Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
BİZİ TAKİP EDİN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
Şânı yüce olan Âlemlerin Rabbine hamdolsun. Allah, kendisi için, “Ben (Zâriyât: 56), O (İhlâs: 1), Biz (Hicr: 9)” zamirlerini kullanmıştır. Kulların ağzından ise “Sen” (Bakara: 32) kelimesi, bu zamirlere ilave edilmiştir. Arapça grameri bakımından, “Allah” lafzının tekrar edilmesi yerine, O’na râci “O” zamiri kullanılması daha edebîdir. Fakat Allah için, çokluğa delâlet eden “siz, onlar” zamirleri kullanılmaz. Rabbimiz, kendisi hakkında “siz” ve “onlar” zamirlerini kullanmadığı halde neden “Biz” zamiriyle hitap etmiştir? Bu konu üzerinde bir nebze durmak istiyoruz.

 

ALLAH TEÂLÂ, NEDEN KUR’ÂN’DA BAZI YERLERDE “BİZ” ZAMİRİ İLE HİTAP BUYURMUŞTUR?

Şânı yüce olan Âlemlerin Rabbine hamdolsun.

Allah, kendisi için, “Ben (Zâriyât: 56), O (İhlâs: 1), Biz (Hicr: 9)” zamirlerini kullanmıştır. Kulların ağzından ise “Sen” (Bakara: 32) kelimesi, bu zamirlere ilave edilmiştir. Arapça grameri bakımından, “Allah” lafzının tekrar edilmesi yerine, O’na râci “O” zamiri kullanılması daha edebîdir. Fakat Allah için, çokluğa delâlet eden “siz, onlar” zamirleri kullanılmaz.

Rabbimiz, kendisi hakkında “siz” ve “onlar” zamirlerini kullanmadığı halde neden “Biz” zamiriyle hitap etmiştir? Bu konu üzerinde bir nebze durmak istiyoruz.

1- Allah, “Biz” zamirini kullanırken, kendi azamet ve kudreti, ulûhiyet ve kibriyâsı ile hitap etmektedir.

Ebû’s Suûd Efendi, Hicr Sûresinin 9. Âyetinin tefsîrini yaparken bu inceliğe işâret etmiştir:

أى نحن بعِظَم شأنِنا وعلوِّ جَنَابِنَا نزّلنا ذلك الذّكرَ

“Biz, azamet-i şânımız ve uluvv-i cenâbımızla Kur’ân’ı indirdik.” (İrşâdu'l-Akli's-Selîm ilâ Mezâyâ'l-Kur'âni'l-Kerîm, Dâru İhyâi't-Türâsi'l-Arabî, Beyrût, 5/68)

“Biz” zamiri, çokluğa delalet etmez; azamet ve yücelik ifadesi olarak kullanılır. Çokluk anlamı olsaydı “siz, onlar” zamirleri de kullanılırdı! Fakat Allah, tektir ve her şeyden yücedir. Allah bu ifade şekli ile, kullarının sadece kendisini yüceltmelerini, ta’zîm etmelerini, büyük bilmelerini ve yalnızca kendisine ibâdet etmelerini istemektedir.

2- Bunun yanında bu ifade şekli, insanlara tevâzulu olmaları konusunda da bir edeb öğretmektedir. Allah, mutlak güç ve hüküm sahibi olduğu halde bu kelimeyi kullanarak, âciz olan kullarının kibre kapılmamalarını, kendi nefislerini ya da başkalarını yüceltmemelerini, her hususta tevâzu ve edeb çerçevesinde sadece Allah’a kul olmalarını istemektedir. Bencillik, egoistlik, kendini beğenme (ucb) ve büyüklenme (kibr) hastalıklarından sakınmalarını ve arınmalarını irâde etmektedir.

3- Ayrıca Rabbimizin, kendisi hakkında “Biz” zamirini kullandığı Âyetler incelendiğinde, bu hitap edilen Âyetlerde, o fiillerin gerçekleşmesinde görevli memurlar olan meleklere dikkat çekildiği de söylenebilir. Örneğin; “Ve (Tîh’de) sizi bulutla gölgelendirdik…” (Bakara: 57), “Şüphesiz o Zikri (Kur’ân-ı Kerîm’i) Biz indirdik. Onu koruyacak olan elbette Biziz.” (Hicr: 9). Bu Âyetlerde vahyi getiren ve tabiatta Allah’ın hükmünü yürütmekle görevli meleklere de işâret olduğu düşünülebilir. Bu yorum şeklinden, kendi hissemiz açısından, yapılan iyi işlere karşı iyilikle karşılık vermemiz ve her durumda -en güçlü olduğumuz anlarda bile- vefâkâr olmamız sonucunu da çıkarmamız mümkündür. İyi işler yapan insanların iyilikle anılması, onlar açısından bir lütuftur. Allah da, büyüklüğüne rağmen, meleklerin itaatlerini zikrederek onlara ikrâmda bulunmaktadır. Allahu A’lem.

Fakat Allah, melekleri muhtelif işlerde istihdam ederken, onlara muhtaç olduğu için onları görevlendirmez; aksine tüm kâinatta ancak kendisinin hükmünün icrâ edildiğini ilan etmek, azametinin ve şânının yüceliğini göstermek için böyle hükmeder. Diğer taraftan, emri altındaki o meleklerin, kendisine, karşı gelmeden emirlerini tam olarak yerine getirdiklerini hatırlatırken, imtihan sahasındaki kulların da aynen melekler gibi sadece Allah’a teslim olmaları gerektiğini vurgular. Fakat bütün bunların yanında, Allah’ın, “Biz” zamiri ile hitap etmesi, asıl itibariyle, onun mutlak büyüklük ve yüceliğine işâret olarak algılanmalıdır. Diğer pek çok hikmetler, bu hakikat üzerine binâ edilmelidir. Zira Allah, tektir, eşi, benzeri yoktur, doğmamış ve doğurmamıştır. O, hiçbir şeye muhtaç olmayan, herkesin kendisine muhtaç olduğu bir Kadîr-i Mutlak’tır.

Bu nedenle, bu tür Âyetlerde Allah’ın büyüklüğüne, azametine, kibriyâsına ve her şeyin mutlak hâkimi olduğuna işâret olunduğunu söylemek daha yerindedir. Çünkü göklerin ve yerin orduları (Fetih: 4, 7), göklerin ve yerin mülkü ancak Allah’ındır (Âl-i İmrân: 189). Allah’ın kimseye ihtiyacı yoktur (İhlâs: 2) ve hiç şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnîdir (Ankebût: 6). Meleklerini emrine âmâde kılması, O’nun şânının yüceliğini göstermektedir. Rabbimiz, bu ifade tarzı ile, “ben” putundan sakındırmakta ve Rabbliği ile, kullarını latîf bir şekilde İlâhî terbiyeden geçirmektedir.

Rabbimiz yine şöyle buyurmuştur:

“Gerçekten Biz, insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tîn: 4)

“Şüphesiz Biz sana Kevseri verdik.” (Kevser: 1)

Bu tür Âyetlerde, Rabbimizin yüceliğine açıkça işâret vardır. Arapça’da cem’i kipi ta’zîm’e delâlet eder. Yani, “Rabbiniz işte böyle yücedir; o halde siz de sadece O’nu yüce bilin ve O’nun önünde eğilin” demektir.

4- Allah, halk (yaratma) ve îcâdından bahsederken “Ben” zamirini kullanmaktadır: “Ben, cinleri ve insanları ancak Bana ibâdet etsinler diye yarattım.” (Zâriyât: 56) İnsanları ibâdete çağırırken, dua etmelerini isterken, yararlandıkları nimetleri hatırlatırken, kullarına yakın olduğunu ve her hallerinden haberdar olduğunu söylerken devamlı surette “Ben” zamiri kullanılmaktadır.

Aslında Allah’ın “Biz” zamiri ile hitap ettiği Âyetler ile “Ben” zamiri ile hitap ettiği Âyetler karşılaştırılarak okunmuş olsa, bu Âyetlerde verilen mesajlar, birbirlerini tamamlayıcı, tefsîr edici ve farklı nüktelere işâret edici bir mahiyette ortaya çıkacaktır. Bazı Âyetleri anlama hususunda karşılaşılan bu ve benzeri sorunların, Kur’ân’a bütüncül yaklaşılmamasından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Yani Kur’ân’ın Âyetlerine parçacı yaklaşımlar maalesef yanlış sonuçlar çıkarmaya sebep olmaktadır. Oysa Kur’ân, tüm Âyetleri ile bir bütündür. O’nun Âyetlerini bağlamlarından kopararak, siyâk-sibâk bütünlüğüne aykırı anlamlar vererek, sadece akıl ve mantık ile anlamaya çalışmak asla câiz değildir!

5- Pek çok Âyetlerde, kendisinin tek olduğunu, ibâdetin, duanın kendisine yapılması gerektiğini, yalnızca kendisinden yardım istenmesi gerektiğini, hiçbir şeyin kendisine benzemediğini, hükmünde ortağının olmadığını, ezelî ve ebedî olduğunu, kendisine şerîkler kabul edilmemesi gerektiğini ve müşriklerin âhirette asla mağfiret olunmayacaklarını defalarca bildirmektedir. Bütün bu açık beyânlara rağmen, Rabbimizin “Biz” hitâbına takılıp, bu ifadenin Tevhîd’e zıtlığı ya da Allah’ın tek olmadığı yahut da sıfatlarında ortaklarının olabileceği gibi bir sonuç çıkarmaya çalışmak ancak koyu bir dinsizlikle açıklanabilir. Böyle bir yaklaşımda; ilim bir yana, zerre kadar akıl, zekâ, idrâk ve anlayış bulunmamaktadır. Bunu ancak adâletten sapmış ve saldırganlığı meslek edinmiş kimseler yapabilirler! Allah, Kitâbında, kendisinin ne zâtında ne sıfatlarında ne de hükmünde hiçbir ortağının olmadığını; O'nun çocuklarının, kızlarının bulunmadığını, evlatlık edinmediğini, doğmadığını, doğurmadığını, evrenin mutlak ve tek yaratıcısı olduğunu, hiçbir şey yok iken bile kendisinin var olduğunu, hiçbir şeye ve hiçbir kimseye asla muhtaç olmadığını, ibâdetin sadece kendisine yapılması gerektiğini, kendisinden başkasına yönelmenin, dua etmenin, itaat etmenin, sevgi beslemenin, başkasından korkmanın, başkasına dayanmanın şirk olduğunu bildirmişken, kim kalkıp da O’nun gerek zâtında gerek sıfatlarında ve gerekse yegâne ma’bûd oluşundaki tekliğinden şüphe edebilir?!

Kur’ân’daki bu açık beyânlara rağmen, bazı Âyetleri, bu muhkem ve mufassal Âyetlere zıt olarak anlamaya çabalamak akıl ve basîret ile mi yoksa âcizlik ile mi açıklanması gerekir?! Bir hakikati ortaya koyan açık beyânları görmemezlikten gelerek, istediği şeyleri elde etmeye çalışan kimsenin adâletinden ve insâfından söz edilebilir mi? Böyle kimselerin sözlerine ve yazdıklarına itibar edilebilir mi? Elbette ki, bu kimselere ve fikirlerine itibar edilmez!

O Allah, zâtında ve sıfatlarında tek olan ma’bûddur. O, zâtı itibariyle tek olduğu gibi, sıfatları itibariyle de tektir. Allah'ı Tevhîd etmek (birlemek) sadece zâtının tek olduğunu kabul etmekle sınırlı değildir. O'nu, sıfatları bakımından da birlemeden, Tevhîd akîdesi gerçekleşmez ve insanlar şirk'ten kurtulamazlar!

Son olarak da, Rabbimizin "Biz" diye yaptığı hitaplardan sonra, hep "Ben" diye buyurmak sûretiyle Tevhîd'e vurgu yaptığını hatırlatalım.

Her şeyin doğrusunu bilen ve bildiren ancak lütuf ve ikrâmları bol olan Allah Sübhânehu ve Teâlâ'dır. Rabbimiz, hepimizi doğru olana iletsin ve bizleri doğrulardan kılsın. Âmîn.

Yusuf Semmak

Bağlantı | kategori: TEFSİR | tarih: 10/03/2017 | Yorum(0) | Yorum yaz
YORUM YAZINIZ
İSMİNİZ

E-Posta (Gizli)

Web siteniz

Yorumunuz

Güvenlik kodu
Son Konular • NASİHATLER 13
• Dinin Aslında Cehalet Mazeret midir? (PDF Oku/İndir!)
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 4
• Allah Teâlâ, Neden Kur’ân’da Bazı Yerlerde “Biz” Zamiri ile Hitap Buyurmuştur?
• Vâv ve Yâ Harflerinden Önceki Harfi Meftûh Olan Emsile-i Hamse'ye Nûn-u Sakîle'nin Dâhil Olması:
• NASİHATLER 12
• İftiâl (افْتِعَال) Bâbı ile Alâkalı Sarf Kâideleri
• GENELDE YANLIŞ KULLANILAN KELİMELER VE DOĞRU YAZILIŞLARI:
• Kur'an'da Peygamberimize Nasıl Hitap Edilmiştir?
• Muzari' Fiilin Şimdiki ve Gelecek Zamana Salahiyeti:
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 3
• Şirke ve Sapıklığa Sürüklenen Bir Toplumda Suçlular Kimlerdir?
• 22- Ömer Nesefî Akaidi Tercüme ve Şerhi 6 (Ders Videosu)
• NASİHATLER 11
• Arapça'da 'zuu' ve 'sahib' edatlarının arasındaki fark nedir?
• EY RABBİMİZ!
• ASHAB-I KEHF HAKKINDA:
• NASİHAT BAHÇESİ
• KİTAPLARIMIZ HAKKINDA BİLGİLENDİRME:
• “Kadınlar Havuza Girebilir mi?” Sorusuna Verdiğimiz Kısa ve Özlü Cevap
• Kadın Sesiyle ve Çalgı Aletleriyle İcra Edilen Şarkı, Türkü, Ezgi ve İlahiler Hakkında Bir Soruya Verdiğimiz Cevap
• NASİHATLER 10
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 2
• NASİHATLER 9
• “Ticaret yapıyorum ama maddi ve manevi anlamda bir türlü rahata eremiyorum” mu diyorsunuz?
• 21- Hadis Dersleri -1 (Ders Videosu)
• SESLİ HADİS DERSLERİ - YAKINDA!
• Sesli Ders Videoları Arşivi (Yusuf Semmak)
• ARAPÇA DERSLERİ (ZAMİRLER) -5-
• Kadınların Saçlarını Kısaltmaları Câiz midir?
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 1
• Ömer Nesefî Akâidi Tercüme ve Şerhi 5 (Ders Videosu)
• İNFÂK BİLİNCİNİ KUŞANMAK!
Son Yorumlar
Yusuf Semmak
SÜNNETTE BÖYLE BİR PAZARLIK ANLAY
mahmut konur
BİR AYET "Mümin kadınlara da bak
Erkan
Allah razı olsun
ismail
bayildim
Yusuf Semmak
NOT: Bir Hristiyanla tartışan bir
Yusuf Semmak
KİMLER SUÇLU? Bir toplumda ins
Yusuf Semmak
SAHÛR VAKTİNİN SON BULMASI VE SAB
ali
Güzel bir anlatım olmuş ALLAH(C.C
Yusuf Semmak
MUHÂCİRLERLE ENSÂR’IN KARDEŞLİĞİ:
Ece
Harika çok teşekkürler
meryemnazyazğan
Çok güzel anlatmışsınız, şimdi ço
Yusuf Semmak
DİLİN, BEYÂNIN, OKUMANIN, YAZMANI
Yusuf Semmak
Bir meâlde şöyle geçiyor: "Bunun
Yusuf Semmak
“Mütevâzı’, mutevazı” (م
Yusuf Semmak
Esmâül Hüsnâ: Yanlış – el-Esmâul
Yusuf Semmak
Müşkül: Yanlış – Müşkil (kapalı,
Yusuf Semmak
Nasılki: Yanlış – Nasıl ki: Doğru
Yusuf Semmak
“MESS”: Değme, dokunma, temas,
Sibel EKİNCİ
Muhterem Hocamız Feriduddin AYDIN
2017
çok detaya girmişsiniz ama tşr
Melek
Çok güzel
Nagihan
okudum süper çok beğendim
Mehmet ARAZ
Çok güzel olmuş,başarılarınızın d
Yusuf Semmak
KANDİL KUTLAMAK BİD'AT'TIR! Ka
Yusuf Semmak
Nesefî Akâidi derslerimizi 6'ya k
Elif
Bu akaid derslerinizden bölüm6 ya
Beyza
Harika
büşra
Çok iyi olmuş
Yusuf Semmak
MODERNİZM, KADINLARIN BAŞÖRTÜLERİ
zeyra
İsime yaradi saol
Şüheda
Helal be sırf kapanmak nefislerin
Ümit
Amin Er-Rahman Er-Rahim Allah
Vedat
Soruyu soran ben değilim ama aydı
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM