JPEG Formatında oluşturulmuş, Sosyal Paylaşım Sitelerinde avatar ve kapak olarak da kullanmamız mümkün olan Ayet-i Kerimeler... Hepsinden önemlisi de; Ayetlerin bize gönderiliş amacına uygun olarak, Ayetleri okumamız, anlamamız, iman etmemiz ve o İlâhi hakikatlere uygun bir hayat yaşamamız gerekir... Bismillahirrahmanirrahim.
"Dinde zorlama yoktur. Muhakkak iman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır. Artık kim tâğût’u inkâr eder ve Allah’a iman ederse o gerçekten, kopması olmayan sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir." (Bakara: 256)
Bakara: 256 Âyetini ele alacak olursak; "dinde zorlama yoktur" buyruğundaki 'din' kavramı, i’tikâd (inanç) ve şerîat (İslâm) anlamındadır. 'Din' kelimesinin bu anlamlara geldiğinin karînesi de sonra gelen cümledir: "Muhakkak doğruluk ile sapıklık apaçık ortaya çıkmıştır." Bahsi geçen Âyette 'Din' kelimesi akîde ve şerîat anlamına geldiğine göre; sonra gelen cümleye şöyle de anlam verebiliriz: "Muhakkak iman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır." (Bakara: 256) Müfessirler buradaki “Rüşd” (doğruluk)'un iman, “Ğayy” (sapıklık)’ın da küfür olduğunu söylerler. Bu açıklamalardan sonra şunu anlıyoruz: İman ve küfür apaçık ortaya çıkmıştır, "Artık dinde zorlama yoktur." Yani; Din(e girme)de zorlama yoktur. Hiçbir kimseye "Müslüman ol!" diye baskı yapılamaz. Çünkü Bakara: 256'nın ikinci cümlesinden de anlaşılmaktadır ki, iman ve küfür kesin olarak birbirinden kesin çizgilerle ayrılmıştır. Bu nokta bir yol ayrımıdır. "De ki: 'O (Kur’ân) Rabbinizden gelen bir hakktır. Artık dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun." (Kehf: 29) Seçimini küfür ve inkâr yolundan yana kullanan kimseye, kim, kalkıp da zorla 'İslâm yoluna gir, Müslüman ol!' diye baskı yapabilir! Bu doğru olmaz. "Artık kim tâğûtu inkâr eder ve Allah’a iman ederse o gerçekten, kopması olmayan sapasağlam bir kulpa yapışmıştır." Önceki cümlede iman ve küfrün açıkça ortaya konulduğu belirtildi. Artık insanlar bu noktada bir yol ayrımına, bir kavşağa geldiler. Ya iman, ya küfür! Ya cennet, ya cehennem! Ya Allah'ın yolu, ya şeytanın yolu! Ya ebediyyen kurtuluş, ya da ebedî olan bir kaybediş! Bu aşamada Rabbimiz; "ne haliniz varsa görün", "bu kadarını söyledim, gerisini siz bilin, bulun" demiyor. İman yolunu gösteriyor. Allah, kullarını bir an bile kendi hallerine bırakmıyor, her an gözetiyor, hakka çağırıyor, hak yolu gösteriyor. Rabbimiz kullarına "iman edin" diyor; ama ‘nasıl iman edeceğiz’ diye biz sormadan O, bize nasıl iman etmemiz gerektiğini de açıklıyor. Sonsuz rahmet ve hikmet sahibi olan yaratıcımız hiçbir şeyi ihmal etmiyor/etmez. SORU:
Öğrendiğime göre; bir kişi açtığı işyerine "Ganioğlu Ticârethanesi" adını verecekmiş. Ve "Gani" kelimesinin Allah'ın isimlerinden birisi olduğunu söyleyerek, farklı ve güzel bir isimlendirme olduğunu söylüyor. Bu şekilde isim verme İslâm'a uygun mudur? SORU:
Esselâmu aleyküm, ben gerçek bir Müslüman olmak istiyorum, Allah’tan korkan bir Müslüman, cehennemden değil… Allah’ı isteyen bir Müslüman, cenneti değil…
Ama ben Allah korkusunun nasıl olacağını bilemiyorum? Tabii ki de bir canavardan veya bir hırsızdan korkar gibi bir korku değil. Ama ben yapamıyorum “neden korkuyorsun” deseler, ne derim bilmem. Allah emrettiği için, derim. Ama sadece lafta olur, ben esasta da "Allah’tan nasıl korkmak gerekiyorsa öyle korkmak" istiyorum? [1] Bir arkadaşımız, Nûr: 31. Âyetin, وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ cümlesini, aşağıdaki gibi açıklamıştır:
"Yadribne bi humurihinne alâ cüyûbihinne”
Yadribne: Salsınlar, sarkıtsınlar, vursunlar.
Bi humurihinne: Saçlarını
Alâ cüyûbihinne: Cüyuplarına
Bi-Humuri-Hinne
Bi: Sanskiritçe bir ek, besmelenin başındaki “Bi” gibi.
Humur: “Saçlar” demek, Sanskiritçe bir kelimedir, Arapça değildir.
Hinne: -ını, -unu şeklinde ektir. “Saçlar” kelimesini “saçlarını” yapar.
Bu açıklamalarından sonra, Kur'ân'da, Müslüman kadınlar için kesinlikle saç, baş örtme emri olmadığını ısrarla belirtiyor. Âyetin de "onlar saçlarını cuyûblarına (göğüslerine vb) sarkıtsınlar" tarzında bir anlamı olduğunu belirtiyor! NOT: Kur'ân'da, kadınlar için baş örtmek diye bir farz olmadığını söyleyen, "açık şekilde, saçın görünmesi haramdır, diye bir Âyet olmadıkça saçın örtülmesi, Allah'ın emri olamaz. İslam akıl dinidir" diyen birine verdiğimiz cevaptır. Mehmed Âkif Ersoy’un sözünün eri bir insan olduğunu ve söz verdiği şeyi yerine getirmek için ölümden başka hiçbir şeyin onu engellemediğini; İstanbul Vaniköy’de oturan bir ahbabı ile öğleden bir saat önce buluşmak için sözleştiklerinde, o gün yağmurlu, fırtınalı bir gün olup her tarafı sel bastığı, o günün şartlarında imkân, vesâit ve haberleşme yetersiz olmasına halde Mehmed Âkif’in, bin bir zorlukla sırılsıklam vaziyette söz verdiği yere vaktinde geldiğini, fakat arkadaşının gelmemesi üzerine çekip gittiğini...
Ertesi gün, özür dilemek için gelen arkadaşını dinlemeyip:
“Bir söz ya ölüm veya ona yakın bir felâketle yerine getirilmezse ma'zûr görülebilir” diyerek, tam altı ay o arkadaşıyla konuşmadığını, biliyor muydunuz?
(Ertuğrul Düzdağ; M. Âkif Ersoy Hakkında Araştırmalar, M.A.M Yay. İstanbul/1987, S: 326) Yemeğe besmele ile başlamak, topluca yemek yemek, imkân ölçüsünde yemek sofrasında fakirleri ağırlamak, oturarak yemek, aynı tabaktan yemeye dikkat etmek, yemeklere bahane bulmamak, yemek istemediğimiz yiyecek olursa bile, onu "sevmediğimiz" değil, "az yediğimiz yiyecek" olarak nitelemek, sağ el ile yiyip içmek, önünden yemek, yerken ağzını kapatmak, yemeğe tuz, zeytin, hurma, su gibi gıdalarla başlamak, yavaş yavaş yemek, lokmaları iyice çiğnemek, yemek arasında su içmek, doymaya başladığını hissettiğinde yemek yemeyi bitirmek, gerekirse su içmek, tabağı tamamen bir ekmek parçasıyla silip temizlemek ve o lokmayı afiyetle yemek, yemek esnasında ekmek kırıntılarını dökmemek, onları toparlayıp yemek, yiyecekleri çöpe dökmemek, yemekten kalkmadan önce Allah'a verdiği nimetler için şükretmek. Türkçe Namaz'ın câiz olmadığını müctehid âlimlerin fetvâlarıyla, kaynaklı olarak, ispatlamak ve bu konu üzerindeki şâibeleri ortadan kaldırmak istiyoruz. İnşâAllah, bu açıklamalarımızdan sonra, artık medyada, Tv'lerde yer alan, "Türkçe Namaz" tantanalarının "İslâm'a uygun olmadığı" açıklığa kavuşmuş olur.
Şâfiî âlimlerinden İmam Nevevî şöyle der:
"Mezhebimizde okuyan kimse namazda olsa da olmasa da Kur'ân'ı Arapça'dan başka bir dilde okuması câiz değildir. Cumhûr-u ulemâ da bunu desteklemişlerdir." [1]
Mâlikî mezhebine dair yazılmış olan Dusûkî Hâşiyesinde şöyle geçer:
"Kur'ân'ı Arapçasından başka bir dilde okumak câiz değildir.” [2]
Hanbelî mezhebinden İbn-i Kudâme şöyle der:
"Arapça okumayı bilse de bilmese de, Arapça'dan hâriç Kur'ân okumak câiz değildir, yeterli olmaz."[3] Bu sorunun cevabını en iyi bu ortamı yaşamış, incelemiş bir âlim verebilir. Bu nedenle önceden tarîkat şeyhi iken, hidâyete erip şeyhliği bırakan bir kimsenin açıklamalarının çok önemli olduğu kanaatindeyiz. Ferîd Aydın Hoca Efendi, nesiller boyu Nakşî şeyhliğini yapmış bir aileden gelmektedir. Kendisi on binden fazla mürîdi varken şeyhliği bırakarak kendi ifadesiyle Tevhîd yoluna girmiştir. Arapça, Farsça, Türkçe, Kürtçe, Fransızca ve İngilizce'ye oldukça âşinadır. İslâmî ilimlerde de yetişmiş saygın bir ilim adamıdır. Bu soruya cevap verebilecek en uygun kişi, kendisidir. Çünkü hem şeyhlik yapmıştır, hem de şeyh ailesinden gelip bu kültürü ve âdetleri çok iyi bilmektedir, hem de araştırmacıdır... Hepsinden önemlisi de şeyhlik makamını terk etmiştir. Herkes şeyhlik, makam ve mevki için olmadık tavizler verirken; o neden şeyhliği terk etmiştir? Bu makam meşru olsaydı, terk eder miydi acaba? Herkesin inancının kendisine olduğunu hatırlatarak, objektif olmak isteyenler için eski şeyh Ferîd Hocanın açıklamalarının araştırmacılar tarafından dikkate alınması gerektiği kanaatindeyiz. |
KATEGORİLER
27.07.2026Pazartesi
Son Yorumlar
Yusuf Semmak Videoda, dünyanın sonunda gerçekl Yusuf Semmak ☝ Allah Azze ve Celle buyur Yusuf Semmak ⏳ Ey İslâm Ümmeti! İlk vazi Yusuf Semmak ✍️ Derdin ilimse, im misafir Nice Yusuf Semmak 🔸 Rabbimiz, yolunu kaybed Yusuf Semmak Kadr Gecesi sebebiyle duâ ediyoru Yusuf Semmak Rabbimiz kalan ömrümüzü geçen ömr Yusuf Semmak ☝️ "Tâğûta ibâdet et Yusuf Semmak ✍ Sıla-i rahmin ömrü ve rız Yusuf Semmak BUNLAR HİÇ EŞİT OLUR MU?! 1- " Yusuf Semmak Arkadaşlar, videoyu paylaşalım! Yusuf Semmak Bu konuda üç Âyet-i Kerîme zikred misafir Thankks forr sharing your thought Oğuzhan Admin çok teşekkürler. İsmail Yüce ALLAH cc razı olsun sizden h Yusuf Semmak Ve aleyküm selâm kardeşim. Tâbi Bekir Yetginbal Canım kardeşim selamualeykum GÜN Bekir Yetginbal Ey Rabbim bu kulunun gayretlerini Mahmut Selamünaleykum Yusuf peygamberin Ufuk Çok güzel Şeyma Bu nadide soru ve cevapları için Ahmet Doyurucu bir yorum Teşekkürler Yusuf Semmak Son mısralar/dizeler hep "Lâm" ha Baraa Bence çoooook güzel bir site ali İlmî Arapça Sayfası http://www ali Faydalı Bir Maksud Programı http ali Faydalı Bir Emsile Programı http Yusuf Semmak BU DERSTE İŞLENEN BAŞLICA MEVZULA Derya Atan Ağzınıza, yüreğinize sağlık hocam Firdevs Sevgi inş güzeldit. misafir ⭐⭐⭐⭐& mustafa Abi çook teşekküür ederim |