Allah’a hamd ve Rasûlüne salavât ile söze başlarız.
Bu sözü bazı şahıslar, videolarda konuşmaktadırlar. Bazı insanlarca, İmam Mevdûdî ve Seyyid Kutub aleyhinde bazı yersiz sözler edilmektedir. Biz, izleyenlerin malumu olan o konuşmada geçen bir iftira'ya cevap vermekle yetinmek istiyoruz ki, zaten ondan sonra, bu tarz konuşmaların temelsiz, asılsız ve mesnetsiz, kuru laf kalabalığı olduğu herkesçe anlaşılacaktır!
Dinleyince –şaşırma anlamında- şok olmamak elde değil! Onlara deriz ki…
Ne iftira’dan, ne de iftiracılardan haz eden birisi olarak, bu duruma ne denebilir ve nasıl karşılık verilebilir acaba? Yalan bir söz zaten güneşin altındaki kardan adam gibi erimeye ve yok olmaya mahkumdur aslında...
Yine de birkaç cümle söylemek icap eder...ŞEHİD SEYYİD KUTUB’A NİSPET EDİLEN, “EBREHE VE ORDUSU ÇİÇEK HASTALIĞI ŞEKLİNDE SALGIN BİR HASTALIKLA HELÂK OLDU” SÖZÜNE REDDİYE! Allah’a hamd ve Rasûlüne salavât ile söze başlarız. Bu sözü bazı şahıslar, videolarda konuşmaktadırlar. Bazı insanlarca, İmam Mevdûdî ve Seyyid Kutub aleyhinde bazı yersiz sözler edilmektedir. Biz, izleyenlerin malumu olan o konuşmada geçen bir iftira'ya cevap vermekle yetinmek istiyoruz ki, zaten ondan sonra, bu tarz konuşmaların temelsiz, asılsız ve mesnetsiz, kuru laf kalabalığı olduğu herkesçe anlaşılacaktır! Dinleyince –şaşırma anlamında- şok olmamak elde değil! Onlara deriz ki… Ne iftira’dan, ne de iftiracılardan haz eden birisi olarak, bu duruma ne denebilir ve nasıl karşılık verilebilir acaba? Yalan bir söz zaten güneşin altındaki kardan adam gibi erimeye ve yok olmaya mahkumdur aslında... Yine de birkaç cümle söylemek icap eder... Meydan boş, desteksiz atın.. Nasılsa ne İbn Teymiyye var, ne İmam Mevdûdi, ne Seyyid Kutub… Size cevap vermesi gereken o söz, amel ve gönüllerin sultanları nasılsa şu an yaşamıyorlar... Arkalarından bu şerefli alimlerin gıybetini yapın siz...! Müslümanın Müslüman üzerindeki haklarından birisi de yanında gıybeti yapılıp, iftira edildiği zaman o Müslümanı savunmaktır.. Bu alimlere neden saldırıyorlar? Çünkü kendilerinin bozuk inançlarını iptal etmiştir bu alimler.. Bu nedenle -bu kadar zaman geçmesine rağmen- onları hâlâ dillerine dolamaya devam ediyorlar! Fi Zılâl'il Kur'an'ı okuyup anlama kapasitesinden mahrum bazı beyefendiler, alim oluyor da şehidlik makamına ulaşan Seyyid Kutub eleştiriliyor!! Allah şu sûfilere hidâyet versin... Asrımızın en büyük alimi ve müceddidi olan Üstad Ebû'l A'lâ Mevdûdi'yi sen ağzına alıp iftira etmeden önce 3 kez abdest al; sonra ağzını bir daha iftiraya açma! Git de, İmam Mevdûdi'ye şu yaptığın iftiralardan dolayı -abdestli ağzınla- tevbe et! Çünkü Mevdûdi, kendisine iftira edenleri Allah'ın mahkemesine havale etmiştir! Müşârun ileyh konuşmada, Seyyid Kutub’un, tasavvuf’a karşıt olması gerekçesiyle, alim olmadığını ispat etmek adına ona nispet edilmeye çalışılan bir söz gerekçe olarak sunuluyor… O da, Seyyid Kutub’un, Ebrehe ve ordusunun helâkinin çiçek hastalığı türünde olağan bir salgınla gerçekleştiği noktasında… Bu sözleri söyleyenler, dün İbn-i Teymiyye’nin Dimeşk Mescidinin minberinden bir basamak inip de “İşte Allah da aynen benim gibi, böyle dünya semasına iner” dediği iftirasına maruz bırakılması gibi; bugün de eskilerin torunları benzer iftira yollarına devam etmektedirler! Biz, İbn-i Teymiyye’ye iftira edilen o sözün asılsızlığını ispat edici bir yazı yazmıştık. Seyyah İbn-i Batuta'nın, Şeyhu'l-İslâm İbn-i Teymiyye Hakkındaki İftirası! Bugün itibariyle de Seyyid Kutub, demediği bir sözle töhmet altında tutulmaya çalışılıyor. En azından kendi çevrelerinde bu yalanın onaylanmasını sağlamaya çalışıyorlar. Allah, yalan, iftira ve kötü zann ile payidar olacağını sananların tüm desiselerini aleyhlerine çevirsin! Kaldı ki hastalık tarzı bir salgınla helâk edildiklerini söyleyen alimler de olmuş tarih içerisinde… Ama asıl mesele o değil ki! Mesele, bir sözünü bahane ederek, bir alimi dışlamaya çalışmak, insanların gözünde onun değerini düşürmeye çalışmak! Muhâlif karakterli kimseler, suçlayacak tutar dal bulamayınca, ya te'vil yoluyla doğruları yanlış göstermeye çalışırlar, bunu da yapamazlarsa veya muvaffak olamazlarsa, bu durumda da, o kişiye, söylemediği veya yapmadığı şeyi isnâd ederler!. Allah, hepimizi hem fâil, hem de mef’ûl anlamında iftiradan muhafaza etsin! Fil Sûresinin tefsiri hususunda Seyyid Kutub'a nispet edilen "çiçek hastalığı" yorumu hakkında birkaç söz söyleyelim. Seyyid Kutub, Fîl Sûresinin 5. Ayetininin tefsirinde şunları söylemektedir: "Bu ifade, sürü sürü kuşların onlara attıkları bu taşların onların bedenlerini nasıl paramparça ettiklerini somut bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu olayı, onların çiçek veya kızamık hastalıkları ile helâk edilirkenki hallerinin tasviridir şeklinde te’vil etme zaruriyeti yoktur." (Fî Zılâli'l Kur’ân, Fîl Sûresi 5’in tefsiri) Bu ifadenin neresinde, Ebrehe ve ordusunun helâkinin çiçek hastalığı ile gerçekleştiğine dair bir yorum vardır? Ayrıca âcizâne ben, bu helâk şeklinin çiçek hastalığı veya kızamık türünde umûmî bir hastalıkla olduğu kanaatinde olmamama rağmen; ilme ve rivâyetlere sadakatle tutarlı bir tavır sergiliyorum... Bu rivâyeti genişçe zikreden alimlerden birisi de, hepimizin ilim ehli olduğunda ittifak ettiği Elmalılı Hamdi Yazır'dır. Şunu unutmayalım ki, bir kimsenin her hangi bir konudaki yanlışı ve hatası onun değerini düşürmez. Yani çok faziletli alimlerin hataları olmaz diye bir anlayış kabul edilemez. Elbette herkes hata edebilir; önemli olan, bizim o hata sahibi muteber alimlere karşı tavrımızın makul olmasıdır. Bir yanlışı nedeniyle bir alimin tüm hayırlarını sıfırla çarpıp onun tüm iyiliklerini sıfırlamak ilim ve hakkaniyet ile bağdaşmaz! Meselâ; Elmalılı'nın, -Firavunun mü’min olduğunu söyleyen, cehennem ebedî değildir diyen, kendisinin Hatemu’l Evliyâ olduğunu söyleyip, Hatemu’l Enbiyâ’dan üstün olduğunu savunan vb. pek çok sapık fikirlerin sahibi olan- sûfî Muhyiddin Arabî hakkında olumlu düşünmesi, tefsirinde ondan bahsetmesi, onun için bir leke değildir, hatadır! Belki de, İbn-i Arabî’yi yeterince tanımıyordu diye düşünebiliriz. Bazılarının yaptığı gibi, zannî bir kaç cümleyle insanları dindışı saymak ya da faziletlerini iptal etmek ciddi bir adâletsizliktir! Sözün burasında kısaca birkaç cümleyi ifade edip devam edelim. İnsanlık için "hatasızlık" diye bir erdem yoktur. Peygamberler bile hata ederler ki, bunlara "zelle" denir. Hatasızlık ve mükemmellik ancak Allah'a aittir; kullar ise noksandırlar. Kur'an ve Hadislerde de geçtiği gibi, eğer insanlar günah işlemeyen, hata etmeyen kimseler olsalardı, Allah onları yok eder ve yerlerine günah işleyen bir toplum getirirdi. Onlar günahlarından sonra tevbe ederlerdi, Allah da onların tevbelerini kabul ederdi! İşte insanlık için, İlâhî irâde bu şekilde tecelli etmektedir. Dileyenler bu konudaki Ayet ve Hadislere müracaat edebilirler. Allah, insanı "günah işlemeyen" fıtratta yaratmadı. Bilâkis imtihan etmek için, onun günah işleme yolunu da açtı. Önemli olan; günahtan sonra hemen Allah'ı hatırlayıp, O'na tevbe etmektir. Tevbe de bir ibâdettir! Dolayısıyla şunu söylemek gerekir ki, hatasız dost aramayacağız. Alimleri hatasız sanmayacağız. Hataların en güzeli pişman olunandır. Erdem, hatasızlık değil, hatadan dönmektir. Hatası kendisine söylendiği halde hatada ısrar etmekten daha büyük zavallılık aramamak gerekir! Şunu da ifade ederek meseleyi tamamlayalım. Allah, Ebrehe ve ordusunu bir hastalıkla değil, İlâhî bir mucize ile helâk etmiştir. Sadece 'hastalıkla helak edildiler' demek, mucizenin şiddetini etkiler veya azaltır. Bu durumda materyalistler için bir uyarı ve sakındırma anlamı taşımayabilir! Onlar: "Bu savaşta Ebrehe ve ordusu çiçek hastalığı mikrobundan kaynaklanan umûmî bir salgın hastalıkla mağlup oldular; bu, onlar için talihsiz bir sondu!” derler. Başkaları da buna benzer şekilde materyalistçe yaklaşımlar sergileyebilirler. Oysa İlâhî mucizelerin, inkârcılara yönelik âciz bırakıcı bir etkisi vardır; bu etki ile onların düşünmeleri ve kendilerine gelmeleri istenir. Normal bir hâdise olmuş olsa, o olaydan birkaç kişi hisse çıkarabilir ama Allah’ın mucizeleri, o mucizeye şâhid olan herkes için câhiliyyeden bir silkeleniş ve uyarılar üzerinde düşünmek için bir korkutma niteliğinde “genel bir uyarı” olarak kabul edilir. Ayrıca ebâbil kuşlarının attığı taşlardan dolayı Ebrehe ve askerlerinde çiçek hastalığı zuhur ettiğine dair rivâyetler mevcuttur! Bu konudaki rivâyetler, İkrime ve İbn Abbâs'tan gelmiştir. Pek çok müfessir de bu Ayeti tefsir ederken bu rivâyetleri kabul etse de, etmese de eserlerinde nakletmişlerdir. Bu durum, ilim ehlinin malumudur! Dileyenler tefsirlere müracaat edebilirler! O helâk edilişin, çiçek hastalığıyla olduğunu savunanların tamamını modernist kafada görmek de bir yanlıştır ve bir tutarsızlıktır! İslâm’da, -açıklanmaya muhtaç olan meselelerde- “sen şöyle diyorsun, demek ki sen de şunlardansın!” tarzında cümleler söylemek ve insanları itham etmek aslâ câiz değildir! Usûl’de bir kâide vardır. “Lâzimu’l kavl leyse bi-hucce’” yani bir sözün lâzimî anlamı, delil sayılmaz! Her ne kadar, biz bu helâkin ilâhî bir mucize ile olduğunu inanıyor olsak da, insanları bir görüşüyle aklamak ya da haklamak asla kabul edilemez. Kaldı ki bir de o sözü zaten o kimse söylememişse, o kişiye buna rağmen bilgisizce –kulaktan duyma/kulaklara duyurma- şeklinde iftira etmek zulümdür! Netice itibariyle, şu anlaşılmıştır ki, Seyyid Kutub’u eleştirme hevesiyle konuşanların söylediklerinin, onun hakkında bir iftiradan ibaret olduğu ortadadır! Âdil olmasını öğrenemeyenler hak müntesibi olmazlar! Allah'ı sevdiğini söyleyenler mutlaka adâletli ve insaflı olmak zorundadırlar. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Ey İman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar, adâletle şâhidlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz sizi adâletsizliğe sürüklemesin. Âdil olun. Çünkü o, takvâ’ya daha yakın olandır. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Mâide: 8) Rabbimiz, Hucurât Sûresinin 6. Ayetinde Müslümanlar hakkında, bir fâsık size haber getirirse o haberi iyice araştırın, demektedir. Durum böyle iken, şirk ehli kimselerin verdikleri haberlere ve söyledikleri sözlere, tahkîk etmedikçe inanmak asla câiz değildir! Yusuf Semmak |
KATEGORİLER
10.09.2026Perşembe
Son Yorumlar
Yusuf Semmak Videoda, dünyanın sonunda gerçekl Yusuf Semmak ☝ Allah Azze ve Celle buyur Yusuf Semmak ⏳ Ey İslâm Ümmeti! İlk vazi Yusuf Semmak ✍️ Derdin ilimse, im misafir Nice Yusuf Semmak 🔸 Rabbimiz, yolunu kaybed Yusuf Semmak Kadr Gecesi sebebiyle duâ ediyoru Yusuf Semmak Rabbimiz kalan ömrümüzü geçen ömr Yusuf Semmak ☝️ "Tâğûta ibâdet et Yusuf Semmak ✍ Sıla-i rahmin ömrü ve rız Yusuf Semmak BUNLAR HİÇ EŞİT OLUR MU?! 1- " Yusuf Semmak Arkadaşlar, videoyu paylaşalım! Yusuf Semmak Bu konuda üç Âyet-i Kerîme zikred misafir Thankks forr sharing your thought Oğuzhan Admin çok teşekkürler. İsmail Yüce ALLAH cc razı olsun sizden h Yusuf Semmak Ve aleyküm selâm kardeşim. Tâbi Bekir Yetginbal Canım kardeşim selamualeykum GÜN Bekir Yetginbal Ey Rabbim bu kulunun gayretlerini Mahmut Selamünaleykum Yusuf peygamberin Ufuk Çok güzel Şeyma Bu nadide soru ve cevapları için Ahmet Doyurucu bir yorum Teşekkürler Yusuf Semmak Son mısralar/dizeler hep "Lâm" ha Baraa Bence çoooook güzel bir site ali İlmî Arapça Sayfası http://www ali Faydalı Bir Maksud Programı http ali Faydalı Bir Emsile Programı http Yusuf Semmak BU DERSTE İŞLENEN BAŞLICA MEVZULA Derya Atan Ağzınıza, yüreğinize sağlık hocam Firdevs Sevgi inş güzeldit. misafir ⭐⭐⭐⭐& mustafa Abi çook teşekküür ederim |