Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
DERS VİDEOLARI ARŞİVİ
NOT DEFTERİ
Cennet; peygamberimizin davetine uyarak iman eden, gerek dünyaya ait ve gerekse ahirete ait tüm işlerinde Allah'tan gelenleri kendisine ölçü kabul eden ve Allah'tan gelenler konusunda zerre kadar şüphe etmeden, hak din olan İslâm'ı kendisine din edinen kimseler için hazırlanmış saadet, huzur ve nimetler yurdudur. Çoğulu, cinân ve cennât şeklindedir. Cehennem ise; kâfir ve günahkâr Müslümanların azap görecekleri ceza yeridir. Allah, kâfirlere cehennemi va'd ederken; iman edip salih amel işleyenlere de cenneti müjdelemiştir. Münafık, müşrik ve kâfirler cehennem de ebedi olarak kalırlar; orada ölmezler, azapları hafifletilmez ve azap görürlerken kendilerine göz açtırılmaz, süre tanınmaz, istirahat verilmez.

CENNETE GİDEN YOL, CEHENNEMDEN GEÇİYOR!

Cennet ve Cehennem:

Cennet; peygamberimizin davetine uyarak iman eden, gerek dünyaya ait ve gerekse âhirete ait tüm işlerinde Allah'tan gelenleri kendisine ölçü kabul eden ve Allah'tan gelenler konusunda zerre kadar şüphe etmeden, hak din olan İslâm'ı kendisine din edinen kimseler için hazırlanmış saadet, huzur ve nimetler yurdudur. Çoğulu, cinân ve cennât şeklindedir.

Cehennem ise; kâfir ve günahkâr Müslümanların azap görecekleri ceza yeridir. Allah, kâfirlere cehennemi va'd ederken; iman edip sâlih amel işleyenlere de cenneti müjdelemiştir. Münafık, müşrik ve kâfirler cehennem de ebedî olarak kalırlar; orada ölmezler, azapları hafifletilmez ve azap görürlerken kendilerine göz açtırılmaz, süre tanınmaz, istirahat verilmez.

Cennet de Cehennem de Ebedîdir: 

İman ettiği halde, günahkâr olan ve tevbe etmeden ölen Müslümanlar cehennemde Allah'ın dilediği kadar bir süre azap gördükten sonra; oradan çıkacaklardır. Müslümanlar cehennemde ebedî kalmayacaklar, azapları bitince cennete girecekler ve orada ebedî kalacaklardır.

Allah, cehennemi kâfirler için; cenneti de mü'minler için yaratmıştır. Cehennemde azap gören hiçbir mü'min kalmadığı andan itibaren; cehennemin artık tek sakinleri inkârcılar olacaktır. Allah adaleti gereği, kendisine iman eden kullarını bile günahlarından dolayı cehennemde cezalandırıp, rahmetiyle onları cennete yerleştirirken; yine adaleti gereği, iman etmeyenleri şaşmaz adaletiyle yargılayıp ebedî cehennem azabına müstahak etmektedir ve onlara rahmet etmemekte ve azap içindelerken de rahmet nazarıyla bakmamaktadır. Çünkü onlar Allah'ın rahmetini ve rızasını, iman etmeyerek kaybetmişlerdir.

Kısaca şu noktaya da değinelim; günümüzde bazı fikir adamları cennetin ve cehennemin ebedî olmadığını iddia etmektedirler.

Cennetin ebedî olduğuna dair, Kur’ân'a kulak verelim: "Sizleri toplanma gününe toplayacağı o gün, işte bu (kâfirler için) aldanma günüdür. Kim Allah'a iman edip sâlih amel işlerse, kötülüklerini örter, onu altından ırmaklar akan cennetlere -onlar orada ebedî kalıcılar olmak üzere- sokar. Büyük kurtuluş işte budur!" [1]

Âyette iman eden mü'minler için:

خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا "onlar orada ebedî kalırlar" buyrulmuştur.

خَالِدِينَ فِيهَا ifadesi de bu anlamı tek başına veriyor olmasına rağmen; Rabbimiz bir de أَبَدًا kelimesi getirerek, anlamı te'kid etmiş ve bu konudaki şüpheleri ortadan kaldırmıştır.

Cehennemin de ebedî olduğu gerçeği, Kur’ân'da açıkça geçmektedir: "(Benim elimden gelen) ancak Allah'tan gelenleri ve O'nun gönderdiklerini tebliğdir. Kim Allah'a ve Rasûlüne karşı gelirse; hiç şüphesiz onun için cehennem ateşi vardır. Onlar orada ebedîyyen kalacaklardır." [2] Bu Âyette de kâfirlerin cehennemde ebedî olarak

Kalacakları  خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا "onlar orada ebedîyen kalacaklardır" ifadesiyle açıkça belirtilmektedir. Hem cennet ve hem de cehennem için zikredilen "hâlidîne fîhâ ebedâ" sıfatları tartışma götürmeyecek netlikte açıktır. Ulemâ da, Selef-i Sâlihîn'in bu akîde üzerinde icmâ ettiklerinde müttefiktirler.

Günümüzde bu ifadeleri, hiç Arapça bilmeyen çocuklar gibi; "onlar orada uzun süre kalacaklardır" şeklinde tercüme etmeye yeltenen kimselerin fikirleri, Kur’ân'a mal edilemez. Bu fikirler bütünüyle batıl anlayışlardır! Kaldı ki, azıcık Arapça bilenler dahi, çok iyi bilirler ki; bu Âyetlere "onlar orada uzun süre kalacaklardır" şeklinde anlam vermek mümkün değildir. İbareye böylesi bir anlam yüklemeye imkân yoktur!

Şimdi gelelim cennet ve cehennem mevzularımıza...

Cenneti ve Cehennemi Tanıyor muyuz?

Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

مَوْضِعُ سَوْطٍ فِى الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْياَ وَما فِيْهاَ 

"Cennette bir kamçı kadar yer, dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır." [3] 

Başka Bir Hadîs'de de şöyle geçer:

لَقَابُ قَوْسٍ فِى الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِمَّا تَطْلُعُ عَلَيْهِ الشّمْسُ أوْ تَغْرُبُ 

"Cennette bir yay kadar yer, üzerine güneş doğan ve batan şeylerin hepsinden elbette hayırlıdır." [4]

Rasûlullah buyurdu:

مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَبِرَسُولِهِ وَأَقَامَ الصَّلاَةَ وَصَامَ رَمَضَانَ ، كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ

“Her kim Allah'a ve O'nun Rasûlüne iman eder de namaz kılar ve Ramazanda oruç tutarsa, onu cennete girdirmek Allah üzerine bir hak olur." [5]

Bu Hadîsin devamında: "Şüphesiz cennette yüz derece vardır. Allah onları Allah yolunda mücâhede edenler için hazırlamıştır. İki derece arasındaki uzaklık, gökle yer arasındaki uzaklık gibidir. Siz Allah'tan istemek dilediğinizde, O'ndan Firdevs'i isteyin! Çünkü o, cennetin en ortası ve en yücesidir" [6] buyrulmuştur.

Mezkûr Hadîslerimizde sırasıyla; cennette bir kamçı ve bir yay kadar olan yerin dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlı olduğu belirtildi.

Cennete ancak Allah'a iman ve sâlih amellerle girilebileceği ifade edildi. Sonra cennette mücâhidler için yüz derece olduğu haber verildi. Bu yüz dereceden, her iki derece arasının gökle yer kadar mesafede olduğu açıklandı. Mü'minler böylece cihâd teşvik edildi.

Son olarak da, Allah'ın fazlı ve lütfunun sınırsız olduğuna vurgu yapılarak;

فَإِذَا سَألْتُمُ اللَّهَ فَاسْأَلُوهُ الْفِرْدَوْسَ

"Allah'tan istediğinizde, Firdevs'i isteyin" buyruldu.

Firdevs; hem cennetin tam ortası hem de mücâhidlerin makamı olarak en yücesidir.

فَإِنَّهُ أَوْسَطُ الْجَنَّةِ وَأَعْلَى الْجَنَّةِ

Buradan da anlıyoruz ki; Allah'tan hayır isterken ürkek olmayacağız. Her şeyin en hayırlısını isteyeceğiz. Allah, onu vermeye muktedirdir.

İslâm'ı bilmeyen ama saf ve iyi niyetli olan bazı kimseler: 'Allah bana cennette kümes kadar yer versin, bana yeter, razıyım' tarzında, câhilâne kanaatkârlık ve tok gözlülük sergilemektedirler. Oysa Allah'ın zengin ve lütuf sahibi olduğunu unutuyorlar.

Dünyada iman etmeden, çalışmadan ve cihâd etmeden, cennetten kümes kadar yer ummak yerine, Allah'tan Firdevs'i isteyelim! Dünyada Allah yolunda bir hayat yaşayarak, Firdevs'i hak edecek bir hayata talip olalım. Cennetin en yüce makamları için yarışalım. Zaten cennette kümes kadar nimet yoktur! Allah, kendisinden razı olduğu kullarına o kadar çok verecektir ki; kul razı olacaktır. Hatta bu razı oluşu, ifadelendirmek bile gayri kâbildir.

"Şüphesiz iman edip sâlih amel işleyenler için gayri memnûn (hesapsız, kesintisiz, başa kakılmayan) bir mükâfat vardır." [7]

Bu nimet, insanın memnuniyet tasavvurlarının çok ötesindedir.

İman Sahipleri, Azaplarını Çektikten Sonra Cehennemden Çıkıp Cennete Girecekler:

Müttefekun aleyh bir Hadîs'de cehennemden en son çıkan, imanı en zayıf olan kişiye Allah; bütün dünyanın on mislini verecektir. Allah, iman eden kullarını günahlarından dolayı ne kadar azap ederse etsin, sonunda mutlaka iman ettikleri için cennetine koyacaktır.

"Kalbinde zerre kadar iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır." [8]

Zerre kadar iman, şirk bulaşmamış imandır. İmanı en zayıf olan ama şirk koşmamış kişinin imanı, zerre kadardır. Şirk koşanda iman yoktur!

Az önceki Hadîsin râvisi Ebû Saîd el-Hudri:

"Kim bunun doğruluğundan şüphe ederse, şu Âyeti okusun" demiştir:

إِنَّ اللّهَ لا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ َ

“Şüphesiz Allah, zerre kadar bile zulmetmez.” [9]

"Kim Lâ İlâhe İllallâh derse ateşten çıkar." [10]

Yani kalbinde zerre kadar iman bulunarak derse, cehennemden çıkar. Kalbinde zerre kadar şirk bulunursa cennetin kokusunu bile duyamaz ve ateşten ebediyyen çıkamaz.

Bu Hadîsin anlamı; bazı câhillerin sandığı gibi, 'sadece dille Lâ İlâhe İllallâh diyen mutlaka cennete girecek' anlamında değildir. Biraz önceki Hadîsimizin devamı da bu durumu açıklar. Kelime-i Tevhid'e i’tikâd ederek bu kelime söylenirse; bu va'd geçerlidir. Hadîs’de; kalbinde bir arpa, bir buğday ağırlığınca iman bulunduğu halde; Lâ İlâhe İllallâh diyen kimse, ateşten çıkacaktır diye geçmektedir.

Lâ İlâhe İllallâh cümlesini anlamadan ve muhtevasına iman etmeden, bilinçsizce söylemek kişiye bir hayır kazandırmaz. Bu bir akîdedir!

Bu konuda Hadîsler çoktur:

Bir Hadîs-i Şerîf’te: "Kim Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ölürse cennete girer. Kim de Allah’a bir şeyi ortak koşarak ölürse cehenneme girer” [11] buyrulmuştur.

Abdullah b. Mes’ûd şöyle demiştir: Peygamber aleyhisselâm bir söz söyledi, ben de diğer bir söz söyledim. Peygamber: "Allah'ın yarattıklarından herhangi bir şeyi Allah'a denk yapıp ona dua (ibâdet) ederek ölen kimse ateşe girer" buyurdu. Râvi Abdullah b. Mes'ûd: "Allah'a herhangi bir şeyi şirk koşmadan ölen de cennete girer" demiştir. İmam Buhârî rahımehullâh bu Hadîsi, Sahîh’inin “Tefsîr” bâbında ve “İnsanlar içinde Allah’tan başkasını (O’na) eş edinen kimseler vardır” (Bakara: 165) Âyetinin açıklaması sadedinde zikretmiştir.

“Lâ İlâhe İllallâh” kelimesi; Allah'tan başka hakiki ilâh olmadığı i’tikâdıdır.

Bu konuda başka bir Hadîs-i Şerîf:

"Lâ İlâhe İllallâh deyip de sonra bu hâl (bu akîde) üzere ölen bir kul muhakkak cennete girer." [12]

Ateşten en son çıkacak kişi de zerre kadar iman bulunduğunu zikrettik ve zerre kadar imanın şirksiz iman olduğunu, Hadîslerle açıkladık.

Ateşten en son çıkacak ve dünya tarihinde imanı en zayıf olan o mü'mine de Allah'ın dünyanın on misli cennet vereceğini belirtmiştik.

Bu ifade aslında bir taraftan da insanın iştahını kabartıyor ve umutlandırıyor. Zira 'orta sıralarda bile cennete girsek yüzölçümünü hayal edemeyeceğimiz cennet verilecek demek ki bize' diye hülyalara sevk ediyor insanı, bir an!... Ama cehennemden en son çıkan bu mü'minin asla müşrik olmadığı, kalbinde zerre kadar şirk bulunmadığı gerçeği; bir an duraksatıyor insanı…

"Ben şirk koşuyor muyum?" sorusunu nefislere yöneltiyor, bu gerçek! Eğer öyleyse, cehennemden çıkış yok. Çünkü cennetin vizesi, imandır!

Diyelim ki, bu nefis muhasebesinden şirk koşmadığımız sonucu çıktı; yani müşrik değiliz. Bu, bizi tembelliğe ve atâlete sevk etmesin! Zira mü'minler cehennemde, imanların zayıf olmasından ve ibâdetteki gevşekliklerinden dolayı azap olacaklardır.

"N'olacak yanar, çıkarız" diyen câhillere, kibrit ateşine bile dayanamadıklarını hatırlatmak isteriz. El-Hakîm et-Tirmizî, “Nevâdiru’l Usûl fî Ma’rifeti Ehâdîsi’r Rasûl” adlı eserinde zayıf isnâdla şu rivâyeti kaydetmektedir:

"Muhakkak cehennemden en son çıkan kimse yedi bin yıl azap olunacaktır" [13]

Biraz önce, "cennete ortalarda girsek, kim bilir ne kadar büyük cennet verilir bize" diye hayal kuranlar nerede!! Bunun yerine; "cehennemden orta sıralarda çıkan mü'min olsak dahi; ne kadar azap göreceğimizi hayal etmemiz mümkün değil" diye korkmalıyız.

Cehennemin azabına 'yedi bin yıl' kim dayanabilir? Hem de âhiretin yedi bin yılı. Allah katında bir gün, dünyanın bin senesine eşittir!

"Gerçek şu ki Rabbinin yanında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir." [14] Bu Âyette, “Rabbinin yanında” ve “sizin saymanıza göre” kayıtları getirilmiştir. Yani Rabbinin yanında bir gün, sizin saymanıza göre bin yıldır.

Cehennemden en son çıkacak iman sahibi kişi, yedi bin yıl azap görecekse; bu dünya hesabıyla ürkütücüdür. Çünkü bu yedi bin yılın her bir günü bin yıla eşittir:

Önce bir yılı aya çevirelim (12 ay).

Kameri takvimi esas alırsak, bir yıl 354 gündür. Kameri hesaba göre; 1 ay 29,5 olmaktadır. (12x29,5=354)

Miladi takvim 365 gün; onu esas almadık.

1 yıl 354 gün ediyor. Allah katında 1 gün, bin yıl olduğuna göre 354x1000=354.000 çıkıyor. Yani Allah katındaki bir yıl, bizim hesabımızla 354 bin yıl ediyor.

Cehennemden en son çıkacak kişi yedi bin yıl azap göreceğine göre; 354.000x7.000=2.478.000.000 (Ortalama 2,5 milyar yıl) Yani, Allah katındaki yedi bin yıl, bizim hesabımızla yaklaşık iki buçuk milyar yıl etmektedir. (Hesap tarafımızdan yapıldı, İnşâAllah.)

Cehennemden en son çıkacak mü'min, 2,5 milyar yıl, azap görecektir. Kim buna dayanabilir? Zamanın izâfî olması da mümkündür. Bu durumda azap süresinin miktarı, bizim hesabımıza göre olmaz.

Dikkat edilirse; cennet konusunu işlerken, cehennem bahsine geçiş yaptık. Çünkü inzâr hem korkutma hem de müjdeleme boyutuyla tam olarak gerçekleşebilir. Ve cehennemden sakınmadan cennete girmemiz mümkün değildir. Âhirette de herkes cehenneme uğrayacaktır. Cennete geçmek için de önce Sırat'tan geçilecektir.

Rabbimiz şöyle buyurur: "Şüphe yok ki aranızda oraya (cehenneme) uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin gerçekleştirmeyi üzerine aldığı kesin bir hükümdür." [15]

Bu Âyet, gaybî bir meseledir ve keyfiyetini en iyi Allah bilir.

Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

"Bütün insanlar cehenneme uğrarlar. Sonra amellerine göre oradan (çıkabilenler) çıkarlar." [16]

O halde uğradığımız cehennemden bizi çıkaracak sâlih ameller işleyelim; aksi takdirde orda kalırız. (Allah korusun!)

Ey Müslümanlar! Sakın ha, imanınıza güvenip ibâdetlerde gevşeklik göstermeyin. Unutmayın, sâlih ameller sizin ateşten çıkış biletinizdir. Biletinizi kaybetmeyin ve onsuz huzura varmayın!

İmam Mücâhid bu uğrama hususunda şöyle der: "Mü'minlerin ateşe uğramaları, dünya yurdunda mü'mine isabet eden humma (ateşi) gibidir. İşte mü'minin cehennem ateşinden payı budur. Bunu geri çeviremez." [17]

Bizi biraz rahatlatan rivâyet olsun istedim. Ama bu açıklamalar mü'mini gevşekliğe sevk etmemelidir.

Çünkü Âyet gaybî bir gerçektir, mahiyetini en iyi Allah bilir. Biz bu tür konularda son sözü söyleyemeyiz. Ama vürûd (ateşe uğrama) kesindir.

Bu uğrama nasıl gerçekleşecek: Bedenle mi? Sadece bakarak mı? Üzerinden geçerek mi? Ya da bu vürûd'da mecâzî bir anlam mı var? Bilemiyoruz...

Cehenneme uğrama (vürûd) konusunda İbn Kesir'in görüşünü de vermeden geçmeyelim. Ona göre bu uğrama sırattan geçiştir. Allahu A'lem.

Cennetliklere gelince, bir Kudsî Hadîste:

"Allahu Teâlâ: Ben sâlih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir kimsenin kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım." Hadîsin râvisi Ebû Hüreyre dilerseniz Secde: 17'yi okuyun demiştir. [18]

Okuyalım:  "Onlara o işlediklerine mükâfat olmak üzere, gözleri aydınlatan ne nimetler gizlendiğini hiçbir kimse bilmez." [19]

Allah, sâlih kullarına o nimetleri verirken bile, kullarının amelini küçümsemiyor: "İşlediklerine mükâfat olmak üzere…" [20] buyuruyor.

Melekler de mü'minlerin canlarını alırken:

"Selam size! İşleyegeldiklerinizin karşılığı olmak üzere girin cennete! Derler" [21]

"Rablerinden korkanlar da cennete zümre zümre götürülecek. Nihayet oraya gelip kapıları açılacağında, cennetin bekçileri onlara diyecek ki:

- Selâmun Aleyküm (Selâm olsun size)! Tertemiz geldiniz. Hemen oraya ebedîler olarak girin." [22]

Mü'minler, cennetin kapısında Selâm ile karşılanacaklar ve ebedî kalmak üzere cennete gireceklerdir.

"Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedî kalacaksınız." [23]

Yüce Rabbimiz: "...Takvâ sahipleri için Rabbleri katında altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Orada ebedî kalıcıdırlar. Onlar için tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. Allah kullarını hakkıyla görendir" [24] buyurmaktadır.

Mü'min için "Allah'ın rızası" en büyük nimettir.

Cennetlikler Allah'ı Göreceklerdir:

"O gün bazı yüzler, Rabblerine bakıp parlayacaktır." [25]

Allah'ı görmekten daha değerli bir nimet olabilir mi? Ru'yetullah (Allah'ı görme) nimetinin yanında diğer nimetler sönük kalmaz mı?

Bu ifadeden, cennet nimetlerini küçümseme anlamı çıkarılmasın! Allah'ın övdüğü nimetleri küçümsemek kimin haddine? Ama Allah'ı görmekten daha büyük bir şeref olabilir mi? Diğer bütün nimetler sonra gelir.

Kâfirler için en büyük azap, Allah'ı görmekten mahrum olmalarıdır. "Hayır! Muhakkak onlar, o günde Rabblerinden perdelenmiş olacaklardır." [26] Yani kâfirler âhirette Rabblerinden mahrum kalacaklar, onu göremeyeceklerdir. Bu en büyük azaptır; zira iman etmeden ölenler Allah'ı görme fırsatını kaçıracaklardır. Sanki onlara; 'dünyada Allah'ı ve Âyetlerini inkâr ettiniz; şimdi de mahrumiyeti hak ettiniz' denmektedir.

 "Ey kullarım! Bugün size bir korku yoktur. Siz üzülmezsiniz de! Siz ki Âyetlerimize iman edenler ve Müslümanlar idiniz. Siz ve eşleriniz sevinç ve neşe içerisinde cennete girin." [27]

İman eden ve Müslüman olarak yaşayan kullar mutludurlar!

Uzun uzun burada cennetin tasvirini yapmayacağız. Ancak iki hatırlatmayla yetineceğiz. Önce bir Hadîs-i Şerîf, sonra bir Âyet-i Kerîme:

"Cennette hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir kimsenin aklına gelmeyen nimetler vardır." [28]

لَهُمْ فِيهَا مَا يَشَآؤُونَ "Orada ne dilerlerse onlarındır." [29]

'Onlara orada ne isterlerse var' cümlesi mü'mine müjde olarak yeterlidir.

En son olarak da, cennete giren mü'minlerin mutluluğunu paylaşalım ve Allah'a nasıl hamd ederek sevindiklerine şâhid olalım.

İnşâAllah; biz de o zümrelerden birinin içindeyizdir. O zaman geldiğinde, bugünü anar ve Allah'a iman üzere bir hayat yaşadığımızdan dolayı seviniriz inşâAllah.

"Onlar diyecekler ki: Bize olan va'dini yerine getiren, cennetten dilediğimiz yere konmak üzere arzı bize miras veren Allah'a hamdolsun! (Güzel iş) işleyenlerin mükâfatı ne güzeldir!" [30]

Bu cümle ya mü'minlerin sözünün devamıdır ya da Allah'a aittir.

"Tâğûta ibâdet etmekten sakınıp Allah'a yönelenler için müjde vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!" [31]

Dünyada iken Allah'a şirk koşmaktan ve tâğûtlara kulluktan sakınıp, içtenlikle Allah'a yönelenlere, Rabbimizin verdiği mükâfat ne güzeldir!

Cennete giren Müslümanların oradaki duaları, selamlaşmaları ve dualarının sonu nedir? İşte cevabı:

"Oradaki duaları: '(Sübhâneke'llahümme) Allah’ım, Seni (bütün noksan sıfatlardan) tenzih ederiz' sözüdür. Oradaki tahiyyetleri (sağlık temennileri) ise Selâm'dır. Dualarının sonu da: '(el-Hamdülillâhi Rabbi'l Âlemîn) Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun'dur." [32]

Biz de aynen cennetteki kardeşlerimiz gibi diyoruz. Kim bilir belki biz de onların arasında o duaları yapıyoruz. Rabbim cehennemden korusun!

Duamızın sonu; Âlemlerin Rabbi olan Allah'a Hamdolsun.

 

Dipnotlar:


[1] Teğâbun: 9

[2] Cinn: 23

[3] Buhâri, Kitâbu'r Rikâk, 2

[4] Buhârî, Cihâd 5, 6; Bed´ü´l-Halk 8; Rikak 51; Bkz: Tirmizî, Fezâilü’l-Cihâd, 17

[5] Buhârî, Cihâd, 4

[6] Buhârî, Cihâd, 4

[7] Fussilet: 8

[8] Tirmizî, Cehennem, 10

[9] Nisâ: 40

[10] Buhârî, İman, 33

[11] Müslim, Îmân, 151

[12] Buhârî, Libâs, 24

[13]  Bu Hadîs, İhyâ’da da geçmektedir. Irâkî, İmam Gazâlî’nin İhyâ’sında yer alan Hadîsleri “Tahrîcu Ehâdîsi’l İhy┠adlı eserinde toplamıştır. Her Hadîsin geliş yollarını (turukunu), sahâbî râvilerini, mahrecini, sıhhat ve zayıflık yönlerini göstermiştir.

 إن آخر من يخرج من النار يعذب سبعة آلاف سنة

[14] Hacc: 47

[15] Meryem: 71

[16] Tirmizî, Tefsîr, 20, Hadîs No: 3159; Müsned, I, 433, 435

[17] el-Câmi' li-Ahkâmi'l Kur’ân, Kurtubî, Meryem: 71. Âyetin Tefsîri

[18] Buhârî, Bed'ü'l–Halk 8; Tefsîru Sûre (32), 1; Tevhîd 35; Müslim, Cennet, 2–5; Bkz: Tirmizî, Tefsîr, 33, 57; İbni Mâce, Zühd, 39

[19] Secde: 17

[20] Ahkâf: 14

[21] Nahl: 32

[22] Zümer: 73

[23] Zuhruf: 71

[24] Âl-i İmrân: 15

[25] Kıyâmet: 22, 23

[26] Mutaffifîn: 15

[27] Zuhruf: 68, 69, 70

[28] Müslim, Cennet, 5,

[29] Nahl: 31

[30] Zümer: 74

وَقَالوا الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِى صَدَقَنَا وَعْدَهُ وَأَوْرَثَنا الأرْضَ نَتَبَوَّأ مِنَ الْجَنَّة حَيْثُ نَشَاءُ فَنِعْمَ أَجْرُالْعَامِلِين

[31] Zümer: 17

[32] Yunus: 10

دَعْوَاهُمْ فِيهَا سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلاَمٌ وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 26/11/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz
YORUM YAZINIZ
İSMİNİZ

E-Posta (Gizli)

Web siteniz

Yorumunuz

Güvenlik kodu
18.10.2019Cuma
Son Konular • 42- Zâlimlerin Yaptıklarından Allah’ı Habersiz Sanma! (Video)
• 41- Ashâb-ı Kehf Hakkında (Video)
• 40- Kur'ân'da Peygamberimize 'Ey Muhammed!' Biçiminde Hitap Edilmiş midir? (Video)
• 39- Neyi Fıkhedeceğiz? (Video)
• 38- Muavvizeteyn Hakkında İbn-i Mes'ûd'dan Gelen Rivâyet Meselesi (Video)
• 37- Rızkı Artıran ve Bereketlendiren Etkenler Nelerdir? (Video)
• 36- Kime Uyacağız? Kime İnanacağız? (Video)
• 35- Ey Yolcu, Dünya Bir Ağaç Gölgesi Gibidir! (Video)
• 34- Kelime-i Şehâdet'in İ'râbı (Video)
• 33- Hayata Dair, Hayâtî Öğütler (Video)
• 32- "Arapça'yı Putlaştırmak" Deyimi Üzerine (Video)
• 31- Kime Kulak Vermeli?! -Fıkradan Hisse- (Video)
• 30- Evli Kadınlarla Evlenilir mi?! (Video)
• 29- Seyyid Kutub Âlim midir? (Video)
• 28- Kur'ân'a Uymadığı İddiasıyla İnkâr Edilen Bir Hadîsin Müdâfaası (Video)
• 27- Günümüzde Genelde Yanlış Anlaşılan Bir Âyet - Ra'd: 11 (Video)
• 26- Bedevîden Al Haberi! (Video)
• 25- Mezhepsizlik Dinsizliğin Köprüsüdür! (Video)
• 24- İslâm'da Tevhîd Olmadan Vahdet Olmaz! (Video)
• 23- Rabbin Kim? Rabb Kimdir? (Video)
• 22- Allah'tan Başkasına İbâdet Etmede Cehâlet Mazeret Değildir! (Video)
• Günlük Dua ve Zikirler
• KASİDE-İ LAMİYYE (Şeyhu'l-İslam İbn-i Teymiyye) – Pdf İndir!
• Peygamberler Tarihi Test Bilgi Yarışması - PDF İndir!
• Muhtelif Konularda Kısa Kısa - 5
• "TEVESSÜL VE KABR-İ NEBİ'Yİ ZİYARET" ADLI KİTABIMIZ ÇIKMIŞTIR!
• MUHTELİF KONULARDA İLMÎ NAKİLLER - 1
• NASİHATLER 13
• Dinin Aslında Cehalet Mazeret midir? (PDF Oku/İndir!)
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 4
• Allah Teâlâ, Neden Kur’ân’da Bazı Yerlerde “Biz” Zamiri ile Hitap Buyurmuştur?
• Vâv ve Yâ Harflerinden Önceki Harfi Meftûh Olan Emsile-i Hamse'ye Nûn-u Sakîle'nin Dâhil Olması:
• NASİHATLER 12
Son Yorumlar
sadullah demircioğlu
abdullah bin mesud (r.a.) ‘’sakın
Yusuf Semmak
Bir kardeşimiz, selâmdan sonra; “
Yusuf Semmak
EVET, YİNE SİGARA! Bugün piyas
İbrahim sarıtaş
Allahrazı olsun
Muhammet ****
Bizim din hocamız başınızı örtmek
Ali Özbek
Hocam Allah razı olsun mükemmel b
fatma
ellerinize yüreğinize sağlık cıdd
Mehmet
Bu site "13.45'de mi 13.45'te mi
iclal
elinize sağlık
misafir
Allah razı olsun .
mutluluk
Çok güzel olmuş ellerinize sağlık
hediye
Esselamün aleyküm Yusuf kardeşim.
Yusuf Semmak
SÜNNETTE BÖYLE BİR PAZARLIK ANLAY
mahmut konur
BİR AYET "Mümin kadınlara da bak
Erkan
Allah razı olsun
ismail
bayildim
Yusuf Semmak
NOT: Bir Hristiyanla tartışan bir
Yusuf Semmak
KİMLER SUÇLU? Bir toplumda ins
Yusuf Semmak
SAHÛR VAKTİNİN SON BULMASI VE SAB
ali
Güzel bir anlatım olmuş ALLAH(C.C
Yusuf Semmak
MUHÂCİRLERLE ENSÂR’IN KARDEŞLİĞİ:
Ece
Harika çok teşekkürler
meryemnazyazğan
Çok güzel anlatmışsınız, şimdi ço
Yusuf Semmak
DİLİN, BEYÂNIN, OKUMANIN, YAZMANI
Yusuf Semmak
Bir meâlde şöyle geçiyor: "Bunun
Yusuf Semmak
“Mütevâzı’, mutevazı” (م
Yusuf Semmak
Esmâül Hüsnâ: Yanlış – el-Esmâul
Yusuf Semmak
Müşkül: Yanlış – Müşkil (kapalı,
Yusuf Semmak
Nasılki: Yanlış – Nasıl ki: Doğru
Yusuf Semmak
“MESS”: Değme, dokunma, temas,
Sibel EKİNCİ
Muhterem Hocamız Feriduddin AYDIN
2017
çok detaya girmişsiniz ama tşr
Melek
Çok güzel
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM