Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
DERS VİDEOLARI ARŞİVİ
NOT DEFTERİ
1) Zihnimizi ve kalbimizi meşgul edecek şeylerden uzaklaşmak. Namaz kılınan yerin sessiz, huzurlu ve rûhu arındırıcı bir manevi ortam olmasına dikkat etmek; yoksa, böyle bir ortamı sağlamaya çalışmak.
Bağlantı | kategori: FIKIH | tarih: 26/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
Rabbimiz: “Ey iman edenler, Allah’ı çokça zikredin” [2] buyurmaktadır. Abdullah b. Büsr anlatır: Adamın birisi: “Yâ Rasulallah, İslâm’ın nafile ibadetleri bana ağır geldi. Bana, devamlı yapabileceğim bir şey söyle ki ona sımsıkı sarılayım” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah aleyhisselâm: “Dilin devamlı Allah’ın zikriyle ıslak kalsın” [3] buyurdu. Kıyâmetin önemli alametlerinden birisi olan, ilmin ortadan kaybolup cehâletin artması ve ehil olmayan kişilerin hayatın her sahasında iş başına gelmesiyle İslâm’ın tüm değerlerine saldırılar olmuş ve İslâm’ın bir çok kelimeleri üzerindeki farklı yorum ve yaklaşım tarzları sonucu, insanlar din şemsiyesi altında fırka fırka olmuşlardır. Allah’tan gelen vahyi, Allah ve Rasûlünün iradesine uygun anlamak yerine, kendilerince kolay olanı tercih etmişler ve ayetler ile hadisleri kendi akıl ve anlayışlarına göre yorumlamışlardır. Oysa rahmet sahibi Rabbimiz bizlere bildirdiği buyruklarını bizzat kendisi açıklamış ve hiçbir kimseye dinine ilave ve eksiltmelerle müdahale hakkı tanımamıştır. İçi boşaltılan, manası daraltılan ve diğer dinî vecibelerle ilgisi kesilen Kur’anî kavramlardan birisi de, hiç şüphe yok ki zikir kavramıdır.
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 26/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
Bu yazımızda, son elçi olan Hz. Muhammed aleyhisselâm Efendimize itaat etmenin ve ona ittibâ etmenin farziyeti üzerinde duracağız. Fakat uzun cümleler yerine kısa ve özlü ifadeler seçtik ki, okuyucu sıkılmasın ve meselenin özünü, hakikatini bir çırpıda anlasın. Öncelikle, bu konuda bilgisi olmayanları da hesaba katarak, üzerimizdeki cahiliyye tortularını ve tozlarını silkeleyecek olan, çarpıcı bir Ayet-i Kerime ile söze başlayalım: "Peygambere itaat eden gerçekten Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse; zaten Biz seni onların üzerine koruyucu (gözetleyici) göndermedik." (Nisâ: 80)
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 25/11/2012 | Yorum(1) | Yorum yaz
“Tekfîr ve Tekfîrcilik Meseleleri 1” başlıklı yazımızda, tekfîr ve tekfîrcilik kavramlarının arasını ayırmıştık, tekfîrciliğin tarihi sürecine dikkat çekerek, tekfîrcilik fitnesinden sakındırmıştık. O yazımızda kullanılan tabirleri doğru anlamakta fayda vardır. Çoğu zaman insanları, ifadelerde geçen kelimelere yüklenen anlamlar şaşırtıyor. Normalde “tekfîr, tekfîr konusu, tekfîr meselesi” gibi ifadeler meşru' tabirlerdir; “tekfîrcilik, tekfîr fitnesi” gibileri mezmûmdur. Kısa ve anlaşılır birkaç noktaya temas etmek gerekirse; -daha önce de belirttiğimiz gibi- tekfîr konusu prensip olarak âlimlere ve ehil olanlara havale edilmelidir. Müslümanlar iman esaslarını bilmeye öncelik vermelidirler. Bu durumda imanın zıddı olan küfrün mâhiyeti ve kâfirlerin sıfatları da anlaşılacaktır. Ama birebir “falan adam kâfirdir” gibi yaklaşımlardan uzak durmak gerekir. Bunun yerine “şu fiili işlemek küfürdür” yaklaşımı daha isabetlidir. Çünkü, akîdevî ilkelerin fertler üzerinde varlığının ya da yokluğunun tespiti, ilim gerektirir. Bedenen ya da rûhen hasta olan bir kimsenin hastalığının ve mâhiyetinin tespit ve teşhisinin tıp bilgisi gerektirdiği gibi.. Nasıl ki, doktor olmayan bir kişiye hastamızı emânet etmezsek ve ehliyetsiz kimsenin tıp bilgisine güvenmezsek; İslâm’ı ve insanı tanımayan, ilmî ehliyeti bulunmayanların da “şu kâfirdir, şu mü’mindir” şeklindeki yaklaşımlarına itibar edilmez!
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 25/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
Tekfîr; Müslüman olarak bilinen bir kimsenin Tevhîd akidesine aykırı inanç, söz ve fiillerinden dolayı küfrüne hükmedilmesi demektir. Yani o kimseye “kâfir” demektir. Tekfîrin şartları oluşup, engelleri tamamen ortadan kalktığı bir durumda küfür hükmünü vermek zaruridir. Bu hüküm, aynen Allah’ın diğer hükümleri gibi İlâhî hükümlerdendir. Allah’ın dinine göre kâfire “kâfir”, Müslümana da “Müslüman” demek farzdır. Kâfir’e “kâfir” demek, Müslüman olan bir kişiye “Müslüman” demek gibi bir durumdur. Biz nasıl ki, iman edenleri “Mü’min” ve “Muvahhid” diye isimlendiriyorsak; inancı bozuk olanları da “müşrik” diye isimlendiririz. Fakat ulu orta birilerine kâfir demek doğru değildir! Şuna da dikkat edelim; tekfîr işi, ehliyetsiz kimselerin ağzında sakız olmamalıdır! Çünkü tekfîr meselesini bilmeden yapılan nitelemeler, tekfîrcilik olacaktır. Bu da bir tür hastalıktır! Avamın bu konuyu tam olarak bilmesi mümkün değildir. Belki bir kısım meseleleri bilir ama bu yetmez! Bu konuda cür’etkâr olmaktan sakınılmalıdır! İslâmî ilimleri, İslâm akidesini, usûlü, insanların içinde bulunduğu şartları ancak ilim ehli bilir. Her konuda olduğu gibi; gerekli durumlarda tekfîr konusunda da âlimlere müracaat etmek gerekir.
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 25/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
Her türlü noksanlıktan ve âcizlikten münezzeh ve kemâl sıfatlara sahip olan, Rahmân, Rahîm, Azîz ve Celîl olan Rabbimize hamd olsun. İlimlerin en üstünü olan Tevhîd konusunda Kur’ân ve Sünnet istikâmetinde özlü açıklamalar yapmak istiyoruz. “Ben gücümün yettiği kadar ıslâhtan başkasını istemem. Benim başarım ancak Allah iledir. Ben yalnız O’na güvenip dayandım ve yalnız O’na dönerim.” (Hûd: 88) "Allah, kendisinden başka ilâh olmadığını, adâleti ayakta tutarak açıkladı. Melekler de, ilim sahipleri de (buna iman ettiler). O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Mutlak gâliptir, Hakîm'dir." (Âl-i İmrân: 18) KELİME-İ TEVHÎD, LÂ İLÂHE İLLALLAH CÜMLESİNİN ÖZLÜ İFADESİDİR. BU KELİMENİN ANLAMINI BİLEREK VE İMAN EDEREK SÖYLEYEN YANİ KALBEN ŞÜPHE ETMEDEN İ’TİKÂD EDEN VE BU AKÎDEYİ BOZUCU AMEL, SÖZ, DÜŞÜNCE VE İNANÇLARDAN UZAK DURAN, ŞİRKİN HER ÇEŞİDİNDEN VE TÂĞÛTLARIN HER CİNSİNDEN SAKINIP, HER KONUDA MUTLAK OLARAK ALLAH'A İTAAT EDEN KİMSEYE MUVAHHİD (BİRLEYEN) DENİR. BİR KİMSE MUVAHHİD OLMADIKÇA, ŞİRKTEN KURTULAMAZ, MÜ'MİN OLAMAZ! Tevhîd'in anlamının bilinmesinin zaruretini ifade eden Kur'ânî bir delil vermek gerekirse; Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: "Bil ki, Allahtan başka (ibâdete layık) hiçbir ilâh yoktur." (Muhammed: 19)
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 25/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
Arapça'da, muhâtabımızın durumuna göre farklı üsluplar tercih ederiz. Özetle söylemek gerekirse, karşımızdaki kişi ya bize inanan ve sözlerimize itimat eden ya tereddütlü ve kararsız ya da dediklerimizi yalanlayan ve inkâr eden kimselerden birisidir. İnanan kişilere tek tip bir anlatım yeterli olduğu halde, inkârcılara birden fazla üsluplarla karşılık vermek gerekir. Zira inkârın da dereceleri vardır.
Bağlantı | kategori: ARAPÇA | tarih: 24/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
Nahiv İlminin Kâideleri İstikâmetinde, Hadîs-i Şerîfleri Tanıyalım: 1) الْمُسْتَشَارُ مُؤْتَمَنٌ "İstişâre edilen, güvenilir (kimse)dir." (İbn-i Mâce, Edeb, 37) Hadîs bir isim cümlesidir; mübteda ve haber'den oluşmaktadır. Her iki öğe de merfû’ olur. الْمُسْتَشَارُ mübteda, مُؤْتَمَنٌ de haber'dir. 2) اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ "Kişi sevdiğiyle beraberdir." (Buhârî, Edeb, 96) Hadîs’te geçen اَلْمَرْءُ kelimesi mübteda'dır. مَعَ zarf, şibh-i cümle olarak mahallen merfû’, mübteda'nın haberidir. مَنْ ism-i mevsûl, muzâfun ileyh, mahallen mecrûrdur. أَحَبَّ mâzi fiil, fâili müstetirun fîh (fiilin içinde gizli) olan هُوَ zamiridir ve bu fiil cümlesi, mevsûl'ün sılasıdır. Sıla cümlesinde ism-i mevsûl'e dönen bir "âid" bulunur. Bu sıla da âid mahzûf (hazfedilmiş) ه zamiridir. Takdiri, أَحَبَّهُ şeklindedir.
Bağlantı | kategori: ARAPÇA | tarih: 24/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
Kişinin davranışları karakterini yansıtır. سِيرَةُ الْمَرْءِ تُنْبِئُ عَنْ سَرِيرَتِهِ
Bağlantı | kategori: ARAPÇA | tarih: 24/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
İsimler, müzekker (erkek) ve müennes (dişi) olmak üzere iki kısma ayrılır: 1) Müzekker İsim: Canlı varlıkların erkeklerine veya gramer bakımından müzekker (erkek) kabul edilen yani kendisinde dişilik alâmeti bulunmayan cansız varlıklara verilen isimdir.
Bağlantı | kategori: ARAPÇA | tarih: 24/11/2012 | Yorum(19) | Yorum yaz

20.04.2026Pazartesi
Son Konular .: 147- İnşikak Suresi (Seri' Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 146- İnfitar Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 145- Alimlerden Birine Soruldu! | Yusuf Semmak
.: 144- Sabah-Akşam Zikirleri | Yusuf Semmak
.: 143- Fecr Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 142- Abese Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 141- Ğaşiye Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 140- Leyl Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 139- Şems Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 138- Fatiha ve 10 Kısa Sure (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 137- Tarık Sûresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 136- Beled Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 135- Nebe Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 134- Hümeze Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 133- Beyyine Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 132- Alak Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 131- Duha Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 130- A'la Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 129- Buruc Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 128- Tekvir Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 127- Hasta İçin Okunacak Dualar! | Yusuf Semmak
.: 126- Her Köşeye ve Her Kişiye Tevhid'i Duyurun! | Yusuf Semmak
.: 125- Ru'yetullah'ı Reddedenlere Reddiye! | Kesitler-3 | Yusuf Semmak
.: 124- Kelime-i Şehadet Nedir? | Kesitler-2 | Yusuf Semmak
.: 123- Tağutu İnkar Etmek İmanın Şartıdır! | Yusuf Semmak
.: 122- Zerre Kadar İman Nedir? | Kesitler-1 | Yusuf Semmak
.: 121- Alın Yazgısı, Kader | Yusuf Semmak
.: 120- İlim Ne İçindir? Kimlere İlim Ehli Denir? | Yusuf Semmak
.: 119- Tekfircilik! | Yusuf Semmak
.: 118- Kur'an ve Sünnet'in Arasını Ayırma! | Yusuf Semmak
.: 117- Tevhid'i Nasıl Anlamalıyız? | Yusuf Semmak
.: 116- Sosyal Medyada Ne Paylaşalım? | Yusuf Semmak
.: NASİHATLER 17
Son Yorumlar
Yusuf Semmak
⏳ Ey İslâm Ümmeti! İlk vazi
Yusuf Semmak
✍️ Derdin ilimse, im
misafir
Nice
Yusuf Semmak
🔸 Rabbimiz, yolunu kaybed
Yusuf Semmak
Kadr Gecesi sebebiyle duâ ediyoru
Yusuf Semmak
Rabbimiz kalan ömrümüzü geçen ömr
Yusuf Semmak
☝️ "Tâğûta ibâdet et
Yusuf Semmak
✍ Sıla-i rahmin ömrü ve rız
Yusuf Semmak
BUNLAR HİÇ EŞİT OLUR MU?! 1- "
Yusuf Semmak
Arkadaşlar, videoyu paylaşalım!
Yusuf Semmak
Bu konuda üç Âyet-i Kerîme zikred
misafir
Thankks forr sharing your thought
Oğuzhan
Admin çok teşekkürler.
İsmail
Yüce ALLAH cc razı olsun sizden h
Yusuf Semmak
Ve aleyküm selâm kardeşim. Tâbi
Bekir Yetginbal
Canım kardeşim selamualeykum GÜN
Bekir Yetginbal
Ey Rabbim bu kulunun gayretlerini
Mahmut
Selamünaleykum Yusuf peygamberin
Ufuk
Çok güzel
Şeyma
Bu nadide soru ve cevapları için
Ahmet
Doyurucu bir yorum Teşekkürler
Yusuf Semmak
Son mısralar/dizeler hep "Lâm" ha
Baraa
Bence çoooook güzel bir site
ali
İlmî Arapça Sayfası http://www
ali
Faydalı Bir Maksud Programı http
ali
Faydalı Bir Emsile Programı http
Yusuf Semmak
BU DERSTE İŞLENEN BAŞLICA MEVZULA
Derya Atan
Ağzınıza, yüreğinize sağlık hocam
Firdevs Sevgi
inş güzeldit.
misafir
⭐⭐⭐⭐&
mustafa
Abi çook teşekküür ederim
Medine
Cenetin kapısın geçmek istiyom
Yusuf Semmak
Namazda Salli-Bârik okurken, Peyg
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM