Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
BİZİ TAKİP EDİN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
ÇIKAN KİTAPLARIMIZ HAKKINDA BİLGİLENDİRME: 1- PUTPEREST ÇAĞLARDA MÜSLÜMAN OLMAK, 2- HAYATIN İÇİNDEN ÖZLÜ SÖZLER İBRETLER, HİKMETLER, ÖĞÜTLER, 3- HZ. YÛSUF'UN MISIR'DAKİ KONUMU.
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 05/06/2016 | Yorum(0) | Yorum yaz
"Putperest Çağlarda Müslüman Olmak" adlı eserimiz, 5 Haziran 2014 tarihi itibariyle piyasadadır. Her evde olması gerektiğini düşündüğümüz eserimizi alıp okumanızı ve başkalarına da okutmanızı tavsiye ederiz. Kitabımızdan almak isteyen arkadaşlarımız bize ulaşabilirler. Selam ve dua ile...
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 01/07/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz
Kendisinden başka ma’bûd olmayan, kullarının her halinden haberdar, onlara şah damarlarından daha yakın, dua edenin duasına icâbet eden, fayda ve zarar ancak kendisinden olan, hiçbir ortağı bulunmayan ve kendi sıfatlarına ortaklar kabul etmeyen, eşsiz ve benzersiz, her şeyin yaratıcısı, insanların Rabbi, mürebbi’si, rızık vereni, hayat vereni ve öldürüp hesaba çekecek olan, noksanlıklardan münezzeh, her şey kudret elinde olan O âlemlerin Rabbi Allah Azze ve Celle’ye hamd-ü senâlar olsun. Söze, Rabbimizin bize gönderip de her gün defalarca düşünerek, anlayarak ve iman ederek okumamızı irâde buyurduğu sahih itikâdın ana esası olan herkesin bildiği bir Ayet-i Kerime ile başlayalım: "Yalnız Sana ibâdet ederiz ve yalnızca Senden yardım dileriz." (Fâtiha: 5) Bu Ayet’in okunduğu her yerde, Allah ile kullar arasına yerleştirilen aracılar, şürekâ (şerikler, ortaklar), şüfeâ (şefi’ler, şefaatçiler) ve gayrimeşru olan tevessül bahislerinin nefyi, reddedilmesi de mutlaka gündeme gelmektedir.
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 11/02/2014 | Yorum(2) | Yorum yaz
Noksan sıfatlardan münezzeh ve kemâl sıfatlarıyla muttasıf olan, eşi ve benzeri bulunmayan, yüceler yücesi, ezelî, ebedî, evvel, âhir, göklerde ve yerde izni ve ilmi dışında tek bir yaprak dahi düşmeyen, kullarının her halinden haberdar olan, her şeyi gören, bilen, her şeye gücü yeten, herkesin kendisine muhtaç olduğu, zâtıyla kâim, vâcibu’l vucûd, göklerde ve yerde tek ve yegâne ma’bûd olan Allah Sübhânehu ve Teâlâ’ya hamd-u senâlar olsun. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “…O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, her şeyi işitendir, bilendir.” (Şûrâ: 11) Bu Ayete göre; Allah’ın hem zâtı hem de sıfatları bakımından hiçbir benzeri yoktur. Mahlûkâttan hiçbir şey, Allah’ın zâtına ve O’nun sıfatlarına benzemez. İnsanın aklı ne Allah’ın zâtını kavrayabilir ne de Allah’ın zâtı ile sıfatlarının münasebetini tam olarak algılayabilir. Zaten Allah, kullarını bu konuda sorumlu tutmamıştır. Yüce Allah, kullarına, yalnızca kendisine iman etmelerini emretmiştir. Sıfatlarını bir mahlûkâta vererek kendisine şirk koşmamalarını, isim ve sıfatları istikametinde kendisini hakkıyla takdir etmelerini, isimleri konusunda ilhâd (sapmak)dan sakınmalarını emretmiştir. “En güzel isimler O’nundur. O halde O’na bunlarla dua edin. O’nun isimlerinde eğriliğe sapanları terk edin. Onlar yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.” (A’râf: 180) Bu Ayette de Rabbimiz, isimleri hususunda yanlış yollara sapılmamasını emretmektedir. Demek ki, bazı insanlar, mü’minlerin yolundan ayrılarak (Nisâ: 115), Allah’ın isim ve sıfatları meselesinde, Allah’ın irâdesine ve Selef’in akidesine aykırı olan eğri yollara sapacaklar, dosdoğru yolu terk edeceklerdir. Bu Ayetten şöyle bir anlam çıkarmak da mümkündür. Allah’ın kullarının önünde iki yol bulunmaktadır: Sırât-ı Müstakîm [dosdoğru yol] (Fâtiha: 5) ve dalâlet (sapıklık) yolu. Bu mukaddimeden sonra meselemize geçebiliriz.
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 25/01/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz
Müteşâbih sıfatları, Allah’ın ilmine havale etmek gerekir: Meselâ; Allah’ın iki el (Sâd: 75), yüz (Rahmân: 27), nefs (Mâide: 116), uluvv (Mülk: 16), istivâ (Tâ-Hâ: 5) gibi sıfatları vardır. Rabbimiz, bu türden sıfatlarını Kur’an’da zikretmiştir. O halde biz de, “bunlar, O’nun sıfatlarıdır” deriz. Gerek Kur’an ve gerekse Hadislerdeki bu türden müteşâbih sıfatlara keyfiyetsiz (nasıllığını sorgulamadan), teşbih (benzetme), temsil (misallendirme), tecsîm (cisimlendirme), ta’tîl (anlamını işlevsiz kılma) ve tahrif (bozup değiştirme)’ye gitmeden inanırız. İstivâ konusunda fazla detaylara girmeden, bazı rivâyetleri naklederek birkaç meseleyi açıklamak istiyoruz. Ama ondan önce, bu kelimenin anlamını ve Kur’an’da nasıl kullanıldığını ifade edelim. Sözlükte, istivâ; eşit olmak, yönelmek, istikrar bulmak, hükmetmek, hâkim olmak, yükselmek, yüksek ve yüce olmak ve kurulmak gibi anlamlara gelir. Bu kelime “istevâ: istivâ etti” şekliyle, Kur’an-ı Kerim’de dokuz yerde kullanılmıştır. Bunlardan ikisinde (Bakara: 29, Fussilet: 41) ثُمَّ اسْتَوَى إِلَى السَّمَاء “sonra semâya yöneldi” şeklinde “ilâ: …e doğru” edatı kullanılmıştır; altı tanesinde (A’râf: 54, Yûnus: 3, Ra’d: 2, Furkân: 59, Secde: 4, Hadîd: 4) ise, ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ “sonra arşa istivâ etti” şeklinde “alâ: …üzerine, üzerinde” edatı kullanılmıştır. Bir yerde de الرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى “Rahmân arşa istivâ etti” (Tâ-Hâ: 5) şeklinde geçmektedir. İstivâ kelimesinin Kur’an’da başka Ayetlerde de mâzi ve muzâri kipleriyle kullanımları vardır. Bu Ayetlerde de, “eşit ve denk olmak, oturmak, kurulmak ve binmek” gibi anlamlar ifade etmektedir. Tabi ki bu anlamların varlıklarla ilişkili olduğunu unutmayalım. Yani bu verdiğimiz anlamlar, istivâ’nın kelime anlamlarıdır. Bu fiili, Allah’a nispet ettiğimiz zaman, mahlûkâta ait olan bu anlamları veremeyeceğimizi, Allah’ı yaratılmış varlıklara benzetmenin asla câiz olmadığını unutmayalım…
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 14/01/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz
Rahmân ve Rahîm olan Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: "En güzel isimler (el-Esmâu'l Husnâ) Allah'ındır. O halde O'na bunlarla dua edin. O'nun isimlerinde eğriliğe sapanları terk edin. Onlar yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir." (A'râf: 180) "O Allah'tır ki, Hâlık'tır, Bârî'dir, Musavvir'dir. En güzel isimler yalnız O'nundur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nu tesbîh eder. O, Azîz'dir, Hakîm'dir." (Haşr: 24) "De ki: 'İster Allah diye çağırın, ister Rahmân diye çağırın. Hangisi ile çağırırsanız çağırın, esasen en güzel isimler O'nundur.' Namazında sesini ne pek yükselt ne de pek kıs, ikisi ortası bir yol tut." (İsrâ: 110) İnsanlığın Tevhîd muallimi olan son Rasûl Hz. Muhammed aleyhisselâm şöyle buyurmuştur: إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسْمَا مِائَةً إِلاَّ وَاحِدًا مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ "Muhakkak Allah'ın doksan dokuz -bir eksiği ile yüz- ismi vardır. Kim bu isimleri ihsâ ederse (anlamını bilerek sayarsa, ezberlerse ve iman ederek gereklerine uygun olarak amel ederse) cennete girer." (Buhârî, Şurût, 18, [2736]; Tevhîd, 12, [7392]; Müslim, Zikr, 6; İbn-i Mâce, Duâ, 10, [3860]; Bkz: Buhârî, Deavât, 68, [6410]; Müslim, Zikr, 5; Tirmizî, Deavât, 83, [3606-3508]) Allah'ın güzel isimleri, doksan dokuz ile sınırlı değildir. Allah'ın, Kur’ân ve Sünnette bize bildirdiği ya da bize bildirmeyip katında saklı tuttuğu isimleri çoktur. Zikrettiğimiz anlamdaki Hadîsler, Allah'ın isimlerinden doksan dokuz tanesinin anlamını öğrenen, bunları ezberleyen, Allah'ın bu isimlerine gerektiği gibi iman eden ve bu imanlarını hayatlarına yansıtarak bir hayat yaşayan, bu hâl ve i’tikâd üzere Allah'ın huzuruna vasıl olanların cennete gireceği konusundaki bir müjdedir. Yani bu kadarını gerçekleştirmek, cennete girmek için kifâyet etmektedir, demektir. Allah'ın isimlerinin doksan dokuz rakamı ile ifade edilmesinin çok hikmetleri vardır. Bir tanesi, bu sayı, çokluktan kinâyedir; yani Allah'ın isimlerinin çokluğuna delâlet eder. Allah'ın isim ve sıfatlarını gerçek anlamda bir sayı ile tahdîd etmek (sınırlandırmak) mümkün değildir. İkincisi de, doksan dokuz sayısı, tekliğe yani Allah'ın isim, sıfat ve fiillerinde vahdâniyyetine (tekliğine) delâlet etmektedir. Allah'ın isimlerini ezberlemenin anlamı, mücerred ezber değil, o isimleri hıfz ederek yani koruyarak, o isimlere iman bakımından hakkını vererek bir ezberleme şeklidir. Allah'ı Tevhîd etmeyen yani Tevhîd akîdesine i’tikâd etmeyen kimse, değil bu isimleri ezberlese, Kur’ân'ın tamamını ezberlese dahi ebedi cehenneme gider. Bu Hadîslerle vurgulanan asıl konu, Allah'ın kullarının, başkalarına değil, ancak Allah'a ibâdet etmeleri hakikatidir. Allah'ın doksan dokuz ismini ezberlemeye teşvik açık şekilde Tevhîd akîdesine teslimiyete davettir. Zira Tevhîd akîdesine teslimiyet ancak Allah'ın isim ve sıfatlarını sahih bir şekilde öğrenmekle mümkün olur. Uyarı: Arapça'da, Allah'ın güzel isimleri ifadesi, "el-Esmâul Husnâ" şeklinde söylenir. Bu bir sıfat tamlamasıdır. Günümüzde halk bunu genelde "Esmâul Husnâ" şeklinde söylemektedir ki, bu ifadenin anlamı -hâşâ- (en güzel kadının isimleri) şeklindedir. Bu ifade şeklinden şiddetle sakınmak gerekir. Bu son söylediğimiz yanlış telaffuzlu terkip, isim tamlamasıdır. el-Esmâu'l Husnâ ifadesi Arapçadır; bu ifade ya aslı üzerinde aynen böyle telaffuz edilmelidir ya da Farsça terkip olarak Esma-i Husnâ şeklinde söylenmelidir. Yani Arapça bilmeyenler, "Esmâu’l" yerine "Esmâ-i" şeklinde söyleyebilir. Fakat en doğrusu, "el-Esmâu'l Husnâ" demektir. Ayrıca, "Allah'ın en güzel isimleri" anlamında, أسماء الله الحسنى "Esmâullâhi'l Husnâ" diye de söylenebilir.
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 29/12/2013 | Yorum(0) | Yorum yaz
İnsanların en mutlusu, Tevhid ehli kimselerdir. Allah onlara rahmetini, rızasını, lütuf ve ikramlarını tahsis etmiştir. Onlar ahirette bu nimetlerden asla mahrum kalmayacaklardır. Allah’ın izin vermesiyle, Rasûlullah’ın şefaat edebileceği kimseler sadece Tevhid akidesi üzere vefat edenler olacaktır. Şirk koşanlara, Peygamberimiz bile şefaat edemeyecek ve onlar ebedî olan cehennem azabına giriftar olacaklardır. Bu konuda bir Hadis-i Şerif ile başlayalım. Ebû Hureyre radıyallâhu anh şöyle demiştir: (Bir kere) “Yâ Rasûlallah! Kıyamet gününde senin şefaatin en ziyade kime olacak?” diye sordum. Rasûlullah aleyhisselâm: “Yâ Ebâ Hureyre! Hadis (bellemek) için sende gördüğüm hırsa göre, bu Hadisi senden evvel kimsenin bana sormayacağını tahmin ediyordum. Kıyamet gününde halk içinde şefaatime en ziyade mazhar olacak kimse, kalbinden ve gönlünden hâlis ve samimi olarak ‘Lâ İlâhe İllâllah’ diyendir.” (Buhârî, Rikâk, 51; İlm, 34)
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 24/11/2013 | Yorum(0) | Yorum yaz
Rabbimiz, sahih imanın gerçekleşmenin temel şartının el-küfrü bi’t tâğût yani tâğûtu inkâr, red ve tanımamak olduğunu bildirmiştir: “Dinde zorlama yoktur. Muhakkak iman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır. Artık kim tâğûtu inkâr eder ve Allah’a iman ederse o gerçekten, kopması olmayan sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir.” (Bakara: 256) Bütün Peygamberler aleyhimüsselâm’ın gönderiliş amacı; TEVHİD akidesini insanlara açıklamak ve herkesi bu inanca davet etmektir.
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 09/10/2013 | Yorum(0) | Yorum yaz
Günümüzde Hadisleri inkâr eden bazı bilgisiz ve tekfirci kimseler, Peygamberimize “Efendimiz” denilemeyeceğini, namazda veya namaz haricinde iken bu sözü söylemenin “şirk” olduğunu söylüyorlar! Bu kelimeyi, Kur’an, Hadisler, Sünnet ve Selef-i Sâlihîn’in uygulamaları istikametinde açıklamak istiyoruz.
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 17/08/2013 | Yorum(0) | Yorum yaz
Bismillahirrahmanirrahim. "Dinde zorlama yoktur. Muhakkak iman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır. Artık kim tâğût’u inkâr eder ve Allah’a iman ederse o gerçekten, kopması olmayan sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir." (Bakara: 256) Bakara: 256 Âyetini ele alacak olursak; "dinde zorlama yoktur" buyruğundaki 'din' kavramı, i’tikâd (inanç) ve şerîat (İslâm) anlamındadır. 'Din' kelimesinin bu anlamlara geldiğinin karînesi de sonra gelen cümledir: "Muhakkak doğruluk ile sapıklık apaçık ortaya çıkmıştır." Bahsi geçen Âyette 'Din' kelimesi akîde ve şerîat anlamına geldiğine göre; sonra gelen cümleye şöyle de anlam verebiliriz: "Muhakkak iman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır." (Bakara: 256) Müfessirler buradaki “Rüşd” (doğruluk)'un iman, “Ğayy” (sapıklık)’ın da küfür olduğunu söylerler. Bu açıklamalardan sonra şunu anlıyoruz: İman ve küfür apaçık ortaya çıkmıştır, "Artık dinde zorlama yoktur." Yani; Din(e girme)de zorlama yoktur. Hiçbir kimseye "Müslüman ol!" diye baskı yapılamaz. Çünkü Bakara: 256'nın ikinci cümlesinden de anlaşılmaktadır ki, iman ve küfür kesin olarak birbirinden kesin çizgilerle ayrılmıştır. Bu nokta bir yol ayrımıdır. "De ki: 'O (Kur’ân) Rabbinizden gelen bir hakktır. Artık dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun." (Kehf: 29) Seçimini küfür ve inkâr yolundan yana kullanan kimseye, kim, kalkıp da zorla 'İslâm yoluna gir, Müslüman ol!' diye baskı yapabilir! Bu doğru olmaz. "Artık kim tâğûtu inkâr eder ve Allah’a iman ederse o gerçekten, kopması olmayan sapasağlam bir kulpa yapışmıştır." Önceki cümlede iman ve küfrün açıkça ortaya konulduğu belirtildi. Artık insanlar bu noktada bir yol ayrımına, bir kavşağa geldiler. Ya iman, ya küfür! Ya cennet, ya cehennem! Ya Allah'ın yolu, ya şeytanın yolu! Ya ebediyyen kurtuluş, ya da ebedî olan bir kaybediş! Bu aşamada Rabbimiz; "ne haliniz varsa görün", "bu kadarını söyledim, gerisini siz bilin, bulun" demiyor. İman yolunu gösteriyor. Allah, kullarını bir an bile kendi hallerine bırakmıyor, her an gözetiyor, hakka çağırıyor, hak yolu gösteriyor. Rabbimiz kullarına "iman edin" diyor; ama ‘nasıl iman edeceğiz’ diye biz sormadan O, bize nasıl iman etmemiz gerektiğini de açıklıyor. Sonsuz rahmet ve hikmet sahibi olan yaratıcımız hiçbir şeyi ihmal etmiyor/etmez.
Bağlantı | kategori: AKAİD-TEVHİD | tarih: 16/12/2012 | Yorum(0) | Yorum yaz

Son Konular • NASİHATLER 13
• Dinin Aslında Cehalet Mazeret midir? (PDF Oku/İndir!)
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 4
• Allah Teâlâ, Neden Kur’ân’da Bazı Yerlerde “Biz” Zamiri ile Hitap Buyurmuştur?
• Vâv ve Yâ Harflerinden Önceki Harfi Meftûh Olan Emsile-i Hamse'ye Nûn-u Sakîle'nin Dâhil Olması:
• NASİHATLER 12
• İftiâl (افْتِعَال) Bâbı ile Alâkalı Sarf Kâideleri
• GENELDE YANLIŞ KULLANILAN KELİMELER VE DOĞRU YAZILIŞLARI:
• Kur'an'da Peygamberimize Nasıl Hitap Edilmiştir?
• Muzari' Fiilin Şimdiki ve Gelecek Zamana Salahiyeti:
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 3
• Şirke ve Sapıklığa Sürüklenen Bir Toplumda Suçlular Kimlerdir?
• 22- Ömer Nesefî Akaidi Tercüme ve Şerhi 6 (Ders Videosu)
• NASİHATLER 11
• Arapça'da 'zuu' ve 'sahib' edatlarının arasındaki fark nedir?
• EY RABBİMİZ!
• ASHAB-I KEHF HAKKINDA:
• NASİHAT BAHÇESİ
• KİTAPLARIMIZ HAKKINDA BİLGİLENDİRME:
• “Kadınlar Havuza Girebilir mi?” Sorusuna Verdiğimiz Kısa ve Özlü Cevap
• Kadın Sesiyle ve Çalgı Aletleriyle İcra Edilen Şarkı, Türkü, Ezgi ve İlahiler Hakkında Bir Soruya Verdiğimiz Cevap
• NASİHATLER 10
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 2
• NASİHATLER 9
• “Ticaret yapıyorum ama maddi ve manevi anlamda bir türlü rahata eremiyorum” mu diyorsunuz?
• 21- Hadis Dersleri -1 (Ders Videosu)
• SESLİ HADİS DERSLERİ - YAKINDA!
• Sesli Ders Videoları Arşivi (Yusuf Semmak)
• ARAPÇA DERSLERİ (ZAMİRLER) -5-
• Kadınların Saçlarını Kısaltmaları Câiz midir?
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 1
• Ömer Nesefî Akâidi Tercüme ve Şerhi 5 (Ders Videosu)
• İNFÂK BİLİNCİNİ KUŞANMAK!
Son Yorumlar
Yusuf Semmak
SÜNNETTE BÖYLE BİR PAZARLIK ANLAY
mahmut konur
BİR AYET "Mümin kadınlara da bak
Erkan
Allah razı olsun
ismail
bayildim
Yusuf Semmak
NOT: Bir Hristiyanla tartışan bir
Yusuf Semmak
KİMLER SUÇLU? Bir toplumda ins
Yusuf Semmak
SAHÛR VAKTİNİN SON BULMASI VE SAB
ali
Güzel bir anlatım olmuş ALLAH(C.C
Yusuf Semmak
MUHÂCİRLERLE ENSÂR’IN KARDEŞLİĞİ:
Ece
Harika çok teşekkürler
meryemnazyazğan
Çok güzel anlatmışsınız, şimdi ço
Yusuf Semmak
DİLİN, BEYÂNIN, OKUMANIN, YAZMANI
Yusuf Semmak
Bir meâlde şöyle geçiyor: "Bunun
Yusuf Semmak
“Mütevâzı’, mutevazı” (م
Yusuf Semmak
Esmâül Hüsnâ: Yanlış – el-Esmâul
Yusuf Semmak
Müşkül: Yanlış – Müşkil (kapalı,
Yusuf Semmak
Nasılki: Yanlış – Nasıl ki: Doğru
Yusuf Semmak
“MESS”: Değme, dokunma, temas,
Sibel EKİNCİ
Muhterem Hocamız Feriduddin AYDIN
2017
çok detaya girmişsiniz ama tşr
Melek
Çok güzel
Nagihan
okudum süper çok beğendim
Mehmet ARAZ
Çok güzel olmuş,başarılarınızın d
Yusuf Semmak
KANDİL KUTLAMAK BİD'AT'TIR! Ka
Yusuf Semmak
Nesefî Akâidi derslerimizi 6'ya k
Elif
Bu akaid derslerinizden bölüm6 ya
Beyza
Harika
büşra
Çok iyi olmuş
Yusuf Semmak
MODERNİZM, KADINLARIN BAŞÖRTÜLERİ
zeyra
İsime yaradi saol
Şüheda
Helal be sırf kapanmak nefislerin
Ümit
Amin Er-Rahman Er-Rahim Allah
Vedat
Soruyu soran ben değilim ama aydı
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM