Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
Ey insanlar! İsmiyle müsemmâ güzel kullardan olunuz. İsimleri vasıflarına, sözleri özlerine, eylemleri söylemlerine uymayan kişilikte hareket tarzından sakınınız! Amelî ve i’tikâdî bakımdan nifâk içinde olmaktan şiddetle uzak durunuz! Yaptıklarınızı çok ve önemli sanıp kendinizi dev aynasında görmeyiniz! Az verip çok sanmayınız veya az verip çok söylemeyiniz ve başa kakmayınız. Bâtıl yolda olduğunuz halde kendinizi tezkiye edip/temize çıkarıp nefislerinizi aklamayınız. Kötü işlere devam ettiğiniz halde, iyi işler yaptığınız vehmine kapılmayınız! Geçmişte kınanmış olan zâlimlerin amellerini taklit etmeyiniz. Atalarınızın dinine değil, Allah'ın dinine tâbi olunuz. Halkın beğenisine değil, Hâlık'ın rızâsına tâlip olunuz. Sahte sevgi ve aşklarla kendinizi avutmayınız. Gerçek sevginin ve son Şerîat'in baş muallimi olan Hz. Muhammed aleyhisselâm'ın Sünnetini öğrenerek, en çok Allah'ı seven ve Allah'ın da kendilerini sevdiği gerçek sevenlerden ve sevilenlerden olmaya gayret ediniz! Fânî sevdâlarda yok olmak yerine, Bâkî olan Allah'a kulluk ile hayat bulunuz. Güzel konuşan, güzel yazan ve insanların dikkatini çeken kimseler olmaya değil, güzel amel işleyen Müslümanlar olmaya önem veriniz. Velev ki, insanlar sizin değerinizden gâfil bile olsa, siz Allah'ın sizi sevmesini önemseyiniz. Nefsinizden ya da neslinizden ilim ehli mübârek insanlar yetişmesi için çalışınız. Faydalanılan ilim, hayırlı zürriyet ve kalıcı hayırlar yapma uğrunda birbiriniz ile yarışınız. Mal biriktirme ve makam elde etme uğrunda değil, hayır yolunda koşuşturun. Velev ki, o yolda kimse olmasa dahi, siz o yolun müdâvimleri olunuz. İlim, hayatınızın ekseninde olsun. İlmi, sosyal aktivite, piknik zamanı veya çay sohbeti gibi gereksiz, "olsa da olur, olmasa da olur" türünden bir uğraş olarak görmeyiniz! İlim öğrenip, hem nefsinizi, hem neslinizi, hem de çevrenizdeki insanları ateşten kurtarmak için çalışınız, Allah'ın Âyetlerini insanlara teblîğ ediniz. İslâm'ı anlatmayı gereksiz bir iş olarak görmeyiniz. İnsanlara hitap ederken hikmet, güzel öğüt, güzel söz ve güler yüz ile yaklaşım gösteriniz. İnsanların patavatsızlıklarına tepkiniz, sizi âdil hareket etmekten uzaklaştırmasın. Devamlı sabırla, teennî ile, merhamet ve anlayış ile hareket ediniz. İmtihanın temel gayesinin yalnızca Allah'a iman etmek olduğunu asla aklınızdan çıkarmayınız. Bu ulvî gayeden uzaklaşmış olan insanların cehenneme gitmelerine engel olmak adına, onlarla güzel ilişkiler kurunuz. Asla nefsî bir tutum içine girmeyiniz. Câhiller sizi üzseler de, kırsalar da, haksızlık etseler de, yanlış konuşsalar da, siz doğru olunuz, doğruları konuşunuz. Tevhîd'siz bir hayatınız olmasın. Tevhîd'den habersiz insanların olduğu bir dünyada rahat uyku ve gamsız bir hayat yaşamak ancak gâfillerin işidir. Câhil olmaktan sakındığınız gibi, gâfil ve şuûrsuz olmaktan da sakınınız! Ve bi'l-netice, her konuda Allah'ın irâdesine boyun eğin ve ancak Müslümanlar olarak ölün!![]() HAYATA DAİR! Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Ey insanlar! İsmiyle müsemmâ güzel kullardan olunuz. İsimleri vasıflarına, sözleri özlerine, eylemleri söylemlerine uymayan kişilikte hareket tarzından sakınınız! Amelî ve i’tikâdî bakımdan nifâk içinde olmaktan şiddetle uzak durunuz! Yaptıklarınızı çok ve önemli sanıp kendinizi dev aynasında görmeyiniz! Az verip çok sanmayınız veya az verip çok söylemeyiniz ve başa kakmayınız. Bâtıl yolda olduğunuz halde kendinizi tezkiye edip/temize çıkarıp nefislerinizi aklamayınız. Kötü işlere devam ettiğiniz halde, iyi işler yaptığınız vehmine kapılmayınız! Geçmişte kınanmış olan zâlimlerin amellerini taklit etmeyiniz. Atalarınızın dinine değil, Allah'ın dinine tâbi olunuz. Halkın beğenisine değil, Hâlık'ın rızâsına tâlip olunuz. Sahte sevgi ve aşklarla kendinizi avutmayınız. Gerçek sevginin ve son Şerîat'ın baş muallimi olan Hz. Muhammed aleyhisselâm'ın Sünnetini öğrenerek, en çok Allah'ı seven ve Allah'ın da kendilerini sevdiği gerçek sevenlerden ve sevilenlerden olmaya gayret ediniz! Fânî sevdâlarda yok olmak yerine, Bâkî olan Allah'a kulluk ile hayat bulunuz. Güzel konuşan, güzel yazan ve insanların dikkatini çeken kimseler olmaya değil, güzel amel işleyen Müslümanlar olmaya önem veriniz. Velev ki, insanlar sizin değerinizden gâfil bile olsa, siz Allah'ın sizi sevmesini önemseyiniz. Nefsinizden ya da neslinizden ilim ehli mübârek insanlar yetişmesi için çalışınız. Faydalanılan ilim, hayırlı zürriyet ve kalıcı hayırlar yapma uğrunda birbiriniz ile yarışınız. Mal biriktirme ve makam elde etme uğrunda değil, hayır yolunda koşuşturun. Velev ki, o yolda kimse olmasa dahi, siz o yolun müdâvimleri olunuz. İlim, hayatınızın ekseninde olsun. İlmi, sosyal aktivite, piknik zamanı veya çay sohbeti gibi gereksiz, "olsa da olur, olmasa da olur" türünden bir uğraş olarak görmeyiniz! İlim öğrenip, hem nefsinizi, hem neslinizi, hem de çevrenizdeki insanları ateşten kurtarmak için çalışınız, Allah'ın Âyetlerini insanlara teblîğ ediniz. İslâm'ı anlatmayı gereksiz bir iş olarak görmeyiniz. İnsanlara hitap ederken hikmet, güzel öğüt, güzel söz ve güler yüz ile yaklaşım gösteriniz. İnsanların patavatsızlıklarına tepkiniz, sizi âdil hareket etmekten uzaklaştırmasın. Devamlı sabırla, teennî ile, merhamet ve anlayış ile hareket ediniz. İmtihanın temel gayesinin yalnızca Allah'a iman etmek olduğunu asla aklınızdan çıkarmayınız. Bu ulvî gayeden uzaklaşmış olan insanların cehenneme gitmelerine engel olmak adına, onlarla güzel ilişkiler kurunuz. Asla nefsî bir tutum içine girmeyiniz. Câhiller sizi üzseler de, kırsalar da, haksızlık etseler de, yanlış konuşsalar da, siz doğru olunuz, doğruları konuşunuz. Tevhîd'siz bir hayatınız olmasın. Tevhîd'den habersiz insanların olduğu bir dünyada rahat uyku ve gamsız bir hayat yaşamak ancak gâfillerin işidir. Câhil olmaktan sakındığınız gibi, gâfil ve şuûrsuz olmaktan da sakınınız! Ve bi'l-netîce, her konuda Allah'ın irâdesine boyun eğin ve ancak Müslümanlar olarak ölün! Bu özlü girizgâhtan sonra, diğer nasihatlerimize geçebiliriz. İsmen İdrîs, amelen İblîs, konuşurken hatip, yaparken hatap olmayınız! Bu tip insanların cüsseleri gösterişli, konuşmaları da kendilerini dinlettirecek kadar câzip ve edebî bir üsluptadır. Oysa onlar, duvar yastıklarına yaslanarak oturan edebiyat parçalayan kimselerdir ki, Âyet-i Kerîme'de duvara dayatılmış kütüklere benzetilmişlerdir. Münâfikûn Sûresinin dördüncü Âyetinde geçen bu benzetme, onların ahlâkî durumlarını ve insânî erdemlerden soyutlanmış olduklarını ortaya koymaktadır. Onlar hiçbir işe yaramadıkları için, duvara dayatılmış oduna ve kütüğe benzetilmişlerdir. Kütük; kapı, pencere, masa vb. şeylerin yapımında kullanılırken, duvarlara dayatılmış odunlar hiçbir işe yaramamaktadır. Bahsi geçen Âyet, duvara, mindere, yastığa yaslanarak ilimsizce bol keseden konuşan, edebiyat yaparak insanları etkileyen ve hak adına faydalı hiçbir konuşma yapmadan, İslâm’ı çarpıtan kimselerin rûh hallerine dikkat çekmekte ve onlardan sakındırmaktadır. Âyette geçtiğine göre bu kimseler, her konuşmayı kendi aleyhlerinde sanacak kadar güvensiz ve tedirgin mizaçlı kişilerdir. Böyle kimselere, Âyetin sonunda Rabbimiz, قَاتَلَهُمُ اللَّهُ "Allah, onları kahretsin" diyerek beddua etmektedir. Çünkü onlar Tevhîd’den sapmakta ve insanları şirk’e ve küfre döndürmektedirler. İnsanları şirk’e ve küfre çağıran tüm çağrıcılar, hem "dâll" (sapan), hem de "mudill" (saptıran) oldukları için, bu bedduanın muhâtabıdırlar. Âyetin meâlini vererek, konumuza devam edelim: “Onları gördüğün zaman cüsseleri hoşuna gider. Söz söylerlerse, sözlerini dinlersin. Hâlbuki onlar (duvara dayandırılmış) keresteler gibidir. Her bir feryadı kendi aleyhlerine sanırlar. Asıl düşmanlar onlardır, sakın onlardan! Allah kahretsin onları! Nasıl da döndürülüyorlar?” (Münâfikûn: 4) Ey Allah’ın kulları! Kendinizi Hârûn görüp, Kârûnluk yapmayınız! Söz söylerken ashâbın sözlerini ama icraat ederken müşriklerin amellerini ortaya koymayınız! "Ben Firavun değilim" demek kolaydır ama "amelim, Firavunun ameline benzemiyor" demek gerçekten zordur! Halkın değil, Hâlık'ın dinine uyunuz! Halka değil, Hakk'a hizmet ediniz! Hakiki sevginin gerçek muallimi olan Hz. Muhammed'i hakikaten sevmeyen, onu tanımaktan ve onu örnek almaktan âciz olanlar, sahte sevgilerle ve yalancı sevdâlarla kendilerini avutmakta, dünyanın boş işleriyle avunmakta ve neticede aldanmaktadırlar! Yüce Allah bize güzel konuşan ve güzel yazan edîpler ve kâtipler olun, demedi! Rabbu'l Âlemîn bizlere, sadece kendisine kulluk yapmamızı ve sâlih amel işleyerek, sâlih bir kul olmamızı emretti. Güzel konuşmaya ve güzel yazmaya ayırdığınız zamandan fazlasını, güzel bir Müslüman olmaya ayırınız. Edîp, şâir, kâtip, filozof, bilim ya da film adamı olmayı değil, mü'min olmayı ve mü'min olarak Huzur-u Rahmân'a varmayı hedefleyiniz! İlim ehli olmaya ya da neslinizden gelen evlatlarınızın ilim ehli olarak yetişmelerine uğraş veriniz. İlmin olmadığı bir mekânı zulüm istilâ eder. İslâm, ancak ilimle vücut bulur. İslâm'a bağlılıktaki sadakatinizi ilme verdiğiniz değerle gösteriniz. Ama unutmayınız ki, siz ilme bütün vaktinizi vermezseniz ilim size hiçbir şey vermez. Bu konuda alimler aynı manayı tazammun edecek şekilde, farklı lafızlarla çok sözler sarf etmişlerdir. Bir tanesini zikretmek isteriz: الْعِلْمُ لا يُعْطِيكَ بَعْضَهُ إلاَّ إذَا أعْطَيْتَهُ كُلَّكَ، فَإذَا أعْطَيْتَهُ بَعْضَكَ لَمْ يُعْطِكَ شَيْئًا. “Bütün zamanını ilme vermedikçe, ilim sana bir kısmını bile vermez. İlme, zamanının bir kısmını verirsen, o sana hiçbir şey vermez.” Yani sen, ilme tüm zamanını verirsen, ilim sana az bir şey verir. Sen, ilme az zamanını verirsen, o sana hiçbir şey vermez. Bu nedenle, ilimle meşguliyeti hobi olarak görmeyiniz. Boş zamanlarda ilimle uğraşarak, ilmi -size göre- yapacak daha önemli işleriniz olmayan vakitlere sıkıştırmayınız! İlim asla kuma kabul etmez. İlme, sevdânızı ispat etmelisiniz, ona tüm zamanınızı ayırmalısınız ki, o da size bazı güzelliklerini açsın. Hayatınızın odak noktasında; işlerin başında, ortasında ve sonunda ilim olmalıdır. İlim; "teallum" demektir ki sabır, azim, fedakârlık ve istikrâr ister. Teallum; yapısı itibariyle "tekellüf" ifade eder yani ilim, bab bab, bölüm bölüm, kısım kısım, mesele mesele yani parça parça şekilde sabırla, sebatla, külfete girerek, zorluklara ve zahmetlere katlanarak, sıkıntılara göğüs gererek, Allah rızâsı için tahsîl edilir. Teblîğ; Allah'a çağırmak demektir; bağırmak değildir! Çağırma ile bağırma arasında kalın bir çizgi vardır. O çizgi, hikmet çizgisidir. Çağrı, çağırma; akıl sahiplerine, bağırma ise hayvânâta yapılır! Hikmetle söz söylemeye "teblîğ" denirken, hikmetsiz konuşmaya "patavatsızlık" denilir! Dinsizleri dine çağırmak ne kadar önemli ise, hikmet, güzel öğüt ve yumuşak söz söylemek de o kadar önemlidir. Bunlarsız konuşmaya "densizlik" denir. "Dinsiz" olmaktan da "densiz" olmaktan da sakınınız! Birincisi inançsızlığı, ikincisi de ahlâk ve edepten mahrûmiyeti ifade eder. Câhiliyyeden İslâm'a geçiş Tevhîd ile olur. Tevhîd; sâlih ameller ve güzel ahlâk ile korunabilir. İslâm'ın akîdesini alıp, ahlâkından uzak durmak ciddi bir tutarsızlıktır. Bu tutarsız hâl, gelecekte sahibini korkunç bir girdabın içine alıp, neticede azâba sürükleyebilir. İslâm'ı bir bütün olarak almamanın sonuçları korkunç olabilir. Bu sözler, ümitsizliğe değil, şuûrlanmaya sevk edici olmalıdır. Kul, devamlı ümit ve korku arası bir hâlet-i rûhiyye ile hareket etmelidir. Allah'tan ümit kesmemek ne kadar önemli ise, sâlih amellerde yarışarak, Rabbimizin rahmetini ummak da o kadar önemlidir. İ'tikâd ve sosyal yaşantıda i’tidâlden sapmayınız! Selâmet yolu; Kur'ân ve Sünnet'e uyarak, her meselede Peygamberi ve ashâbını örnek almaktır. Atalara ve geleneklere uyarak, çağlara göre uydurulmuş ahlâk ve değerler manzûmelerine uymak, ileri görüşlülük veya medenî olmak anlamına gelmez! Atalar dinine uymak, gericiliktir! Kurtuluş ise, ancak Allah'a kulluk ile mümkündür. Allah'a kulluk; evrenin yaratıcısının dışında ululanan tüm sahte ma'bûdları reddederek, kullara kulluktan kurtulmak, sadece Allah'a iman ederek, bu iman üzere sâlih amel işlemek, Allah'ın zâtı, sıfatları, fiilleri, hükmü, irâdesi ve rızâsı dışında büyük kabul etmemek "Allahu Ekber/Allah en büyüktür" diyerek, her meselede Allah'ı büyüklemek ve O'nun ne indirdiğine ve ne dediğine başvurarak hareket etmek demektir. Rabbim, râzı olduğu kullarından eylesin. Rabbinden gâfil olanları hidâyete, dosdoğru yola iletsin. Âmîn. Yusuf Semmak |
KATEGORİLER
23.04.2026Perşembe
Son Yorumlar
Yusuf Semmak ⏳ Ey İslâm Ümmeti! İlk vazi Yusuf Semmak ✍️ Derdin ilimse, im misafir Nice Yusuf Semmak 🔸 Rabbimiz, yolunu kaybed Yusuf Semmak Kadr Gecesi sebebiyle duâ ediyoru Yusuf Semmak Rabbimiz kalan ömrümüzü geçen ömr Yusuf Semmak ☝️ "Tâğûta ibâdet et Yusuf Semmak ✍ Sıla-i rahmin ömrü ve rız Yusuf Semmak BUNLAR HİÇ EŞİT OLUR MU?! 1- " Yusuf Semmak Arkadaşlar, videoyu paylaşalım! Yusuf Semmak Bu konuda üç Âyet-i Kerîme zikred misafir Thankks forr sharing your thought Oğuzhan Admin çok teşekkürler. İsmail Yüce ALLAH cc razı olsun sizden h Yusuf Semmak Ve aleyküm selâm kardeşim. Tâbi Bekir Yetginbal Canım kardeşim selamualeykum GÜN Bekir Yetginbal Ey Rabbim bu kulunun gayretlerini Mahmut Selamünaleykum Yusuf peygamberin Ufuk Çok güzel Şeyma Bu nadide soru ve cevapları için Ahmet Doyurucu bir yorum Teşekkürler Yusuf Semmak Son mısralar/dizeler hep "Lâm" ha Baraa Bence çoooook güzel bir site ali İlmî Arapça Sayfası http://www ali Faydalı Bir Maksud Programı http ali Faydalı Bir Emsile Programı http Yusuf Semmak BU DERSTE İŞLENEN BAŞLICA MEVZULA Derya Atan Ağzınıza, yüreğinize sağlık hocam Firdevs Sevgi inş güzeldit. misafir ⭐⭐⭐⭐& mustafa Abi çook teşekküür ederim Medine Cenetin kapısın geçmek istiyom Yusuf Semmak Namazda Salli-Bârik okurken, Peyg |