Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
DERS VİDEOLARI ARŞİVİ
NOT DEFTERİ
Orijinal kavramlarımızı terk etmemeliyiz. Genel olarak, ifade ve anlatımda kendi öz kavramlarımıza dönmeliyiz. Yeni kelimeleri gerektikçe kullanmalıyız ya da bazı yerlerde parantez içerisinde vermeliyiz. Ama ne tuhaftır ki, dilimize sonradan giren kelimeler asıl metinde geçerken, asırlardır kullanılan Eski Türkçe, Arapça ve Farsça karşılıkları parantez içerisinde verilmektedir. İşte ne zaman bu dediğimiz tersine dönerse daha doğrusu aslî şekline avdet ederse, dil konusunda belirli bir merhale kat edildiğinden söz edilebilir. Maalesef ki, son yıllarda hızlanan teknolojiyle beraber, yazılı ve sesli iletişim şeklimiz de, zamandan kazanmak ya da kelimelerin aslını araştır(a)mamak gibi nedenlerle dejenere olmaktadır. Günümüzdeki toplumsal yapı içerisinde okuma alışkanlığı yitirilmiştir. Bu nedenle de çocuklar ve gençler, ana dillerini olumsuz toplumsal etkileşim sebebiyle yüzeysel olarak öğrenmektedirler ve dillerinin gramatik yapısından habersiz bulunmaktadırlar. Oysa gramer kuralları öğrenilmeyen bir dilin bilindiği iddia edilemez. Günlük hayatta, hayatı idâme ettirecek kadar kelimeyle konuşuyor olmak, o dilin bilindiğini göstermez. Zira “anlaşma” sadece kelimelerle olmaz; işâret ve vücut diliyle de anlaşma imkânı bulunmaktadır. Oysa “dil bilmek” çok daha farklı bir mefhumdur. Dilin bütünlüğüne hâkim olmadan birkaç yüz kelime ile birbirinin tekrarı sayılabilecek bazı cümleleri kuruyor olmak, sağlıklı iletişim için kifayet etmez. Hele de Türkçe dilinin dînî, tarihî, kültürel, toplumsal, siyasi ve psikolojik alt yapı zenginliklerine muttali olmamak, Türkçe’nin değil, bu dili bilmeyenlerin noksanlığıdır. Özellikle Türkçe’nin içerisinde bulunan Arapça, Farsça ağırlıklı tarihî kökleri olan kelimeleri öğrenmek zaruridir. Türk-İslâm medeniyetlerinin birbirleriyle etkileşimlerinin meyveleri olan kelimelere, deyimlere ve vecizelere sahip çıkmamak ve onları dışlamak dile ve kültüre karşı ciddi bir taassuptur. Bu davranış asla makul kabul edilemez. Dilin aslına sahip çıkarak yani zenginliğini budamadan, bugün itibariyle Batı orijinli kelime ve kalıplar da alınabilir. Bunda bir sakınca yoktur. Yeter ki gelenin hatırına “var olan” dışlanmasın. Her Müslüman'ın, ana dili dışında Kur’ân dili olan Arapça’nın yanı sıra mutlaka yaygın olan bir dünya dilini daha öğrenmesi gerekir. Bir üniversitenin yaptığı araştırmaya göre, herhangi bir Türk insanının günlük konuştuğu ortalama kelime sayısı, 400 kelimeyi geçmemektedir. Bazı yörelerde bu ortalama oldukça düşüktür. Oysa İngiltere’de bu ortalama iki bin kelimeyi bulmaktadır. Bir insan, kendi ana diline bu kadar fakirse, artık onu başka bir fakirlik yıkamaz sanırız. Buna bir "dur" demek; özellikle yeni neslin görevidir. Yoksa bir nesil sonrakiler, öncekileri anlayamaz halde olacaklardır. Dil; geçmişten günümüze ve günümüzden geleceğe köprü rolü üstlenmektedir. Aynı asırda bile kuşaklar arası çatışma ve anlaşmazlıklarda dilin önemi inkâr edilemez! Bu nedenle dile karşı gösterilmesi gereken hassasiyet adına, Türkçe’nin bazı kâidelerini hatırlatmak istedik. Biz, pratik bilgilerle okuyucuya yardımcı olmak amacıyla teferruatlara girmedik. Çünkü bazen ihtiyaçtan fazla bilgi, öğrenme ve okuma iştiyâkını azaltmaktadır. Bu bakımdan, çalışmamızın daha detaylı çalışma yapmak isteyenlere de vesile olmasını temenni ederiz.
Bağlantı | kategori: TÜRKÇE | tarih: 21/01/2014 | Yorum(2) | Yorum yaz
"Ünsüz sertleşmesi" ve "ünsüz yumuşaması" konularına geçmeden önce, sert ve yumuşak ünsüzleri bilmek gerekir. Sert Ünsüzler: Önce sert ünsüzleri öğrenelim. "Fıstıkçı Şahap" sözcüklerinde geçen tüm ünsüzlerdir. Sert ünsüz harfler kendi aralarında iki kısma ayrılır: a) Sürekli sert ünsüzler: s, ş, h, f b) Süreksiz sert ünsüzler: p, ç, t, k Yumuşak Ünsüzler: Yumuşak ünsüzler de kendi aralarında iki kısma ayrılır: a) Sürekli yumuşak ünsüzler: ğ, j, l, m, n, r, v, y, z b) Süreksiz yumuşak ünsüzler: b, c, d, g
Bağlantı | kategori: TÜRKÇE | tarih: 21/01/2014 | Yorum(11) | Yorum yaz
Günümüz Türkçe'sinin şu anki durumunu anlamak için, 1942'de vefat eden Elmalılı tefsirinin sahibi Muhammed Hamdi Yazır'ın eserini aslından okumaya çalışmanız yeterlidir. Okuyup anlayabiliyor musunuz? Hayır! Oradaki kelimelerin belki de en iyimser yaklaşımla %60'ını hiç bilmiyorsunuz! Oysa onun vefat tarihi ya babanızın, ya annenizin, ya dedenizin yahut da nenenizin doğum tarihidir değil mi? Bazılarınız “dedem onun çağdaşıdır” diyebilirsiniz. Bu kadar kısa zamanda Türkçe'mize ne oldu da can damarları budandı? İsterseniz, meşhur “Büyük İslam İlmihali” isimli eserin yazarı Ömer Nasuhi Bilmen'in Kur'an mealini okuyun. Kur'an anlaşılsın diye, Türkçe'ye çevrilen Kur'an Mealinde saymakla bitmeyecek şekilde anlamadığımız, hatta hiç duymadığımız kelimeler bulunmaktadır! O da, 1971'de vefat etti. Onun yaşadığı dönemde belki çoğunuz doğmuştunuz. Abiniz, amcanız, dayınız, halanız, teyzeniz ise Ömer Nasuhi'nin çağdaşıdır. Maalesef ki, bu yakınlarınız dahi o dönemin diline köprü olamamışlardır!
Bağlantı | kategori: TÜRKÇE | tarih: 21/01/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz
Geçmişteki Dedelerimiz ve Bizim Şu Anki Halimiz: Geçmişte, bizi biz yapan yardımlaşma, paylaşma, fedakârlık, ikram, infâk, sadaka, iyilik, birlik ve beraberlik gibi hassalarımızı neredeyse kaybetmek üzereyiz… Eski çağlarda dedelerimiz, "ağaçların dallarını kırmadıktan sonra, bahçemizden kim ne yerse helaldir; sadakamız olsun" derlerdi. Ahireti düşünen bir nesil böyle olur. Ama ahiret inancı zayıflayınca "parayı veren düdüğü çalar" nesli türedi. "Alman usulü" hareket eden, çıkarcı birliktelikler hortladı! Bizim çocukluğumuzda, bahçelerin kapısının önünde destinin içinde soğuk su, yanında da maşrapa bulunurdu. Yoldan geçen susamış yolcular su içerler ve bahçe sahibine dua ederlerdi. Dağlarda davarların, vahşi hayvanların ve kuşların su içmeleri için su yalakları yapılırdı. Issız dağlarda bu su yalaklarıyla devamlı akan çeşmelerle karşılaşan, sıcaktan ter içinde kalmış ve yorgunluktan bitap düşmüş bir çobanın, avcının ya da dağa gezintiye çıkmış bir kimsenin memnuniyetini ve oradan su içince canı gönülden yapacağı duayı hiç düşündünüz mü? Sizin için, böylesine içten ve samimiyetle kaç insan dua etti dersiniz? Yoksa bu fırsatları tepiyor muyuz acaba? Ayrıca hatırladığım şeylerden birisi de, dağların ıssız yerlerine yani medeniyetten oldukça uzak noktalarına meyve ağaçları dikilirdi ve oralardan geçen her kim varsa; o meyvelerden yer ve o ağacı dikene dua ederdi. İşte ecdâdımızın sadaka-i câriye konusundaki hassasiyetleri...
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 20/01/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz
Allah’ım, sana hamdederek başlıyoruz. İnsanlığa kurtuluş yolunu göstermesi için gönderdiğin Hz. Muhammed aleyhisselâm’a, onun temiz ailesine, güzide ashabına salât ve selâm gönderiyoruz. Bizleri esâtîru’l-evvelîn’den yani bizden önceki câhil toplumların üstûre’lerinden, efsânelerinden, mitolojilerinden, menkıbelerinden, masallarından, hikâyelerinden, kıssalarından, ilim ve hikmetten yoksun satırlarından, yazdıklarından, çizdiklerinden, söylediklerinden, yaptıklarından, ferdî, ailevî ve sosyal değer yargılarından, geleneklerinden, âdetlerinden, alışkanlıklarından ve modalarından muhafaza eyle! Ey kalpleri bir halden başka bir hale çekip çeviren Allah’ım! Kalplerimizi Dîn-i İslâm üzere sâbit kıl. Doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi bâtıl’a kaydırma! Bize katından rahmet bağışla; bizi ve bizden önce yaşamış tüm mü'min kardeşlerimizi mağfiret eyle. Allah’ım, sen affedicisin, affı seversin, bizleri de affet! Senin her şeye gücün yeter! Bu yazımızda, Hz. Hızır’ın şu an itibariyle hayatta olup olmadığını, Allah’ın izniyle, açıklamaya çalışacağız. Doğrular Allah’tandır. Rabbim hepimizi doğrulardan kılsın.
Bağlantı | kategori: TEFSİR | tarih: 19/01/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz
Allah'ın, kullarının irâdî fiilleri açısından imtihan esnasında neler yapacaklarını bilemeyeceğini söyleyenlere Kur'an Ayetleriyle cevap verdiğimiz reddiyedir... İki bölümden oluşan cevabımızda; ilk bölümde, Allah'ın bütün gaybları bildiğini, Leheb Sûresi ile ispatladık. İkinci bölümde ise, birçok Ayet ile Allah'ın hem kullarının nasıl yaşayacaklarını, hem de her şeyi hakkıyla bildiğini muhkem Ayetlerle ortaya koyduk. Yazımızda, kader konusunu yanlış yorumlayarak, Allah'ı bilgisizlikle itham etme ve O'na sıfatlarında noksanlık izâfe etme şirk'ine dikkat çekerek, Allah'ın kullarını bundan sakındırdık. Konu; imânî bir mesele olduğu için en önemli mevzulardan birisi belki de birincisi olduğu aşikârdır. Ayrıca Allah'ın bütün gaybları bildiğine dair Ayetler serdederken, o Ayetlerin zaman zaman açıklamalarına da girdik. Mesela; Hızır kıssasını izah ederken, Hızır'ın insan mı yoksa melek mi olduğuna dair izahatlar gibi. Bu noktadaki açıklama boyutu da, araştırmacı kardeşlerimizin ufkunu açacaktır diye düşünüyor ve dua ediyoruz.
Bağlantı | kategori: PDF&KİTAP İNDİR | tarih: 17/01/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz
Geçmişte, şimdi ve gelecekte her şeyden haberdar olan, ilminde, kudretinde, hikmetinde hiçbir noksanlık bulunmayan, ilmin kaynağı olan, gizli ve açık her şeyi bilen, kullarından asla gâfil olmayan, el-Alîm, es-Semi’, el-Basîr, el-Latîf, el-Habîr, er-Rakîb, el-Azîz, el-Kadîr, el-Muktedir, Allâmu’l Ğuyûb isimlerinin sahibi olan, noksanlıklardan münezzeh ve ekmel sıfatlarla muttasıf olan Yüceler Yücesi Allah Sübhânehu ve Teâlâ’ya sonsuz hamd-ü senâlar olsun. Bir saat sonra kendisinin ne yapacağını ya da kiminle evleneceğini Allah’ın bilemeyeceğini söyleyen mealcilere ve Kur’an’ın Arapça metni üzerinden ‘Kur’ancılık’ yapan modern zâhiriciliğe, Kur’an-ı Kerim’den cevaptır...
Bağlantı | kategori: REDDİYELER | tarih: 17/01/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz
Allah’a hamd ve Rasûlüne salavât ile söze başlarız. Bu sözü bazı şahıslar, videolarda konuşmaktadırlar. Bazı insanlarca, İmam Mevdûdî ve Seyyid Kutub aleyhinde bazı yersiz sözler edilmektedir. Biz, izleyenlerin malumu olan o konuşmada geçen bir iftira'ya cevap vermekle yetinmek istiyoruz ki, zaten ondan sonra, bu tarz konuşmaların temelsiz, asılsız ve mesnetsiz, kuru laf kalabalığı olduğu herkesçe anlaşılacaktır! Dinleyince –şaşırma anlamında- şok olmamak elde değil! Onlara deriz ki… Ne iftira’dan, ne de iftiracılardan haz eden birisi olarak, bu duruma ne denebilir ve nasıl karşılık verilebilir acaba? Yalan bir söz zaten güneşin altındaki kardan adam gibi erimeye ve yok olmaya mahkumdur aslında... Yine de birkaç cümle söylemek icap eder...
Bağlantı | kategori: REDDİYELER | tarih: 17/01/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz
"Emanet ve Vasiyet" konularında PDF formatında açıklamalar...
Bağlantı | kategori: PDF&KİTAP İNDİR | tarih: 16/01/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz
Allah’a hamd ve O’nun Rasûlüne Salât-u Selâm olsun. Bu yazımızda ana hatlarıyla emanet ve vasiyet kavramları üzerinde duracağız. Bazı sorulara cevaplar arayacağız: Emanet ne anlama gelir ve neler emanettir? Vasiyet nedir ve nasıl olmalıdır? Emanetleri ve vasiyetleri nasıl eda etmeliyiz? Emanet; bir kimseye koruması için bırakılan maddî ve manevî hak demektir. Emanete, emanet sahibinin haklarını zâyi etmeyecek şekilde vefâlı olmak gerekir. Peygamberlerin ortak sıfatlarından bir tanesi de yine emanettir. Allah’ın elçileri, Allah’tan aldıkları Ayetleri, gizlemeden ve değiştirmeden insanlara tebliğ etmişler ve açıklamışlardır. Geniş anlamda Allah’ın tüm tekliflerine emanet denir. Allah’ın insanlara yüklediği sorumluluklar da emanettir. Peygamberimiz, nübüvvetten önce toplum içinde “el-Emîn” yani “güvenilir ve emanete vefâ gösteren kimse” olarak tanınmaktaydı. Herkes çekinmeden emanetlerini Peygamberimize teslim ediyorlardı. Emanete riâyet etmek, mü’minlerin de bir sıfatıdır. “Onlar emanetlerine ve ahitlerine riâyet ederler.” [Münâfikûn: 8] Dost düşman herkesin “Emîn” kabul ettiği bir Peygamberin ümmetine emanetlere karşı  güvensiz bir tavır içinde olması kabul edilemez.
Bağlantı | kategori: FIKIH | tarih: 16/01/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz

20.04.2026Pazartesi
Son Konular .: 147- İnşikak Suresi (Seri' Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 146- İnfitar Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 145- Alimlerden Birine Soruldu! | Yusuf Semmak
.: 144- Sabah-Akşam Zikirleri | Yusuf Semmak
.: 143- Fecr Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 142- Abese Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 141- Ğaşiye Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 140- Leyl Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 139- Şems Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 138- Fatiha ve 10 Kısa Sure (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 137- Tarık Sûresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 136- Beled Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 135- Nebe Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 134- Hümeze Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 133- Beyyine Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 132- Alak Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 131- Duha Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 130- A'la Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 129- Buruc Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 128- Tekvir Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 127- Hasta İçin Okunacak Dualar! | Yusuf Semmak
.: 126- Her Köşeye ve Her Kişiye Tevhid'i Duyurun! | Yusuf Semmak
.: 125- Ru'yetullah'ı Reddedenlere Reddiye! | Kesitler-3 | Yusuf Semmak
.: 124- Kelime-i Şehadet Nedir? | Kesitler-2 | Yusuf Semmak
.: 123- Tağutu İnkar Etmek İmanın Şartıdır! | Yusuf Semmak
.: 122- Zerre Kadar İman Nedir? | Kesitler-1 | Yusuf Semmak
.: 121- Alın Yazgısı, Kader | Yusuf Semmak
.: 120- İlim Ne İçindir? Kimlere İlim Ehli Denir? | Yusuf Semmak
.: 119- Tekfircilik! | Yusuf Semmak
.: 118- Kur'an ve Sünnet'in Arasını Ayırma! | Yusuf Semmak
.: 117- Tevhid'i Nasıl Anlamalıyız? | Yusuf Semmak
.: 116- Sosyal Medyada Ne Paylaşalım? | Yusuf Semmak
.: NASİHATLER 17
Son Yorumlar
Yusuf Semmak
⏳ Ey İslâm Ümmeti! İlk vazi
Yusuf Semmak
✍️ Derdin ilimse, im
misafir
Nice
Yusuf Semmak
🔸 Rabbimiz, yolunu kaybed
Yusuf Semmak
Kadr Gecesi sebebiyle duâ ediyoru
Yusuf Semmak
Rabbimiz kalan ömrümüzü geçen ömr
Yusuf Semmak
☝️ "Tâğûta ibâdet et
Yusuf Semmak
✍ Sıla-i rahmin ömrü ve rız
Yusuf Semmak
BUNLAR HİÇ EŞİT OLUR MU?! 1- "
Yusuf Semmak
Arkadaşlar, videoyu paylaşalım!
Yusuf Semmak
Bu konuda üç Âyet-i Kerîme zikred
misafir
Thankks forr sharing your thought
Oğuzhan
Admin çok teşekkürler.
İsmail
Yüce ALLAH cc razı olsun sizden h
Yusuf Semmak
Ve aleyküm selâm kardeşim. Tâbi
Bekir Yetginbal
Canım kardeşim selamualeykum GÜN
Bekir Yetginbal
Ey Rabbim bu kulunun gayretlerini
Mahmut
Selamünaleykum Yusuf peygamberin
Ufuk
Çok güzel
Şeyma
Bu nadide soru ve cevapları için
Ahmet
Doyurucu bir yorum Teşekkürler
Yusuf Semmak
Son mısralar/dizeler hep "Lâm" ha
Baraa
Bence çoooook güzel bir site
ali
İlmî Arapça Sayfası http://www
ali
Faydalı Bir Maksud Programı http
ali
Faydalı Bir Emsile Programı http
Yusuf Semmak
BU DERSTE İŞLENEN BAŞLICA MEVZULA
Derya Atan
Ağzınıza, yüreğinize sağlık hocam
Firdevs Sevgi
inş güzeldit.
misafir
⭐⭐⭐⭐&
mustafa
Abi çook teşekküür ederim
Medine
Cenetin kapısın geçmek istiyom
Yusuf Semmak
Namazda Salli-Bârik okurken, Peyg
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM