Ma'rife İsim: Belirli ve bilinen bir varlığı gösteren, genellikle başında harf-i tarif adını verdiğimiz (ال) takısı (artikel) bulunan isimlere ma'rife isim denir. İlk dersimizde kelime ve kısımları üzerinde durmuştuk. Kelimelerin isim, fiil ve harf'ten meydana geldiğini öğrenmiştik. Cümleler kelimelerden meydana geldiği için; Arapça öğrenimine bu konuyla başladık. Şimdi de kelimenin ilk kısmı olan ismi tanımaya devam edelim. Bilindiği gibi karşılaştığımız bir kelime ya isimdir, ya fiildir, yada harf'tir. Peki, ismi nasıl tanıyacağız? Özellikleri nelerdir? Ana hatlarıyla bu konu üzerinde duralım. Kelime: Anlamı olan en küçük söz parçasına kelime denir. Kelime, cümlenin yapısını teşkil eden unsurlardan birisidir ve üç kısma ayrılır: İsim, fiil ve harf. Bismillahirrahmanirrahim. "Şüphesiz Biz onu anlayıp düşünesiniz diye, Arapça bir Kur'ân olarak indirdik." (Yûsuf: 2) Mukaddime:
Arapça ilmi, kendi içerisinde bazı branşlara ayrılır. Bunlar Arapça ile ilgili ilimlerdir.
Seyyid Ahmed Hâşimî, bu konuyu şöyle ifade eder:
علومُ اللغةِ العربيّةِ عبارةٌ عن اثنى عشر علمًا
"Arapça ilimleri, on iki ilimden ibarettir." Bu ilimler; nahv, sarf, arûz, kâfiye, lügat, garaz, inşâ, hatt, beyân, meânî, muhâdara, iştikâk.
Bu ilimlerin aynı mânâyı ifade eden farklı isimleri de bulunmaktadır. Arapça'yı ideal seviyede yani günümüzdeki ifadesiyle üst düzey bilmek için bu ilimleri okumak, anlamak ve uygulamak gerekmektedir. Arapça'ya dair olan her ilmin bir âdâbı ve bir hedefi bulunmaktadır. Sigara içenlerin çoğunluğu, "zenginlerin ve ailesinin nafakasını temin edebilenlerin sigara içmesi tenzîhen mekrûhtur; fakirlerin içmesi doğru değildir" derler... Bu tutarsız söz, sigara içiyor olmanın bir önyargısıdır. Müteahhırûn ulemâdan kimse –şâzz görüşler hariç- bu görüşte değildir. Aksine haram ya da tahrîmen mekrûh olması üzerinde yoğunlaşmışlardır. Her iki fetvâ da sigara içmenin günah olduğu ve azabı gerektirdiği anlamı taşır.
Sigaranın zararlarının tanınmadığı dönemlerde sigarayla ilgili, maddî durumu yerinde olanlar için verilmiş olan tenzîhen mekrûh fetvâsı bağlayıcı değildir. Zira o dönemlerde sigaranın binlerce zehir barındırdığı, kişinin kendisine ve çevresine zarar verdiği; dolayısıyla nefislere bir zulüm olduğu, kul hakkını gerektirdiği bilinmemekteydi. Yine o dönemlerde sigara tekelleşmemişti ve bu kadar yaygın bir sektör değildi. Ayrıca sigaranın farzımuhal sağlık yönünden hiç zararı olmadığını bir an düşünsek dahi maddî durumu yerinde olanların sigara içmesinin tenzihî bir mekrûh olduğu görüşüne katılmıyoruz. O fetvâ pek çok yönden geçersiz olduğu gibi, şâzz'dır. Zira lüzumsuz yere harcama yapmak zengin için de fakir için de isrâftır. İsrâf'ın haramlığı ekonomik statüye göre değişmediği gibi, isrâf'ın azı-çoğu da olmaz. Az savurganlık câiz, çok savurganlık isrâf yani haramdır, diyemeyiz. Ekonomide en kutsal değer olan insan emeğini istismar eden sistemlere karşı, ezilen insanların sesi ve umudu olma iddiasıyla ortaya çıkan Sosyalizm, önce Doğu’da sonra Batı’da ilgi gördü. Bunun nedeni olarak, çok eski dönemlerden beri, içinde yaşadıkları toplum düzenlerinden rahatsızlık duyan bir çok kişinin, zenginliklerin âdil bir biçimde paylaştırılacağı ve insanlar arasında eşitliğin sağlanacağı toplumsal köklü değişikliklerin gerekli olduğunu savunmuş olmalarını gösterebiliriz. Her dönemde, insanlar arasında adalet ve eşitlik özlemi taşıyan kimselerin zengin-yoksul, yöneten-yönetilen ayrımcılığının olmadığı ideal toplum söylemlerini seslendirdikleri görülmüştür. Tarih boyunca insanlar hep adaletin herkesi kapsadığı, zulmün ve baskının olmadığı, zenginliklerin paylaşıldığı ve herhangi bir zümrenin tahakküm ve idaresi altında kölelik sınıfının oluşturulmadığı mükemmel bir sosyal yapının özlemi içerisinde olmuşlardır. Ancak bu türden beklentilerine rağmen, bunun nasıl gerçekleştirileceği noktasındaki varsayımlardan bir adım bile ileri gidememişlerdir. Çünkü yaratıcılarından bağımsız, çözüm arayışlarına girmişlerdir. Oysa insanın özüne ve fıtratına en uygun çözümler sunacak tek kaynak vardır. O da Vahiy’dir… Yani Allah’ın Kitabı Kur’an-ı Kerim’dir ve Peygamberimizin Sünnetidir… Müslümanın alış veriş anlayışı, ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir. Zevk için alış veriş yapmaz.
İhtiyaçlarını karşılarken kendi kişiliğine ve beğenisine uygun seçimde bulunabilir.
Bu iki durum hep karıştırılır ve itiraz konusu olur. Elbette Müslümanların da beğenisi ve tercihi olur ve ona göre kendisine lazım olan eşyayı satın alır.
Kapitalizm ise, insanları "tüketici" olarak görür ve o insanların ihtiyaçlarını sınırsız kabul eder. "Tüketicilerin ihtiyaçları sınırsızdır" anlayışıyla piyasaya mal süren Kapitalizm, toplumun beğeni ve tercihlerine yön verir.
Bunu da "moda" denen bir akımla gerçekleştirir. Moda; belirli bir zaman etkin olan toplumsal beğeni yada herhangi bir şeye gösterilen aşırı ilgi diye tanımlanabilir. Bugün, yakın çevrenizdeki Müslümanlar için özel dua, tüm Müslümanlar için ise genel dua ettiniz mi?
Bugün, kaç Müslümanı ziyâret ettiniz? Kaç Müslümana nasihat ettiniz? Kaç Müslümandan nasihat istediniz?
Bugün, hasta ziyâreti yaptınız mı ya da cenâze için taziyede bulundunuz mu? Çevrenizde cenâze ya da hasta yoksa bir fakiri ziyâret ettiniz mi?
Bugün, bir yetimin başını okşayıp, onu sevindirdiniz mi? Bir muhtacı, sıkıntı-sından kurtardınız mı?
Bugün, bir kardeşinizin derdiyle ilgilenmek adına azmedip, derdini dinlemeye zaman ayırdınız mı?
Bugün, bir fakire veya miskine yemek yedirdiniz mi? Din kardeşinize hediye verdiniz mi? İnsanların geneli açısından cömertlik konusuna bakacak olursak; insanların çoğunun bal yapmayan arılar gibi olduklarını görürüz. Ayrıca "genel yaklaşım" demek, kendimizi o gerçeklikten soyutlamamız anlamına gelmez! Yani kimisi, "genel konuşuyorum" dendiğinde, konuşulanları üzerine almaz!
Özel yaklaşım, birebir bir kimsenin durumunu ele almak iken; genel yaklaşım, toplumun genel karakteristiğinin irdelenmesidir. Yahut da tabir-i câizse genel yaklaşım; toplumun genel eğilimi içerisinde yer alan fertlerin özel durumlarına işaret etmektir.
Dolayısıyla genel yaklaşımda, toplumun genel durumu ne ise; fert fert her kim o özellikleri taşıyorsa, onların bu durumlarından da bahsedilmektedir. Samimiyetin gereklerini yapıp, dost olmak için çaba göstermeden, fedâkârlık yapmadan, çok samimiymişiz gibi davranıp umduğu ve beklediği davranışları göremeyince de sanki düşman kesilenler... Yani dostluk konusunda "ekmeden biçmek" ve "kendi hayalince gelin güvey olmak" isteyenler; olmayınca da küsenler, kızanlar, eleştirenler, dedikodu yapanlar, suçlayanlar, sizin dostunuz olabilirler mi?
Oysa samimiyet, insana haklar ve sorumluluklar yükler. Dostluk, lafla değil, ispatla elde edilen en büyük kazanımlardan birisidir. Kendi nefsine seni tercih eden, senin için elinden gelen her şeyi yapan, seni yarı yolda bırakmayan, arkandan hayır dışında asla konuşmayan, seni başkalarına karşı savunan, seni hayatta en sevdiği kişi ya da kişilerden biri kabul edip, hiçbir nedenle sana tavır koymayan, küsmeyen, şartlar ne olursa olsun sana zarar vermeyi aklından bile geçirmeyen kaç tane dostunuz var? Senin iyiliğini, en azından kendi iyiliğine eşit göremeyen kimse dostun değildir! Dostluğun zirvesi de, senin hayrını ve menfaatini, kendi menfaatine tercih edip; senin için fedâkârlık yapmak, senin için dünyalıklardan geçip ferâgat etmektir. Bizim iyiliğimizi düşünerek, bizim lehimize fedâkârlık ve ferâgati olmayan
dostumuz olamaz. Ama tabii ki, dostluk karşılıklı olduğu için, dostumuz tarafından bana/bize bu güzellikler sunulduğunda biz de, kendi menfaatlerimizden vazgeçip dostumuzun iyiliğini düşünürüz. |
KATEGORİLER
20.04.2026Pazartesi
Son Yorumlar
Yusuf Semmak ⏳ Ey İslâm Ümmeti! İlk vazi Yusuf Semmak ✍️ Derdin ilimse, im misafir Nice Yusuf Semmak 🔸 Rabbimiz, yolunu kaybed Yusuf Semmak Kadr Gecesi sebebiyle duâ ediyoru Yusuf Semmak Rabbimiz kalan ömrümüzü geçen ömr Yusuf Semmak ☝️ "Tâğûta ibâdet et Yusuf Semmak ✍ Sıla-i rahmin ömrü ve rız Yusuf Semmak BUNLAR HİÇ EŞİT OLUR MU?! 1- " Yusuf Semmak Arkadaşlar, videoyu paylaşalım! Yusuf Semmak Bu konuda üç Âyet-i Kerîme zikred misafir Thankks forr sharing your thought Oğuzhan Admin çok teşekkürler. İsmail Yüce ALLAH cc razı olsun sizden h Yusuf Semmak Ve aleyküm selâm kardeşim. Tâbi Bekir Yetginbal Canım kardeşim selamualeykum GÜN Bekir Yetginbal Ey Rabbim bu kulunun gayretlerini Mahmut Selamünaleykum Yusuf peygamberin Ufuk Çok güzel Şeyma Bu nadide soru ve cevapları için Ahmet Doyurucu bir yorum Teşekkürler Yusuf Semmak Son mısralar/dizeler hep "Lâm" ha Baraa Bence çoooook güzel bir site ali İlmî Arapça Sayfası http://www ali Faydalı Bir Maksud Programı http ali Faydalı Bir Emsile Programı http Yusuf Semmak BU DERSTE İŞLENEN BAŞLICA MEVZULA Derya Atan Ağzınıza, yüreğinize sağlık hocam Firdevs Sevgi inş güzeldit. misafir ⭐⭐⭐⭐& mustafa Abi çook teşekküür ederim Medine Cenetin kapısın geçmek istiyom Yusuf Semmak Namazda Salli-Bârik okurken, Peyg |