Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
BİZİ TAKİP EDİN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
Türkçe’de sıklıkla yanlış kullanılan kelimeleri doğrularıyla birlikte verdiğimiz bu çalışmamızda, teknik olarak bir noktaya dikkat çekmek isteriz. Bir örnek ile açıklayalım: Örnek: "Müştak (türemiş): Yanlış – Müştâk (özleyen): Doğru". Bu ve benzeri örneklerdeki “yanlış-doğru” ayrımında şu noktaya dikkat edilmelidir. Bu iki kelimeden; önce zikredilip de “yanlış” olduğu belirtilen kelime, daha sonra “doğru” olarak verilen kelimeyi kullanmak isterken, telaffuz ya da yazım hatasına düşerek, hatalı bir kullanım gerçekleştirmektir. Bu teknik bilgiyi göz önünde bulundurursak, “yanlış” olarak verilen kelimelerin; anlamsız kelimeler de olabileceğini, yazım yanlışı da barındırabileceğini hatta bazen de bir kelimeyi başka kelime yerine kullanmak şeklinde başka anlama gelen bir kelimenin de olabileceğini görürüz. Meselâ; az önceki misâlimizde her iki kelime de anlamlıdır ama konuşan ya da yazan kimse, “müştâk olan” yani “özleyen” anlamındaki "müştâk" kelimesini kullanmak isterken, yanlışlıkla “türeyen” anlamındaki "müştak" kelimesini kullanmıştır. Bu durumun, “Çiy (şebnem): Yanlış – Çiğ (pişmemiş): Doğru” örneğinde de söz konusu olduğunu görebiliriz. Her iki kelime de anlamlı olsa da, konuşan ya da yazan kimse, “pişmemiş” anlamındaki “çiğ” kelimesini kullanmak isterken, yanlışlıkla “şebnem” anlamındaki “çiy” kelimesini kullanmıştır. Bu nedenle de, maksadını ifade edemediği için, kullandığı kelimenin farklı bir anlamı olsa da, onu “yanlış” olarak ifade ettik.
Bağlantı | kategori: TÜRKÇE | tarih: 01/02/2017 | Yorum(7) | Yorum yaz
Orijinal kavramlarımızı terk etmemeliyiz. Genel olarak, ifade ve anlatımda kendi öz kavramlarımıza dönmeliyiz. Yeni kelimeleri gerektikçe kullanmalıyız ya da bazı yerlerde parantez içerisinde vermeliyiz. Ama ne tuhaftır ki, dilimize sonradan giren kelimeler asıl metinde geçerken, asırlardır kullanılan Eski Türkçe, Arapça ve Farsça karşılıkları parantez içerisinde verilmektedir. İşte ne zaman bu dediğimiz tersine dönerse daha doğrusu aslî şekline avdet ederse, dil konusunda belirli bir merhale kat edildiğinden söz edilebilir. Maalesef ki, son yıllarda hızlanan teknolojiyle beraber, yazılı ve sesli iletişim şeklimiz de, zamandan kazanmak ya da kelimelerin aslını araştır(a)mamak gibi nedenlerle dejenere olmaktadır. Günümüzdeki toplumsal yapı içerisinde okuma alışkanlığı yitirilmiştir. Bu nedenle de çocuklar ve gençler, ana dillerini olumsuz toplumsal etkileşim sebebiyle yüzeysel olarak öğrenmektedirler ve dillerinin gramatik yapısından habersiz bulunmaktadırlar. Oysa gramer kuralları öğrenilmeyen bir dilin bilindiği iddia edilemez. Günlük hayatta, hayatı idâme ettirecek kadar kelimeyle konuşuyor olmak, o dilin bilindiğini göstermez. Zira “anlaşma” sadece kelimelerle olmaz; işâret ve vücut diliyle de anlaşma imkânı bulunmaktadır. Oysa “dil bilmek” çok daha farklı bir mefhumdur. Dilin bütünlüğüne hâkim olmadan birkaç yüz kelime ile birbirinin tekrarı sayılabilecek bazı cümleleri kuruyor olmak, sağlıklı iletişim için kifayet etmez. Hele de Türkçe dilinin dînî, tarihî, kültürel, toplumsal, siyasi ve psikolojik alt yapı zenginliklerine muttali olmamak, Türkçe’nin değil, bu dili bilmeyenlerin noksanlığıdır. Özellikle Türkçe’nin içerisinde bulunan Arapça, Farsça ağırlıklı tarihî kökleri olan kelimeleri öğrenmek zaruridir. Türk-İslâm medeniyetlerinin birbirleriyle etkileşimlerinin meyveleri olan kelimelere, deyimlere ve vecizelere sahip çıkmamak ve onları dışlamak dile ve kültüre karşı ciddi bir taassuptur. Bu davranış asla makul kabul edilemez. Dilin aslına sahip çıkarak yani zenginliğini budamadan, bugün itibariyle Batı orijinli kelime ve kalıplar da alınabilir. Bunda bir sakınca yoktur. Yeter ki gelenin hatırına “var olan” dışlanmasın. Her Müslüman'ın, ana dili dışında Kur’ân dili olan Arapça’nın yanı sıra mutlaka yaygın olan bir dünya dilini daha öğrenmesi gerekir. Bir üniversitenin yaptığı araştırmaya göre, herhangi bir Türk insanının günlük konuştuğu ortalama kelime sayısı, 400 kelimeyi geçmemektedir. Bazı yörelerde bu ortalama oldukça düşüktür. Oysa İngiltere’de bu ortalama iki bin kelimeyi bulmaktadır. Bir insan, kendi ana diline bu kadar fakirse, artık onu başka bir fakirlik yıkamaz sanırız. Buna bir "dur" demek; özellikle yeni neslin görevidir. Yoksa bir nesil sonrakiler, öncekileri anlayamaz halde olacaklardır. Dil; geçmişten günümüze ve günümüzden geleceğe köprü rolü üstlenmektedir. Aynı asırda bile kuşaklar arası çatışma ve anlaşmazlıklarda dilin önemi inkâr edilemez! Bu nedenle dile karşı gösterilmesi gereken hassasiyet adına, Türkçe’nin bazı kâidelerini hatırlatmak istedik. Biz, pratik bilgilerle okuyucuya yardımcı olmak amacıyla teferruatlara girmedik. Çünkü bazen ihtiyaçtan fazla bilgi, öğrenme ve okuma iştiyâkını azaltmaktadır. Bu bakımdan, çalışmamızın daha detaylı çalışma yapmak isteyenlere de vesile olmasını temenni ederiz.
Bağlantı | kategori: TÜRKÇE | tarih: 21/01/2014 | Yorum(2) | Yorum yaz
"Ünsüz sertleşmesi" ve "ünsüz yumuşaması" konularına geçmeden önce, sert ve yumuşak ünsüzleri bilmek gerekir. Sert Ünsüzler: Önce sert ünsüzleri öğrenelim. "Fıstıkçı Şahap" sözcüklerinde geçen tüm ünsüzlerdir. Sert ünsüz harfler kendi aralarında iki kısma ayrılır: a) Sürekli sert ünsüzler: s, ş, h, f b) Süreksiz sert ünsüzler: p, ç, t, k Yumuşak Ünsüzler: Yumuşak ünsüzler de kendi aralarında iki kısma ayrılır: a) Sürekli yumuşak ünsüzler: ğ, j, l, m, n, r, v, y, z b) Süreksiz yumuşak ünsüzler: b, c, d, g
Bağlantı | kategori: TÜRKÇE | tarih: 21/01/2014 | Yorum(7) | Yorum yaz
Günümüz Türkçe'sinin şu anki durumunu anlamak için, 1942'de vefat eden Elmalılı tefsirinin sahibi Muhammed Hamdi Yazır'ın eserini aslından okumaya çalışmanız yeterlidir. Okuyup anlayabiliyor musunuz? Hayır! Oradaki kelimelerin belki de en iyimser yaklaşımla %60'ını hiç bilmiyorsunuz! Oysa onun vefat tarihi ya babanızın, ya annenizin, ya dedenizin yahut da nenenizin doğum tarihidir değil mi? Bazılarınız “dedem onun çağdaşıdır” diyebilirsiniz. Bu kadar kısa zamanda Türkçe'mize ne oldu da can damarları budandı? İsterseniz, meşhur “Büyük İslam İlmihali” isimli eserin yazarı Ömer Nasuhi Bilmen'in Kur'an mealini okuyun. Kur'an anlaşılsın diye, Türkçe'ye çevrilen Kur'an Mealinde saymakla bitmeyecek şekilde anlamadığımız, hatta hiç duymadığımız kelimeler bulunmaktadır! O da, 1971'de vefat etti. Onun yaşadığı dönemde belki çoğunuz doğmuştunuz. Abiniz, amcanız, dayınız, halanız, teyzeniz ise Ömer Nasuhi'nin çağdaşıdır. Maalesef ki, bu yakınlarınız dahi o dönemin diline köprü olamamışlardır!
Bağlantı | kategori: TÜRKÇE | tarih: 21/01/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz

Son Konular • NASİHATLER 13
• Dinin Aslında Cehalet Mazeret midir? (PDF Oku/İndir!)
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 4
• Allah Teâlâ, Neden Kur’ân’da Bazı Yerlerde “Biz” Zamiri ile Hitap Buyurmuştur?
• Vâv ve Yâ Harflerinden Önceki Harfi Meftûh Olan Emsile-i Hamse'ye Nûn-u Sakîle'nin Dâhil Olması:
• NASİHATLER 12
• İftiâl (افْتِعَال) Bâbı ile Alâkalı Sarf Kâideleri
• GENELDE YANLIŞ KULLANILAN KELİMELER VE DOĞRU YAZILIŞLARI:
• Kur'an'da Peygamberimize Nasıl Hitap Edilmiştir?
• Muzari' Fiilin Şimdiki ve Gelecek Zamana Salahiyeti:
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 3
• Şirke ve Sapıklığa Sürüklenen Bir Toplumda Suçlular Kimlerdir?
• 22- Ömer Nesefî Akaidi Tercüme ve Şerhi 6 (Ders Videosu)
• NASİHATLER 11
• Arapça'da 'zuu' ve 'sahib' edatlarının arasındaki fark nedir?
• EY RABBİMİZ!
• ASHAB-I KEHF HAKKINDA:
• NASİHAT BAHÇESİ
• KİTAPLARIMIZ HAKKINDA BİLGİLENDİRME:
• “Kadınlar Havuza Girebilir mi?” Sorusuna Verdiğimiz Kısa ve Özlü Cevap
• Kadın Sesiyle ve Çalgı Aletleriyle İcra Edilen Şarkı, Türkü, Ezgi ve İlahiler Hakkında Bir Soruya Verdiğimiz Cevap
• NASİHATLER 10
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 2
• NASİHATLER 9
• “Ticaret yapıyorum ama maddi ve manevi anlamda bir türlü rahata eremiyorum” mu diyorsunuz?
• 21- Hadis Dersleri -1 (Ders Videosu)
• SESLİ HADİS DERSLERİ - YAKINDA!
• Sesli Ders Videoları Arşivi (Yusuf Semmak)
• ARAPÇA DERSLERİ (ZAMİRLER) -5-
• Kadınların Saçlarını Kısaltmaları Câiz midir?
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 1
• Ömer Nesefî Akâidi Tercüme ve Şerhi 5 (Ders Videosu)
• İNFÂK BİLİNCİNİ KUŞANMAK!
Son Yorumlar
Yusuf Semmak
SÜNNETTE BÖYLE BİR PAZARLIK ANLAY
mahmut konur
BİR AYET "Mümin kadınlara da bak
Erkan
Allah razı olsun
ismail
bayildim
Yusuf Semmak
NOT: Bir Hristiyanla tartışan bir
Yusuf Semmak
KİMLER SUÇLU? Bir toplumda ins
Yusuf Semmak
SAHÛR VAKTİNİN SON BULMASI VE SAB
ali
Güzel bir anlatım olmuş ALLAH(C.C
Yusuf Semmak
MUHÂCİRLERLE ENSÂR’IN KARDEŞLİĞİ:
Ece
Harika çok teşekkürler
meryemnazyazğan
Çok güzel anlatmışsınız, şimdi ço
Yusuf Semmak
DİLİN, BEYÂNIN, OKUMANIN, YAZMANI
Yusuf Semmak
Bir meâlde şöyle geçiyor: "Bunun
Yusuf Semmak
“Mütevâzı’, mutevazı” (م
Yusuf Semmak
Esmâül Hüsnâ: Yanlış – el-Esmâul
Yusuf Semmak
Müşkül: Yanlış – Müşkil (kapalı,
Yusuf Semmak
Nasılki: Yanlış – Nasıl ki: Doğru
Yusuf Semmak
“MESS”: Değme, dokunma, temas,
Sibel EKİNCİ
Muhterem Hocamız Feriduddin AYDIN
2017
çok detaya girmişsiniz ama tşr
Melek
Çok güzel
Nagihan
okudum süper çok beğendim
Mehmet ARAZ
Çok güzel olmuş,başarılarınızın d
Yusuf Semmak
KANDİL KUTLAMAK BİD'AT'TIR! Ka
Yusuf Semmak
Nesefî Akâidi derslerimizi 6'ya k
Elif
Bu akaid derslerinizden bölüm6 ya
Beyza
Harika
büşra
Çok iyi olmuş
Yusuf Semmak
MODERNİZM, KADINLARIN BAŞÖRTÜLERİ
zeyra
İsime yaradi saol
Şüheda
Helal be sırf kapanmak nefislerin
Ümit
Amin Er-Rahman Er-Rahim Allah
Vedat
Soruyu soran ben değilim ama aydı
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM