İTTİFÂK VARDIR ANCAK TARİHİ KONUSUNDA İHTİLÂF EDİLMİŞTİR. ÜMMET-İ MUHAMMED, İLK ANDAN BUGÜNE KADAR MEVLİD KANDİLİ KUTLAMIŞ OLSALARDI, RASÛLULLAH’IN DOĞUM TARİHİNDE FARKLI GÖRÜŞLER OLUR MUYDU? Muhtelif konularda özlü nasihatler... Allah’a hamd, Rasûlüne salât ve selâm ile; tüm mü’min kardeşlerimize de selâm ve dua ederek söze başlıyoruz. Rabbimiz, sözü dinleyip en güzeline uyan ve nasihatten istifade eden kullarından kılsın. Allah'ım, her türlü fitneden, zâlimlerin ve câhillerin galebesinden, kabir azabından, cimrilikten, savurganlıktan, cehennem azabından, hayat ve ölümün fitnelerinden, deccal fitnesinden, günahın açığından ve gizlisinden, borç altında kalmaktan, kul hakkına girmekten, korkaklıktan ve tembellikten, doymayan nefisten, fakirliğin ve zenginliğin fitnesinden, ihtiyarlığın bunaklığa döndürülmesinden, fitneci kadınların şerrinden, ölüm anının sıkıntılarından, mahşerin, hesabın ve sıratın musibet ve felâketlerinden sana sığınıyoruz. Bizleri yalnızca Sana kul ve Peygamberine ümmet olarak yaşat ve mü'min olarak canımızı al; ahirette mekanımızı cennet eyle. Âmin!
Kur'an'a göre; dinler ikiye ayrılır: Allah'ın dini ve atalar dini. Atalar dini; geçmişten günümüze ve günümüzden geleceğe vahye yani tamamı itibariyle Allah'ın iradesine dayanmayan tüm şirk ve küfür dinlerini içine alır.
Dinleri, Hâlık'ın dini ve halkın dini ya da hakiki melik olan Allah'ın dini ve zalim kralların dini diye de ikiye taksim edebiliriz.
Her meselede ana fikre odaklanın, kişilere veya hikâyemsi detaylara değil! Çünkü; büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları, küçük beyinler ise kişileri konuşur!
Söylenen bir hakikati, kişiselleştirmeden, gereksiz şekilde sağa sola çekmeden mesaja odaklanmak aklıselim kişilerin amelidir.
Gereksiz, yersiz, zamansız, hikmetsiz ve usulsüz konuşulan her söz, yapılması gereken bir sâlih ameli engeller. Bu nedenle patavatsızlığın yani yersiz ve boş konuşmanın İslam'da yeri yoktur! Allah'a hamd, Rasûlüne salât ve selâm olsun.
"İnsanlar uykudadırlar, öldükleri vakit uyanırlar."
Bu sözün Arapçası şöyledir:
النَّاسُ نِيَامٌ فَإِذَا مَاتُوا انْتَبَهُوا
İmam Gazâlî, bu sözü, İhyâ, el-Munkızu Min'ed Dalâl gibi bazı kitaplarında senedsiz olarak Peygamberimizin sözü olarak nakletmiştir. el-Elbânî, bu sözün Hadîs olarak aslı olmadığını belirtmiştir. Irâkî, bu sözün Hz. Ali'ye nispet edildiğini söylemiştir. İbn-i Asâkir ise, bu sözü mevkûf olarak Hz. Ali'den rivâyet etmiştir. Meşhur olan görüşe göre bu söz, Hz. Ali b. Ebî Tâlib radıyallâhu anhu'ya nispet edilmektedir. (Silsiletü’l Ehâdîsi’d Daîfe, Mektebetü’l Meârif, No: 102, 1/219) Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Ey insanlar! İsmiyle müsemmâ güzel kullardan olunuz. İsimleri vasıflarına, sözleri özlerine, eylemleri söylemlerine uymayan kişilikte hareket tarzından sakınınız! Amelî ve i’tikâdî bakımdan nifâk içinde olmaktan şiddetle uzak durunuz! Yaptıklarınızı çok ve önemli sanıp kendinizi dev aynasında görmeyiniz! Az verip çok sanmayınız veya az verip çok söylemeyiniz ve başa kakmayınız. Bâtıl yolda olduğunuz halde kendinizi tezkiye edip/temize çıkarıp nefislerinizi aklamayınız. Kötü işlere devam ettiğiniz halde, iyi işler yaptığınız vehmine kapılmayınız! Geçmişte kınanmış olan zâlimlerin amellerini taklit etmeyiniz. Atalarınızın dinine değil, Allah'ın dinine tâbi olunuz. Halkın beğenisine değil, Hâlık'ın rızâsına tâlip olunuz. Sahte sevgi ve aşklarla kendinizi avutmayınız. Gerçek sevginin ve son Şerîat'in baş muallimi olan Hz. Muhammed aleyhisselâm'ın Sünnetini öğrenerek, en çok Allah'ı seven ve Allah'ın da kendilerini sevdiği gerçek sevenlerden ve sevilenlerden olmaya gayret ediniz! Fânî sevdâlarda yok olmak yerine, Bâkî olan Allah'a kulluk ile hayat bulunuz. Güzel konuşan, güzel yazan ve insanların dikkatini çeken kimseler olmaya değil, güzel amel işleyen Müslümanlar olmaya önem veriniz. Velev ki, insanlar sizin değerinizden gâfil bile olsa, siz Allah'ın sizi sevmesini önemseyiniz. Nefsinizden ya da neslinizden ilim ehli mübârek insanlar yetişmesi için çalışınız. Faydalanılan ilim, hayırlı zürriyet ve kalıcı hayırlar yapma uğrunda birbiriniz ile yarışınız. Mal biriktirme ve makam elde etme uğrunda değil, hayır yolunda koşuşturun. Velev ki, o yolda kimse olmasa dahi, siz o yolun müdâvimleri olunuz. İlim, hayatınızın ekseninde olsun. İlmi, sosyal aktivite, piknik zamanı veya çay sohbeti gibi gereksiz, "olsa da olur, olmasa da olur" türünden bir uğraş olarak görmeyiniz! İlim öğrenip, hem nefsinizi, hem neslinizi, hem de çevrenizdeki insanları ateşten kurtarmak için çalışınız, Allah'ın Âyetlerini insanlara teblîğ ediniz. İslâm'ı anlatmayı gereksiz bir iş olarak görmeyiniz. İnsanlara hitap ederken hikmet, güzel öğüt, güzel söz ve güler yüz ile yaklaşım gösteriniz. İnsanların patavatsızlıklarına tepkiniz, sizi âdil hareket etmekten uzaklaştırmasın. Devamlı sabırla, teennî ile, merhamet ve anlayış ile hareket ediniz. İmtihanın temel gayesinin yalnızca Allah'a iman etmek olduğunu asla aklınızdan çıkarmayınız. Bu ulvî gayeden uzaklaşmış olan insanların cehenneme gitmelerine engel olmak adına, onlarla güzel ilişkiler kurunuz. Asla nefsî bir tutum içine girmeyiniz. Câhiller sizi üzseler de, kırsalar da, haksızlık etseler de, yanlış konuşsalar da, siz doğru olunuz, doğruları konuşunuz. Tevhîd'siz bir hayatınız olmasın. Tevhîd'den habersiz insanların olduğu bir dünyada rahat uyku ve gamsız bir hayat yaşamak ancak gâfillerin işidir. Câhil olmaktan sakındığınız gibi, gâfil ve şuûrsuz olmaktan da sakınınız! Ve bi'l-netice, her konuda Allah'ın irâdesine boyun eğin ve ancak Müslümanlar olarak ölün! |
KATEGORİLER
27.07.2026Pazartesi
Son Yorumlar
Yusuf Semmak Videoda, dünyanın sonunda gerçekl Yusuf Semmak ☝ Allah Azze ve Celle buyur Yusuf Semmak ⏳ Ey İslâm Ümmeti! İlk vazi Yusuf Semmak ✍️ Derdin ilimse, im misafir Nice Yusuf Semmak 🔸 Rabbimiz, yolunu kaybed Yusuf Semmak Kadr Gecesi sebebiyle duâ ediyoru Yusuf Semmak Rabbimiz kalan ömrümüzü geçen ömr Yusuf Semmak ☝️ "Tâğûta ibâdet et Yusuf Semmak ✍ Sıla-i rahmin ömrü ve rız Yusuf Semmak BUNLAR HİÇ EŞİT OLUR MU?! 1- " Yusuf Semmak Arkadaşlar, videoyu paylaşalım! Yusuf Semmak Bu konuda üç Âyet-i Kerîme zikred misafir Thankks forr sharing your thought Oğuzhan Admin çok teşekkürler. İsmail Yüce ALLAH cc razı olsun sizden h Yusuf Semmak Ve aleyküm selâm kardeşim. Tâbi Bekir Yetginbal Canım kardeşim selamualeykum GÜN Bekir Yetginbal Ey Rabbim bu kulunun gayretlerini Mahmut Selamünaleykum Yusuf peygamberin Ufuk Çok güzel Şeyma Bu nadide soru ve cevapları için Ahmet Doyurucu bir yorum Teşekkürler Yusuf Semmak Son mısralar/dizeler hep "Lâm" ha Baraa Bence çoooook güzel bir site ali İlmî Arapça Sayfası http://www ali Faydalı Bir Maksud Programı http ali Faydalı Bir Emsile Programı http Yusuf Semmak BU DERSTE İŞLENEN BAŞLICA MEVZULA Derya Atan Ağzınıza, yüreğinize sağlık hocam Firdevs Sevgi inş güzeldit. misafir ⭐⭐⭐⭐& mustafa Abi çook teşekküür ederim |