Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
BİZİ TAKİP EDİN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
“NASİHATLER 7” isimli yazımızda; Magazin, nazar, “ameller niyetlere göredir” Hadîsinin açıklaması, şirk, gıybet-iftirâ, takvâ mescidleri-çarşılar, Tevhîd ve iman daveti karşısında “ölüm baygınlığında olan kimsenin bakışı gibi bakmak”, internet dünyası, okuma özürlüler, yedi yaşına geldiklerinde çocuklara namaz kılmayı öğretmenin gereği, Müslümanın hesaba çekileceği ilk amelinin namaz olduğu, hidâyet-doğruluk, Hz. Yûsuf’a atılan iftirânın reddi, tevbe etmeden ölenlerin şirk günahlarının asla affedilmeyeceği, başkalarının elindekilere bakıp kendini aşağı görme psikolojisinin yanlışlığına dair bir diyalog, geçmişte Müslümanlardan zuhûr eden kerâmetlerin ve hârikülâdeliklerin çokluğu ve hikmeti, “sihirbaz-râhib-çocuk” kıssası ve Ashâb-ı Uhdûd mevzuu, gömlek değiştirir gibi akîde değiştirmek, mü’mine hanımların ziynetlerini göstermeleri ile kendiliğinden görünmesinin anlam farkı, hayatın tartışma ve polemikler üzerine kurulu olmadığı, nefsin isteklerini tatmin uğrunda yaşarken Tevhîd’den uzak düşüp ömür sermayesini hebâ etme mevzuu, Bir Müslümanın, “imanlı olarak ve sevabını da yalnız Allah’tan bekleyerek” yaptığı sâlih amelinin asla küçümsenmemesi gerektiği, “tasavvuf” kelimesinin anlam ve kökeni, Hadîs nakleden kimsenin söylediği ve/veya yazdığı Hadîsi tahkîk edip kaynağını belirterek başkasına aktarmasının gerekliliği, “kopyala-yapıştır” yöntemiyle Hadîs nakledilemeyeceği, İsrâiliyyâtın üç kısım olması, çok ve boş konuşmayı terk etmeyi öğrenmenin bir takım ma’lûmatları öğrenmekten daha zor olduğunun beyanı, Firavun siyasetinin esasının, halkı sınıflara/tabakalara ayırıp, bir kısmını yüceltirken diğerlerini de alçaltıp ezmekten ibaret olduğu, Kur’ân’ın Sûreleri, cüzleri, hizbleri hakkında kısa notlar, Kur’ân’da 12 kez geçen: “Artık o gün yalanlayanların vay hâline!” İlâhî buyruğu hakkında açıklamalar, insanın, ya cömert ya savurgan ya da cimri olduğu meselesi, namaz kılarken bazı hayvanlara özgü davranışlardan sakınmak gerektiği, hikmet, en hayırlı ve en kötü insanın kimler olduğu, insanların “huy-kişilik-inanç ve davranış biçimleri” dünyada insan manzaralarının farklılığını ve çeşitliliğini oluşturduğu, teblîğ’in “hikmet” ve “güzel öğüt”le olması gerektiğinin beyanı, “Yûnus” ve “Yûsuf” isimlerinin altışar türlü söylenişlerinin olduğunun beyanı, gıybet hastalığının bir bakıma insan eti yeme vahşetine mübtelâ olmak gibi olduğu, her vesileyle nefis muhâsebesi yapmanın gerekliliği, “ümmet” kavramının anlamı ve kaça ayrıldığı, “hidâyet” kavramının anlamı ve kaça ayrıldığı, yiğitlik başlıkları olmak üzere 41 tane konuyu ele almaktayız. Rabbim, bu mütevazı açıklamalarımızı, insanların okuyup, amel etmelerine, tefekkür edip âhiret azığına dönüştürmelerine, hidâyetlere ve imanların artmasına vesile kılsın. Sebep olduğu hayırlardan müsebbibini de müstefîd eylesin. Âmîn.
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 14/07/2015 | Yorum(0) | Yorum yaz
İmam Nesefî rahımehullâh'ın Metnu'l-Akâidini esas aldığımız bu üçüncü dersimizde; Sofestâiyye, safsata, felsefe, filozof, sûfî ve tasavvuf kelimelerinin anlam ve kökeni, aklın tanımı, delâleti zannî ve müteşâbih Nakillerde aklın nakle takdîmi, sağlıklı bir akıl ile sahîh bir naklin birbirine zıt olmayacağı meselelerini ele almaktayız... Ayrıca Allah'ın zâtî ve subûtî sıfatları işlenmektedir. Hayırlara vesile olmasını dileriz.
Bağlantı | kategori: DERS VİDEOLARI | tarih: 09/07/2015 | Yorum(2) | Yorum yaz
Bu ikinci derste, Nesefî metni esas alınarak; ilim elde etme sebeplerinden olan "Akıl" konusu işlenmektedir. Bu kapsamda akıl ile nakil karşı karşıya gelirse naklin akla tercih edilmesi gerektiği, sahîh akıl ile selîm aklın asla çatışmayacağı, akıl ile Nass arasında zâhiren zıtlık olursa ya aklın sağlıklı olmadığı ya da naklin sahîh olmadığı meseleleri, istidlâlî ilim ile iktisâbî ilim konuları üzerinde durulmaktadır. Ayrıca ilhâm'ın, ilim elde etme sebeplerinden olmadığı mevzuu, âlemlerin bütün parçalarıyla sonradan yaratıldığı ve yaratılan her şeyin bir yaratıcısının olduğu gerçeği, a'yân ve araz meseleleri izah edilmektedir. Hayırlara vesile olmasını dileriz.
Bağlantı | kategori: DERS VİDEOLARI | tarih: 13/06/2015 | Yorum(0) | Yorum yaz
Suheyb er-Rûmî radıyallâhu anh’den rivâyet edildiğine göre; Rasûlullah aleyhisselâm şöyle buyurmuştur: “Sizden öncekiler arasında bir kral vardı. Onun da bir sihirbazı vardı. Bu sihirbaz yaşlanınca krala: Ben yaşlandım. Bu sebeple bana sihri öğreteceğim bir çocuk gönder, dedi. (Kral da) ona kendisine sihir öğretsin diye bir çocuk gönderdi. Bu çocuk yoluna gittiği zaman yolu üzerinde bir rahip vardı. Bu rahibin yanına oturup onun söylediklerini dinledi. Dinledikleri hoşuna gitti. Bundan dolayı sihirbaza gittiği zaman rahib'e de uğrar, onun yanında bir süre otururdu. Sihirbazın yanına gittiği zaman sihirbaz onu döverdi...
Bağlantı | kategori: HADİS | tarih: 01/06/2015 | Yorum(0) | Yorum yaz
Rahmân ve Rahîm olan Allah’a hamdederek söze başlıyoruz. EY AKRABALAR! ALLAH'IN EMRETTİĞİ GİBİ İMAN ETME ZAMANINIZ HÂL GELMEDİ Mİ? ANA-BABANIZA, BÜYÜKLERİNİZE KARŞI VEF BORCUNUZU ONLARIN HİDÂYETİNE VESİLE OLARAK ÖDEYİNİZ. BUNUN OLMASI İÇİN DE, ELBETTE SİZİN DE TEVHÎD EHLİ MÜ'MİNLER OLMANIZ GEREKİR. ANA, BABA, OĞUL, KIZ, TORUN, DEDE, NİNE, KARDEŞ, BACI, AMCA, DAYI, TEYZE, HALA, YEĞEN VE DİĞER YAKINLARINIZIN CENNETE GİRMESİNİ Mİ İSTİYORSUNUZ? O HALDE, ONLAR CENNET İÇİN ÇALIŞMIYORLARSA, SİZ ONLARI ŞİRK VE KÜFÜR UYKUSUNDAN UYANDIRMAYA ÇALIŞIN. AMA İNSAN KENDİSİ UYANMADAN UYANDIRAMAZ! ALLAH İÇİN, KENDİMİZE GELELİM. BU DÜNYANIN KURULDUĞU GÜNDEN KIYÂMETE KADAR EN ÖNEMLİ GÜNDEM MADDESİ HİÇ ŞÜPHESİZ Kİ TEVHÎD'DİR. YANİ YALNIZCA ALLAH'A KULLUK ETMEK VE BAŞKALARINA TAPINMAMAK! ÂHİRETTE DE TEVHÎD İNANCINI KABUL ETMİŞ KİMSELER KURTULUŞA ERECEK, TEVHÎD İNANCINI BÜTÜN OLARAK KABUL ETMEYEN MÜŞRİKLER İSE EBEDÎ AZABA MAHKÛM VE MECBÛR OLACAKLARDIR. AMAN DİKKAT!
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 10/05/2015 | Yorum(0) | Yorum yaz
Ömer Nesefî (rh.a)'in, "El-Akâidü’n Nesefiyye" isimli risâlesinin metnini esas aldığımız bu dersimizde, gerek İmam Mâturidî gerekse İmam Eş'arî ekolünden herhangi birine, takım tutar gibi her konuda –muhkem bir meseleye şüphesiz inanır gibi- bağlanmak yerine; bu iki âlimin görüşlerinden hangisi Selef-i Sâlihîn'in i'tikâd, görüş, menhec ve metoduna uygun ise ona uyulması en selâmetli yoldur. Zira Rabbimiz, Muhâcirîn ve Ensâr'ın, ilk ve öncü şahsiyetlerinden râzı olduğunu ve onlara en güzel şekilde ittibâ edenlerden de râzı olduğunu/olacağını haber vermiştir. Bu nedenle her Müslüman, Kur'an ve Sünnet'e, Ashâb-ı Kirâm'ın anlayıp iman ettiği gibi tâbi olmak zorundadır. Çünkü onlar, Rasûlullah tarafından Allah'ın dininin kendilerine teblîğ, ta'lîm, tebyîn edildiği ve Allah'ın vahyi ile kendilerinin tezkiye edilip arındırıldığı kimselerdir. Vahiy de onların yaşadığı dönemde indirilmiştir. Onların İslâm'ı en iyi bilen kimseler oldukları herkesçe ma’lûmdur. Onların, Peygamberimizden öğrendikleri din ve fıkhın dışındaki anlayışları, sırf isimleri büyük âlimler söylediler/söylüyorlar diye itirazsız kabul etmek yanlıştır. Neticede şunu kabul etmek gerekir ki, önünde-sonunda ancak vahye uyulur/uyulması gerekir. İnsanların sözleri –ictihâd anlamında- yanlış ise, doğru olan görüşe uymak büyük bir fazilettir. Zaten ictihâd’da hata eden âlimler de bunu söylemektedirler ve istemektedirler. Zira hiçbir kimsenin sözü Nass’ın yerine geçirilemez. Ve gerçek ortaya çıkmış olmasına rağmen, bir takım mensûbiyet ve taassuplar nedeniyle insanların reyine uyulamaz!
Bağlantı | kategori: DERS VİDEOLARI | tarih: 22/02/2015 | Yorum(0) | Yorum yaz
Kur'an-ı Kerîm'de bize haber verilen ve peygamber olduklarında ittifâk bulunan 25 peygamber bulunmaktadır. Üzeyr, Lokman ve Zülkarneyn’in ise peygamber olup olmadıkları meselesi ihtilâflıdır. Peygamberlerin sayısı, Kur'an'da haber verilenlerden ibaret değildir. Bir rivâyete göre 124 bin, başka bir rivâyete göre ise 224 bin peygamber gönderildiği bildirilmektedir. İhtilâflar bir yana, önemli olan; peygamberlerin sayısı değil, Yüce Rabbimizin dünyanın her tarafına peygamber göndermiş olmasıdır. Ulemâ arasında bir diğer tartışma ise, kadınlardan peygamber olup olmayacağı meselesidir. İmam Mâtüridî'ye göre, Nassların da delâlet ettiği gibi, peygamberlikte "erkeklik" şarttır. Ama İmam Eş'arî'ye göre, peygamber gönderilmek için erkek olmak şart değildir. Bu görüşü sebebiyle, İmam Eş'arî; Hz. Âdem'in hanımı Havvâ, Hz. İbrâhîm'in hanımları Sâre ve Hâcer, Hz. Mûsâ'nın annesi, Firavun'un hanımı Âsiye ve Hz. Îsâ'nın annesi Meryem'in de peygamber olduğu düşüncesindedir. Âlimlerin cumhûruna göre ise, kadınlardan peygamber gelmemiştir. "Peygamberlere iman" hakkındaki tutumumuz; isimleri açıkça bildirilmiş olanlara ismen, kendilerinden bahsedilmemiş olanlara ise icmâlen -Rabbimiz her ne kadar peygamber göndermişse hepsine topluca- iman etmektir. Peygamberimizden önce gönderilmiş peygamberler hakkında test usûlü ile bilgilerimizi tazelemeye, bilmediğimiz şeyleri öğrenmeye ve peygamberlerin mücâdelelerini daha yakından etraflıca öğrenmeye ve öğrendiklerimizle onları örnek almaya ne dersiniz?
Bağlantı | kategori: SİYER-TARİH | tarih: 20/02/2015 | Yorum(0) | Yorum yaz
İbn-i Abbas radıyallâhu anhümâ’dan rivâyet edilmiştir: “Kadınların uzun etekli elbise kullanmaları İsmâîl'in anası Hâcer tarafından konulmuş bir âdettir. Hâcer, Sâre'den izini gizlemek için uzun eteklik giymişti. İbrâhîm, Hâcer'le evlenip İsmâîl doğduktan sonra emzirmekte olduğu bu oğlu ile beraber (Sâre'nin saldırısından korumak için Şam'dan çıkıp) Mekke'ye geldi. Nihayet Hâcer'le İsmâîl'i Mescid'in (bugün bulunduğu) yerin ve Mescid'in yüksek bir yerindeki zemzem kuyusunun yukarısında büyük bir ağacın yanına bıraktı. O tarihte Mekke'de hiçbir kimse yoktu. Hatta içecek su da yoktu. İşte İbrâ¬hîm bu ana ve oğlu buraya bıraktı. Yanlarına içi hurma dolu meşin bir dağarcık, içi su dolu bir kırba bıraktı. Sonra İbrâhîm kendi (Şam'a) gitmek üzere döndü. İsmâîl'in anası Hâcer de arkasından onu takip etti de: — Ey İbrâhîm! Bizi bu vadide bırakıp da nereye gidiyorsun? Öyle bir vadi ki, ne görüp görüşecek bir ins var, ne de başka bir hayat eseri şey var, dedi. Hâcer bu sözlerini tekrar tekrar söyledi ise de İbrâhîm ona dönüp bakmadı. Nihayet Hâcer ona: — Bizi burada bırakmayı sana Allah mı emretti? Diye sordu. İbrâhîm: —Evet, Allah emretti! Diye cevap verdi. Bunun üzerine Hâcer: — Öyleyse O bizi zayi' etmez, korur! Dedi.
Bağlantı | kategori: HADİS | tarih: 14/01/2015 | Yorum(0) | Yorum yaz
Bazı araştırmacıların dediğine göre, Türk insanı günde yaklaşık olarak 400 kelime ile konuşmaktadır. İngiltere’de bu ortalamanın 2000’i bulduğu iddia ediliyor. Biz de, eğer bir insan ortalama 400 kelime ile iletişim sağlayabiliyorsa, bu ortalama seviyeyi, Arapça dili üzerinden ilk basamak kabul etmek şartıyla bir çalışma yapmak istedik. Bir kimse günde 400 farklı kelime ile konuşup bu kelimelerle oluşturduğu cümlelerle konuşursa, o kimse haftada 400x7=2800 kelime kullanıyor demektir. Fakat toplumun geneli itibariyle, günlük kullandığımız kelimelerin çoğunun aynı veya benzer olduğunu düşünürsek, halkın ekserisinin haftada ortalama 2800 kelime ile konuşmadığı kabul edilecektir. İnsan alışkınlıklarını iletişim açısından değiştirmek de maalesef mümkün olamamaktadır. Yani insanlar genellikle aynı ifade tarzlarını tercih etmektedirler. Oysa kişinin, meramını anlatabileceği çok sayıda cümleler bulunmaktadır; ama genelde o alternatif cümleler bilinmez ya da kullanılmaz. Günlük konuştuğumuz kelimeler arasında standart ve sabit kelimeleri bir kenara koyarsak, 400 kelime ortalamasının pratikte çok azalacağı görülecektir. Konuştuklarımızın içinden deyimleri, atasözlerini, argo ifadeleri, yanlış olmasına rağmen kullanılmakta ısrar edilen yaygın yanlış denen tabirleri, zamirleri, işaret isimlerini, kişi ve yer adlarını, sayıları, klişeleşmiş tabir, yüklem vb. sözcükleri de çıkarırsak, bu ortalamadan geriye çok az kelime kalacaktır. Aslında insanın bir günde veya bir haftada yahut da bir ay zarfında kullandığı ve toplumla bütünleşmiş kelime ve cümleleri çıkardığımızda, o insanın bilgi, kültür ve okumuşluğunu ortaya koyan ve kendisine has diye nitelenebilecek kaç kelime kalır geriye dersiniz? Emin olun, birkaç tane! O birkaç kelime, standart ve sabit kelimelerle şişirilmekte ve muhatapların konuşurken ifade ettikleri farklı kelimeler de dillerimizde günlük ya da haftalık konuştuğumuz birkaç tane farklı sözcük ve söz olarak yerini almaktadır. Hepsi bu! Oysa konuşurken ve kendimizi ifade ederken, bir kelimeyi ya da cümleyi alternatif olarak çok sayıda ifade tarzlarıyla, daha etkili ve daha anlamlı konuşma imkânımız olduğu halde, bu yapılamamaktadır. Bu durum, esef verici bir tablonun bir yönüdür! Pratik Arapça yani Arapça konuşabilmekle alâkalı çalışma konusunda; bugün, Türkçe dili itibariyle halkın konuştuğu günlük ortalama kelime adedi ve o kelimelerle oluşturulan cümleler baz alınarak ilk merhale çalışması hedeflenebilir. Yani ilk gün için 400 kelime, ikinci gün kullanılan farklı kelime sayısında azalma olacağını farz edersek 350 kelime, üçüncü gün 300 kelime, dördüncü gün 250 kelime, beşinci gün 200 kelime, altıncı gün 150 kelime ve yedinci gün ise 100 kelime. Toplam 1750 kelime eder. Yaklaşık hesaplar yaptığımız için dileyen bu sayıyı ilk aşama için 2000 ile sabitleyebilir. Arapça dilini konuşabilmenin ikinci merhalesinde, günlük 400 farklı kelime konuşulursa, haftada 2800 kelime edeceği için, ikinci basamakta 2800 veya ortalama 3000 kelime ile konuşabilmek hedeflenebilir. Biz Arapça olarak maksadımızı ifade ederken alternatif cümlelere yer vermeye çalıştık. Ama alternatif cümleler onlardan ibaret değildir. Diğer alternatifleri de Arapça öğrenen kimsenin kendisi geliştirmeye çalışmalıdır. Böylece kelime ve cümle bilgimiz oldukça artacaktır, inşâAllah. Bu başlangıç çalışmasıdır; devamı gelecek…
Bağlantı | kategori: ARAPÇA | tarih: 01/01/2015 | Yorum(1) | Yorum yaz
"Günlük" ve "not defteri" anlamına gelen مُفَكِّرَةٌ kelimesi, فِكْر "fikir, düşünme" ve تَفَكُّر "tefekkür, iyice düşünme" kökünden gelmektedir. Demek ki yazılan günlükler, yazanın ve okuyanın tefekkür etmesi ve hayat tecrübelerinden hisseler çıkarması, ibret alması içindir. Kısa bir hatırlatmada bulunalım... Günümüzde "günlük" ya da "not defteri" yerine "günce" kelimesi kullanılmaktadır. Günce, kâideye uygun olmayan uydurma bir sözcüktür. Kâideye uygun olan kelimelerin anlamdaşı olarak ya da asıl kelimenin yerine geçmek üzere uydurulan kelimelerin hepsi bu kâbildendir. Günce kelimesi kâideye uygun olsaydı, "haftaca, ayca, yılca" gibi kelimelerin de bulunması gerekirdi. Aynen "günlük" kelimesinin yanında, "haftalık, aylık, yıllık" kelimelerinin bulunduğu gibi. Allah günümüzü gecemizi, ayımızı yılımızı ve tüm ömrümüzü hayr eylesin.
Bağlantı | kategori: GÜNLÜK | tarih: 26/12/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz

Son Konular • NASİHATLER 13
• Dinin Aslında Cehalet Mazeret midir? (PDF Oku/İndir!)
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 4
• Allah Teâlâ, Neden Kur’ân’da Bazı Yerlerde “Biz” Zamiri ile Hitap Buyurmuştur?
• Vâv ve Yâ Harflerinden Önceki Harfi Meftûh Olan Emsile-i Hamse'ye Nûn-u Sakîle'nin Dâhil Olması:
• NASİHATLER 12
• İftiâl (افْتِعَال) Bâbı ile Alâkalı Sarf Kâideleri
• GENELDE YANLIŞ KULLANILAN KELİMELER VE DOĞRU YAZILIŞLARI:
• Kur'an'da Peygamberimize Nasıl Hitap Edilmiştir?
• Muzari' Fiilin Şimdiki ve Gelecek Zamana Salahiyeti:
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 3
• Şirke ve Sapıklığa Sürüklenen Bir Toplumda Suçlular Kimlerdir?
• 22- Ömer Nesefî Akaidi Tercüme ve Şerhi 6 (Ders Videosu)
• NASİHATLER 11
• Arapça'da 'zuu' ve 'sahib' edatlarının arasındaki fark nedir?
• EY RABBİMİZ!
• ASHAB-I KEHF HAKKINDA:
• NASİHAT BAHÇESİ
• KİTAPLARIMIZ HAKKINDA BİLGİLENDİRME:
• “Kadınlar Havuza Girebilir mi?” Sorusuna Verdiğimiz Kısa ve Özlü Cevap
• Kadın Sesiyle ve Çalgı Aletleriyle İcra Edilen Şarkı, Türkü, Ezgi ve İlahiler Hakkında Bir Soruya Verdiğimiz Cevap
• NASİHATLER 10
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 2
• NASİHATLER 9
• “Ticaret yapıyorum ama maddi ve manevi anlamda bir türlü rahata eremiyorum” mu diyorsunuz?
• 21- Hadis Dersleri -1 (Ders Videosu)
• SESLİ HADİS DERSLERİ - YAKINDA!
• Sesli Ders Videoları Arşivi (Yusuf Semmak)
• ARAPÇA DERSLERİ (ZAMİRLER) -5-
• Kadınların Saçlarını Kısaltmaları Câiz midir?
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 1
• Ömer Nesefî Akâidi Tercüme ve Şerhi 5 (Ders Videosu)
• İNFÂK BİLİNCİNİ KUŞANMAK!
Son Yorumlar
Yusuf Semmak
SÜNNETTE BÖYLE BİR PAZARLIK ANLAY
mahmut konur
BİR AYET "Mümin kadınlara da bak
Erkan
Allah razı olsun
ismail
bayildim
Yusuf Semmak
NOT: Bir Hristiyanla tartışan bir
Yusuf Semmak
KİMLER SUÇLU? Bir toplumda ins
Yusuf Semmak
SAHÛR VAKTİNİN SON BULMASI VE SAB
ali
Güzel bir anlatım olmuş ALLAH(C.C
Yusuf Semmak
MUHÂCİRLERLE ENSÂR’IN KARDEŞLİĞİ:
Ece
Harika çok teşekkürler
meryemnazyazğan
Çok güzel anlatmışsınız, şimdi ço
Yusuf Semmak
DİLİN, BEYÂNIN, OKUMANIN, YAZMANI
Yusuf Semmak
Bir meâlde şöyle geçiyor: "Bunun
Yusuf Semmak
“Mütevâzı’, mutevazı” (م
Yusuf Semmak
Esmâül Hüsnâ: Yanlış – el-Esmâul
Yusuf Semmak
Müşkül: Yanlış – Müşkil (kapalı,
Yusuf Semmak
Nasılki: Yanlış – Nasıl ki: Doğru
Yusuf Semmak
“MESS”: Değme, dokunma, temas,
Sibel EKİNCİ
Muhterem Hocamız Feriduddin AYDIN
2017
çok detaya girmişsiniz ama tşr
Melek
Çok güzel
Nagihan
okudum süper çok beğendim
Mehmet ARAZ
Çok güzel olmuş,başarılarınızın d
Yusuf Semmak
KANDİL KUTLAMAK BİD'AT'TIR! Ka
Yusuf Semmak
Nesefî Akâidi derslerimizi 6'ya k
Elif
Bu akaid derslerinizden bölüm6 ya
Beyza
Harika
büşra
Çok iyi olmuş
Yusuf Semmak
MODERNİZM, KADINLARIN BAŞÖRTÜLERİ
zeyra
İsime yaradi saol
Şüheda
Helal be sırf kapanmak nefislerin
Ümit
Amin Er-Rahman Er-Rahim Allah
Vedat
Soruyu soran ben değilim ama aydı
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM