Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
DERS VİDEOLARI ARŞİVİ
NOT DEFTERİ
Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla. Her halükârda Allah'a hamd olsun. Peygamberimize, temiz ailesine güzide ashâbına da salât ve selâm olsun. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: "Onlar, kâfir olanlar, sizleri Mescid-i Haram'dan, bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasından menedenlerdir. Eğer (Mekke'de) bilmediğiniz mü'min erkeklerle mü'min kadınlar olmayaydı ve siz onları bilmeyip çiğnemeyecek, size onlardan dolayı da bir vebal isabet etmeyecek olsa idi (onlardan ellerinizi çekmezdi). Tâ ki Allah dilediği kimseyi rahmetine soksun. Eğer onlar (birbirlerinden) ayrılmış olsalardı, ötekilerden kâfir olanları elbette acıklı bir azap ile azaplandırmış olacaktık." (Fetih: 25) Hicretin 6. yılında Zilkade ayının başlarında Peygamberimiz 1400 kişilik bir kafile ile umre yapmak niyetiyle Medine'den Mekke'ye hareket etmişti. Hudeybiye'de Kureyşliler, Müslümanlar'ın Mekke'ye girmelerine engel olmakla hem Mescid-i Haram'ı ziyaret etmelerine hem de bekletilen kurbanları Mina'da kesmelerine engel olmuşlardı. Bu Ayette bildirildiğine göre, Müslümanlar'a savaş ve fetih izninin verilmeyişinin nedeni, Mekke'de bulunan ve henüz imanlarını açığa vurmamış olan mü'min erkeklerle mü'min kadınların varlığı idi. Mekke'deki imanlarını gizleyen Müslümanlar, Kureyşli kâfirlerden ayrılmadıkları için Mekke'nin fethi ertelenmiştir.

ALLAH, MÜSLÜMANLAR'IN, BİLMEDEN BİRBİRLERİNİN KANINI AKITMALARINA İZİN VERMEDİĞİ İÇİN MEKKE'NİN FETHİNİ ERTELEDİ!

Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla.

Her halükârda Allah'a hamd olsun. Peygamberimize, temiz ailesine güzide ashâbına da salât ve selâm olsun.

Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

"Onlar, kâfir olanlar, sizleri Mescid-i Haram'dan, bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasından menedenlerdir. Eğer (Mekke'de) bilmediğiniz mü'min erkeklerle mü'min kadınlar olmayaydı ve siz onları bilmeyip çiğnemeyecek, size onlardan dolayı da bir vebal isabet etmeyecek olsa idi (onlardan ellerinizi çekmezdi). Tâ ki Allah dilediği kimseyi rahmetine soksun. Eğer onlar (birbirlerinden) ayrılmış olsalardı, ötekilerden kâfir olanları elbette acıklı bir azap ile azaplandırmış olacaktık." [1]

Hicretin 6. yılında Zilkade ayının başlarında Peygamberimiz 1400 kişilik bir kafile ile umre yapmak niyetiyle Medine'den Mekke'ye hareket etmişti. Hudeybiye'de Kureyşliler, Müslümanlar'ın Mekke'ye girmelerine engel olmakla hem Mescid-i Haram'ı ziyaret etmelerine hem de bekletilen kurbanları Mina'da kesmelerine engel olmuşlardı.

Bu Ayette bildirildiğine göre, Müslümanlar'a savaş ve fetih izninin verilmeyişinin nedeni, Mekke'de bulunan ve henüz imanlarını açığa vurmamış olan mü'min erkeklerle mü'min kadınların varlığı idi. Mekke'deki imanlarını gizleyen Müslümanlar, Kureyşli kâfirlerden ayrılmadıkları için Mekke'nin fethi ertelenmiştir.

Görüldüğü gibi, Allah, Mekke'de mü'minler bulunduğu için, bu nedenle de bilmeden Müslümanların birbirlerinin kanını akıtmamaları için fethi ertelemiştir. Zira haksız yere bir mü'minin kanının akıtılmasındansa, memleketlerin anası (ümmü'l kurâ) ve içinde Müslümanların kıblesi olan Mekke'nin fethi bile tehir edilmektedir.

 Bu da gösteriyor ki, hiçbir maslahat, Müslümanların kanını dökmeyi meşrulaştırmaz. En büyük maslahat zulmetmemektir ve âdil olmaktır. Müslümanlar açısından o günün nazik şartları içerisinde kendi yurtları olduğu gibi İslâm'ın filizlenip yeşerdiği şehir olan Mekke, aynı zamanda Müslümanların da kıblesi idi. Oranın fethi, en büyük hayırların kapısını açacaktı. Bunu başta Rasûlullah olmak üzere bütün Müslümanlar çok istiyorlardı. Ama Müslümanlar'ın umreden menedildikleri anda Mekke'de imanını açığa vurmamış olan kardeşleri vardı ve onları tanımıyorlardı. Dolayısıyla onların kanını dökmek ya da onları katletmektense, Mekke'ye savaş iznini Yüce Rabbimiz vermiyordu. Bilgisizce de olsa, o kardeşlerinizin kanını dökersiniz; üzüntü, keder, kınanma ve vebal içinde kalırsınız, deniyordu. Rabbimiz böyle hükmederek, Mekke'deki mü'min kullarına rahmet ediyor ve onlara eziyet edilmesini bu şekilde önlüyordu.

 Ayetin son bölümünde ise, Mekkeli kâfirler ile oradaki mü'minlerin safları birbirinden ayrılmış olsaydı, mü'minlerin, o inkârcıları elim bir azap ile cezalandıracaklarını haber vermektedir. Yani inkârcılar ile iman sahipleri Mekke'de ayrışmış olsalardı, Allah, savaşa izin verirdi ve neticede de Mekkeliler can yakıcı bir azap ile mağlup edilirler ve Mekke fethedilirdi, denmektedir. Her şeyi bilen Rabbimiz, savaş yapılması durumunda da neticenin ne olacağını bilmekte ve bizlere bildirmektedir.

Bu açıklamalardan da anlıyoruz ki, haksız yere, bilmeden de olsa, Müslümanların kanını akıtmak asla câiz olmaz. Allah, Peygamberimiz döneminde İslâm düşmanlarını helâk etme karşılığında bile buna müsaade etmedi. Çünkü en büyük maslahat, adaletten zulme sapmamak ve her hususta tam bir teslimiyetle Allah'ın buyruğuna teslim olmaktır.

Bu olayın irtibatlı olduğu Hudeybiye anlaşması ve büyük fetih konusunda da kısaca açıklama yapalım.

Fetih sûresi, ittifakla Mekke müşrikleriyle Hudeybiye antlaşması yapıldıktan sonra, Medine’ye geri dönüş esnasında nazil olmuş bir sûredir. Bu olaylar, Peygamber efendimizin gördüğü bir rüya ile başlar. Peygamberimiz, rüyasında ashâbıyla birlikte Mekke’ye girip, umre yaptığını görür. Fakat müşrikler kendilerinin Mekke’ye girmelerine izin vermezler. Rasûlullah da amacının savaş olmadığını sadece umre yapacaklarını bildirmek amacıyla Hz. Osman’ı bir heyetle birlikte Mekke’ye elçi olarak gönderir. Müşrikler, Hz. Osman’ı yanlarında alıkoyarlar. Bundan sonra da, Hz. Osman’ın şehid edildiği haberi yayılır. Sahabîlerine ve elçilerine hakarete asla izin vermeyen rahmet Peygamberi bu olay üzerine çok üzülür ve Semure ağacının altında 1400 kişilik ashâbından ölünceye ya da öldürünceye kadar bütün güçleriyle Allah yolunda savaşacaklarına dair bey’at alır. Rabbimizin: “Andolsun ki ağacın altında sana bey’at ederlerken Allah, mü’minlerden razı olmuştur” [2] Beyanıyla büyük bir müjdeye nail olan bu mübarek topluluğun bu bey’atına “Rıdvan Bey’atı” denmektedir.

Şu manzarayı görebiliyor musunuz?

Rasûlullah, Mekke’den yola çıkarken asla savaş niyeti olmadığı halde, müşrikler kendilerini umreden alıkoyunca dahi savaş istemediği halde, Hz. Ömer başta olmak üzere “savaşalım ey Allah’ın Rasûlü” diyerek, sahabîlerin Allah için gayrete geldikleri bir hengamede, sükunetini hiç kaybetmeyen Peygamberimiz, elçisinin katledildiği haberi üzeri yanındaki tüm ashâbını topluyor ve ölünceye ya da Allah kendilerine zafer verinceye kadar bütün güçleriyle kendisiyle beraber savaşacaklarına dair onlardan kesin söz alıyor. Allahu Ekber! Bu nokta, tekrar tekrar üzerinde düşünmeye değer bir detaydır.

Mu’te savaşı, nasıl ki Bizanslıların, Allah’ın elçisini şehid etmeleri neticesinde Hicretin sekizinci yılında gerçekleşecek ise, bu olayda da bir elçinin katledilmesi durumunda, şartların elverişsizliğine bakılmadan savaş kararı alınıyor. Hudeybiye anlaşması konusunu başka bir yazımızda açıkladığımız için, biz burada detaylara girmeyeceğiz. Ancak daha sonra Hz. Osman ile ilgili şayianın bir dedikodu olduğu anlaşılmıştır ve işin sonunda da müşrikler, Peygamberimiz ile anlaşmaya razı olmuşlardır.

Zâhiren Müslümanların aleyhine gibi gözüken bu anlaşma imzalandıktan sonra, Medine’ye dönüş yolunda iken Fetih Sûresi geliyor ve bu anlaşmanın “büyük bir fetih” olduğu belirtiliyordu.

Anlaşma sürecindeki barış dönemi bütünüyle Müslümanların lehine gelişmeler kaydediyordu. Harpden ve darptan uzak bu barış yıllarında altı yıldır birbirlerinden tamamen kopmuş ve habersiz olan Müslümanlar, müşrikler ile artık görüşüp konuşabiliyorlardı. Müşrikler de İslâm’ın güzelliğini ve Müslümanların ahlâkını, yaşantılarını, ticaret şekillerini yakından inceleme imkanı bulmaya başlamışlardı.

Hâlid bin Velîd ve Amr bin Âs radıyallâhu anhümâ, bu dönemde iman eden sahabîlerdendir.

Bu anlaşmadan sonra müşriklerin desteğini kaybeden Yahudiler yalnız kaldılar ve Müslümanlar için büyük stratejik öneme haiz olan Hayber kalesi fethedildi. Hudeybiye gerçekten büyük bir fetih idi. En büyük fethin, kapıların ya da kalelerin ele geçirilmesi olmadığını gösteren bir fetih idi. Bu fetih ile hem kalpler fethediliyordu hem de kaleler…

Peygamberimizin bi’setinin ilk on dokuz yılında fethedilen kalplerin bir misli, iki yıllık barış sürecinde fethediliyor ve insanlar akın akın İslâm’a koşuşuyorlardı. Bu fetihler, Müslümanların gücüne güç katarken, müşrikler ve o dönemdeki tüm İslâm düşmanları hem güç kaybediyorlar hem de morallerini yitirerek içlerinde manevi bir hezimet yaşıyorlardı. Bunun sonucunda da iki yıl önce, savaşarak ve kan dökülerek fethedilmesine izin verilmeyen Mekke’nin fethi on bin kişilik bir ordu ile savaş yapmadan gerçekleşiyordu.  

Bu süreç bir de anlaşmada yazılı olduğu gibi on yıla kadar tamamlansa idi, neler olurdu tahmin etmek bile güçtür!

Fakat o Müslümanların, İslâm’a bağlılıkları ve Kur’an ve Sünnete en güzel şekilde ittibâ etmelerinin bu zaferlerde direkt etkili olduğunu söylemeden geçmeyelim.

Maalesef ki bugün müşrikler, “Müslüman” olduğunu söyleyen kimselerin yaşantılarını görüyorlar da, bu yakın ilişkiler onların İslâm’a girmelerine vesile olmuyor. Burada kaybedilen değerlerin neler olduğunu düşünmeden geçersek, sadece tarihî bir kıssa anlatmış gibi olacağımız için, bu nokta da tefekküre değer diyoruz.   

Abdullah bin Mes’ûd radıyallahu anh ve başkalarından rivayet edildiğine göre; “Muhakkak siz, fetih olarak Mekke’nin fethini kabul ediyorsunuz. Oysa biz, asıl fetih olarak Hudeybiye barışını kabul ediyoruz.”  A’meş, Ebû Süfyan’dan o da Câbir’den rivayetle şöyle demiştir: “Biz, ancak Hudeybiye gününü (büyük) fetih kabul ediyorduk.” [3]

Allah, Ashâb-ı Kirâm’dan ve bizlerden razı olsun. Âmin.

Yusuf Semmak


[1] Fetih: 25

[2] Fetih: 18

[3] Tefsiru’l Kur’âni’l Azim, İbn-i Kesir, Dâru Usâme, Ammân, C: 4, Sh: 1927

Bağlantı | kategori: TEFSİR | tarih: 08/02/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz
YORUM YAZINIZ
İSMİNİZ

E-Posta (Gizli)

Web siteniz

Yorumunuz

Güvenlik kodu
18.07.2026Cumartesi
Son Konular .: 150- Karınca, Hüdhüd ve Koşarak Gelen Adam | Yusuf Semmak
.: 149- Katil Niçin Öldürdüğünü, Maktul de Niçin Öldürüldüğünü Bilmez! | Yusuf Semmak
.: 148- Allah’ı Tesbih Etmenin Mükafatı! | Yusuf Semmak
.: 147- İnşikak Suresi (Seri' Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 146- İnfitar Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 145- Alimlerden Birine Soruldu! | Yusuf Semmak
.: 144- Sabah-Akşam Zikirleri | Yusuf Semmak
.: 143- Fecr Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 142- Abese Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 141- Ğaşiye Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 140- Leyl Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 139- Şems Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 138- Fatiha ve 10 Kısa Sure (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 137- Tarık Sûresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 136- Beled Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 135- Nebe Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 134- Hümeze Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 133- Beyyine Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 132- Alak Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 131- Duha Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 130- A'la Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 129- Buruc Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 128- Tekvir Suresi (Seri Okuyuş) | Yusuf Semmak
.: 127- Hasta İçin Okunacak Dualar! | Yusuf Semmak
.: 126- Her Köşeye ve Her Kişiye Tevhid'i Duyurun! | Yusuf Semmak
.: 125- Ru'yetullah'ı Reddedenlere Reddiye! | Kesitler-3 | Yusuf Semmak
.: 124- Kelime-i Şehadet Nedir? | Kesitler-2 | Yusuf Semmak
.: 123- Tağutu İnkar Etmek İmanın Şartıdır! | Yusuf Semmak
.: 122- Zerre Kadar İman Nedir? | Kesitler-1 | Yusuf Semmak
.: 121- Alın Yazgısı, Kader | Yusuf Semmak
.: 120- İlim Ne İçindir? Kimlere İlim Ehli Denir? | Yusuf Semmak
.: 119- Tekfircilik! | Yusuf Semmak
.: 118- Kur'an ve Sünnet'in Arasını Ayırma! | Yusuf Semmak
Son Yorumlar
Yusuf Semmak
Videoda, dünyanın sonunda gerçekl
Yusuf Semmak
☝ Allah Azze ve Celle buyur
Yusuf Semmak
⏳ Ey İslâm Ümmeti! İlk vazi
Yusuf Semmak
✍️ Derdin ilimse, im
misafir
Nice
Yusuf Semmak
🔸 Rabbimiz, yolunu kaybed
Yusuf Semmak
Kadr Gecesi sebebiyle duâ ediyoru
Yusuf Semmak
Rabbimiz kalan ömrümüzü geçen ömr
Yusuf Semmak
☝️ "Tâğûta ibâdet et
Yusuf Semmak
✍ Sıla-i rahmin ömrü ve rız
Yusuf Semmak
BUNLAR HİÇ EŞİT OLUR MU?! 1- "
Yusuf Semmak
Arkadaşlar, videoyu paylaşalım!
Yusuf Semmak
Bu konuda üç Âyet-i Kerîme zikred
misafir
Thankks forr sharing your thought
Oğuzhan
Admin çok teşekkürler.
İsmail
Yüce ALLAH cc razı olsun sizden h
Yusuf Semmak
Ve aleyküm selâm kardeşim. Tâbi
Bekir Yetginbal
Canım kardeşim selamualeykum GÜN
Bekir Yetginbal
Ey Rabbim bu kulunun gayretlerini
Mahmut
Selamünaleykum Yusuf peygamberin
Ufuk
Çok güzel
Şeyma
Bu nadide soru ve cevapları için
Ahmet
Doyurucu bir yorum Teşekkürler
Yusuf Semmak
Son mısralar/dizeler hep "Lâm" ha
Baraa
Bence çoooook güzel bir site
ali
İlmî Arapça Sayfası http://www
ali
Faydalı Bir Maksud Programı http
ali
Faydalı Bir Emsile Programı http
Yusuf Semmak
BU DERSTE İŞLENEN BAŞLICA MEVZULA
Derya Atan
Ağzınıza, yüreğinize sağlık hocam
Firdevs Sevgi
inş güzeldit.
misafir
⭐⭐⭐⭐&
mustafa
Abi çook teşekküür ederim
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM