Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
BİZİ TAKİP EDİN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
Soru: Merhaba, gözlemlediğim kadarıyla dînî konularda çok engin bilgilere sahipsiniz. Ricâ etsem kafama takılan bir kaç soruda yardımcı olabilir misiniz? Cevap: Estağfirullah, merhaba. Hakkımdaki güzel düşünceniz için teşekkür ederim. Rabbim, bizlere faydalı ilim nasip etsin. İnşaallah, buyurun, sorun. Biiznillah, yardımcı olmaya çalışırım. Soru: Öncelikle ilginiz için teşekkür ederim. Benim sıkıntım şudur… Allah'ı sevmek için, kendime bir sebep bulamıyorum. Mecbûriyetten ibadet yapıyorum. Sizce ne yapmalıyım? Nasıl bir düşünceye sahip olmam gerekir?

 

"Allah'ı sevmek için bir sebep bulamıyorum" diyen birine, verdiğimiz cevaptır!

Soru: Merhaba, gözlemlediğim kadarıyla dînî konularda çok engin bilgilere sahipsiniz. Ricâ etsem kafama takılan bir kaç soruda yardımcı olabilir misiniz? 

Cevap: Estağfirullah, merhaba. Hakkımdaki güzel düşünceniz için teşekkür ederim. Rabbim, bizlere faydalı ilim nasip etsin. İnşâAllah, buyurun, sorun. Biiznillah, yardımcı olmaya çalışırım. 

Soru: Öncelikle ilginiz için teşekkür ederim. Benim sıkıntım şudur… Allah'ı sevmek için, kendime bir sebep bulamıyorum. Mecbûriyetten ibâdet yapıyorum. Sizce ne yapmalıyım? Nasıl bir düşünceye sahip olmam gerekir? 

Cevap: Öncelikle, insanın tüylerini diken diken eden ve şeytandan kaynaklanan bu cümlenizden dolayı Allah'a sığınmak istiyorum. Allah'ı sevmek için değil, sevmemek için tek bir neden yoktur! Rabbim, şeytanın vesvese ve ayartmalarından, biz kullarını korusun. Aslında Allah'ı sevmemek için bir sebep bulamamanız gerekirken, siz, Allah'ı tanımadığınız için, O'nu sevmenin önemini kavrayamamışsınız. Allah'ı, Kur'ân ve Sünnetten hakkıyla tanımanızı öneririz. Bu konuda, üzerinize düşen görevi yapmamanızdan dolayı mazur olmazsınız. Allah; her şeyin yaratıcısı, sahibi, hükümranı, mutlak güç ve kudret sahibi, sonsuz ilim sahibi, her şeyden haberdar olan, her şeyi gören, her şeyi bilen, her şeyi duyan, hükmüne ve irâdesine karşı konulamayan, adâlet ve rahmeti sonsuz olan, mü’min kullarına cennet ve nimetlerini, kâfirlere ise cehennem ve azâbını va'deden, hâkimlerin hâkimi, rızâsının yanında gazabı da bulunan, mükâfatının, lütfunun, ihsânının yanında azâbı, kahrı ve intikamı da olan, eşi ve benzeri olmayan, ezeli ve ebedî olan, kullarını imtihan etmek için dünyaya gönderen, sonsuz hikmetler sahibi bir kâdir-i mutlaktır.

İnsan, kendisine ihsân edilen bir lokmanın, bir yudum suyun, bir fincan acı kahvenin, bir tebessümün, bir güzel sözün veya küçücük bir iyiliğin dahi karşısında minnettar olup, bu ihsânların sahibi olan muhsin kişilere müteşekkir olurken; kendisine sayısız nimetler bahşeden yüce Allah'a karşı hamd ve şükür üzere olmazsa, bu, nankörlük değil midir? Kendisini, doğru yola iletmek için, peygamber ve kitap gönderen, akıl, irâde, fıtrat ve sayısız imkan ve mucizelerle râzı olduğu yolu gösterip, kulunun, kendisine inanıp, güvenmesini, neden, niçin, acaba, gibi sorgulama ve şüphelerden arınarak bu evrenin mutlak hâkimi olan kendisine, teslim olmasını emrettiği halde; kul, Allah'a değil de kendi nefsine ya da başkalarının nefis ve arzularına uyarsa, en çok Allah’ı sevip O'na karşı sorumluluk duymayı öncelemesi gerekirken, sahte ilâhlar ve makamlar bulup onları sever, sayar ve onları itaat mercii kabul ederse, bu yaptığı, Allah'a karşı saygısızlık ve en büyük zulüm olmaz mı? Küçük bir iyiliği alkışlayan fıtratındaki yaratılış ayarlarını bozmadan bir kimsenin, Yüce Rabbimizin bunca ikramlarına kayıtsız kalması mümkün olabilir mi? Nankörlüğü, bütün insanlık yadırgayıp, eleştirirken, ayıplarken, Allah'ın, kendisine karşı yapılan nankörlüğü cezalandırması nasıl yadırganabilir?

Dünyada pek çok insan, imtihanın gerektirdiği bir yaşam tarzını seçmedikleri için, Allah'ı hakkıyla tanımak istememişlerdir.

"Onlar, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. Allah güçlüdür, Aziz'dir (kimse, hükmüne karşı koyamaz)." (Hacc: 74)

 Sonsuz güç sahibi, dünyada ve âhirette irâdesine karşı çıkılamayan, cennet ve cehennemin, azâp ve rahmetin sahibi olan ve kimseye asla zulmetmeyen, zerrenin hesabını soran, iman ehli kullarının, dilerse tüm günahlarını affeden bir zata kulluk yapılmaz mı? Âhirette, hükmünden ve azâbından kaçacak yer ve sığınak bulunmayan, orada ancak müminlere acıyıp, merhamet edecek ve dilediklerinin, dilediği kadar günahlarını bağışlayacak olan bir yaratıcıya tevbe edilmez mi? Böyle bir Allah sevilmez mi? Üstün sıfatlarından biri de hem ism-i fâil (etken) hem de ism-i mef'ûl (edilgen) anlamında olan, el-Vedûd olan Allah'ı sevmemek sevgisizlik ve kalp katılığı değil midir? Allah, diğer isimlerinde bir takım sıfatlarının fâili olarak kendisini tanıtırken, sevgi (vüdd) kökünden gelen "el-Vedûd" sıfatını, mübalağalı ism-i fâil olarak, hem çok seven, hem de çok sevilen olarak bize bildirmişken, O'nu sevmeyenler, gerçek sevgiyi ve imanı tanımayan, hakikatlere karşı kör insanlar değil midirler? Allah, herkesten ve her şeyden çok sevilmesi gereken tek, eşsiz, ortaksız ve gerçek ilâhtır. Allah’ı tanırsanız, en çok sevmeniz gereken en yüce varlıkla tanışmış olacaksınız, emin olun…

Bu konularda çok şeyler söylenebilir. Ama sorunuza kısaca ve hızlıca bunları yazmak aklıma geldi. Cümleler üzerinde yeterince düşünürseniz, biiznillah kifâyet eder. Allah'ı seven ve O'nun da sevdiği kullarından olmanızı dilerim.

Soru: Öncellikle vakit ayırıp cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Allah râzı olsun. Az çok bildiğim şeyleri anlatmışsınız. Tamam, bir çok nimet verdiği doğru ancak bu tarz nimetlere ihtiyacı olan bir organizma olmayı ben istemedim ki… Sizce, yarattığı bir kulu, zaafları, ihtiyaçları olan bir varlık olarak yaratıp, daha sonra onun ihtiyaçlarını karşılaması bir lütuf mudur? Ben inancı olmayan biri değilim. Eksiksiz olmasa da ibâdetlerimi yerine getirmeye çalışıyorum. Azâba uğramamak için buna mecbûrum. Ayrıca ne yaparsam yapayım azâptan kesin olarak kurtulmamın bir garantisi yok. Allah dilerse mükafatlandırır, dilerse azâp eder. Ben bu imtihana kendi isteğimle girmedim. Ancak mecbûrî olarak imtihana dâhil oldum. Konunun özü bu şekildedir. Bu düşüncelerden arınmak için neleri bilmem gerekir? Fikir verebilir misiniz? Teşekkürler.

Cevap: Ricâ ederim. Söylediğim şeylerle, O'na iman etme zarûretine vurgu yaptım. O’na iman etmeden, O’nu tanımadan pek çok sorunun çözümlenmesi mümkün değildir. O'nu, isim ve sıfatlarıyla tanıyıp, o sıfatları hiçbir mahlûkâta vermeden, hiçbir şeyi O’na ortak kılmadan, sadece o yüce yaratıcıya kul olarak, gözlerdeki perdeler kalkar, kalplerdeki kılıflar yok olur, kulaklar duyar, akıl gerçek fonksiyonunu icra edip, hak ile bâtılı bize gösterir ve hayat anlam kazanır... Zaten imanın en önemli ilkesi, O'nun, isim ve sıfatlarında Tevhid edilmesidir. Allah’ı hakkıyla tanıyamayan kimse, ne şirkten korunabilir, ne de sahte ilâhlara kulluktan kurtulabilir. Allah’a iman etmek, kişiyi, kullara kölelikten kurtarıp, Allah’a kulluk şerefiyle özgür kılar. Sadece Allah’ın kulu olmayanlar, sayısız ilâhların, sayısız arzularına köle olurlar. Bitmez tükenmez istek ve ihtiyaçlar karşısında psikolojileri bozulur; üstelik bu kadar koşturmaca ve itaate rağmen de asla sahte ilâhları râzı edemezler. Rabbinin buyruklarına başkaldırmış zalim ve muhtaç bir insandan adâlet beklemek de mümkün değildir! Dolayısıyla insanlar, Allah’ın isim, sıfat, fiil ve tüm irâdelerinde kayıtsız ve şartsız Allah’ın hükümlerine ram olarak ebedî huzuru elde edebilirler. Bu olmadan ve Allah’ın sıfatlardan birisinde dahi şüpheye düşünce, imana şirk bulaşmış olur. Bu nedenle O'nu, kendi sıfatlarıyla tanımak çok önemlidir. Sahih şekilde iman edebilmek için… Yoksa konuştuğumuz meselelerde, anlatılanların bilinip bilinmemesi ayrı konudur. Mesele, bunlara kuşkusuz iman etme meselesidir. Zaten, biz kendimizden, farklı ve ilginç iddialar öne sürerek ortaya çıkamayız. Allah ve Rasûlu ne demişse onları söyleriz. Velev ki bu söyleme, bin kez olsa bile, bin birinci kez söylemekten bıkmayız inşâAllah.

 Tavsiye olarak da; Kur'ân ve tefsîriyle birlikte düzenli şekilde Hadîs okumanızı öneririm. İnsanın aklına takılan ya da şüphe duyduğu her şeyin cevabını ancak vahiyden öğrenip telafi edebilir. Her şeyin yaratıcısı, sahibi, hükümdarı ve tek yetkilisi olan Allah'ın mutlak irâdesi konusunda da karşı konulamaz bir güç olduğunu unutmayalım. İnsan diye bir varlık yaratıp onu imtihan etmeyi dilemişse, O'nun bu dilemesi sorgulanabilir mi? Böylesi bir kudrete sahip olan bir ilâhın, irâdesi, mahlûkât üzerindeki tasarrufu, hükmü ve neyi nasıl yapacağı eleştirilebilir mi? Onun irâde, emir, hüküm ve mülkünde ortağı yoktur ki, yapacağı fiillerinde birisi O’nun yanında söz sahibi olsun. Aslında O’nun ortağının olmaması, O’nun yüceliğini, itaat ve hamde layık olduğunu göstermektedir. O, ortaksız, tek ve hakiki bir ilâh’tır. Siz, O’nun, kendi irâdeniz dışında sizi, imtihan etmek istemesini yadırgamanız yerine, O’nun tüm irâde ve emirlerinin hikmet, adâlet ve rahmete dayalı olduğu üzerinde düşünmeniz gerekir. Sizin de bildiğiniz gibi, Allah asla kullarına zulmedici değildir. O'nun adâlet sıfatı vardır. Bunun yanında rahmet sahibidir, lütuf ve ihsân sahibidir. Kullarının kendisine itaat ve teslimiyetle, şirk koşmadan, kendisine iman etmelerini istemektedir. Bunun karşılığında hayal edilemeyecek nimetler vereceğine söz vermiştir. Bütün bu olaylar, -sizin isteğiniz dışında, size sorulmadan, gerçekleşti diye- size haksızlık edildiğini iddia edebilir misiniz? Böyle muazzam sıfatların sahibi, eşi ve benzeri olmayan, kudreti ve azameti tahayyül dahi edilemeyen bir varlık, itaati hak etmiyor mu? Allah'ın bu irâdelerini, kullarının sorgulamaya hakları var mı sizce?

 İlk ve son olarak, şunu söyleyebilirim. Kuran ve Tefsîr okuyunuz. Özellikle, ilim ehlinin şerh ettiği, Hadîs Kitaplarını okuyunuz. Rasûlullah’ın ve ashabının hayatını inceleyiniz. Asr-ı Saâdet denen o dönemin şartlarını ve insanlarının özellik ve sıfatlarını tanımaya çalışınız. Bahsettiğiniz ya da benzeri, her türlü şüphelerin zaman içerisinde kaybolduğunu göreceksiniz. Tabiî ki sizin amacınız halis olduğu sürece... Şeytanın, Allah’ın kullarını saptırmak için, yorulmadan, yılmadan, pes etmeden, kötülük için çalıştığını biliyorsunuz. Biz, neden iyilik uğrunda çalışma konusunda bu kadar karamsar oluyoruz! Aslında, Allah’ı, Kur'ân’ından yani kendi Kelâmından tanımadan ve kafanızdaki sorulara, O'nun Âyetleriyle cevap bulmadan hiçbir açıklama sizi tam anlamıyla tatmin etmeyebilir. Bu açıklamalar, sadece bir irşâd, vesile, nasihat, sohbet ve hakikatin ihkâk’ıdır. Müşriklerin dahi kabul ettiği Allah inancını hiçbir vicdan inkâr edemez! Ama, Allah’ı sadece vardır, tek büyük ilâhtır, yaratıcıdır, güçlüdür, rızık verendir, yağmuru yağdıran, bitkileri çıkaran vb. sıfatlarıyla muhadded sanıp diğer bazı sıfatlarını yok saymak; eksik ve müşrikçe bir iman olacaktır. Önemli olan, iman meselelerinde, bir doğrunun yanında dokuz yanlışı kabul etmek değil; dokuz doğrunun yanında bir yanlışı reddetmektir. Bir doğrunun hatırına, diğer yanlışları sineye çekemeyiz! Siz de, bu yüce kudretin varlığını kabul etmeniz nedeniyle ister istemez bazı ibâdetler yapmak zorunda kalıyorsunuz. Aslında, bu ruh hali, fıtratın sizi yönlendirmesinden, aklınızın ve sayısız gerçeklerin sizi yaratıcıya ulaştırma fonksiyonlarını icra etmesinden kaynaklanıyor. Ama, Allah’ın istediği sahih akideyle müşerref olmadığınız sürece, ruhunuz yatışmaz. İç aleminizde çelişki ve çatışmalar devam eder. Onun için, size Allah’ın Âyetlerini düzenli olarak okumanızı ve gerektiğinde tefsîre müracaat ederek, gerçek imanı, bizzat Kur’ân’dan öğrenmenizi tavsiye edebilirim.

Soru: Teşekkür ederim. Ben sizden başkasına, bu konuyu bu kadar derin danışmadım. Danışsam da baştan savma cevaplar vereceklerini biliyorum. Belki de ilk defa böyle bir soruyla karşılaştınız. Bu düşünceler tamamen kendi kendime edindiğim düşüncelerdir. Çok fazla dînî bilgiye sahip değilim ancak temel ibâdetleri yapabilecek kadar bilgiye sahibim. Ben hiç kimseden dînî ders almadım. Okullardaki Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi ve câmilerde dinlediğim vaazlar dışında... 15 yaşında namaz kılmayı kendi araştırmalarımla öğrenmiştim. Bana kimse öğretmedi ya da teşvik etmedi. Daha sonraları ek olarak okuduğum Hadîslerden ve Âyetlerden ilave bilgiler edindim. Son bir yıldır az ama devamlı olarak ibâdet etmeye başladım. Şu an 21 yaşımdayım. İbâdet etme gereksinimi duyduğum son zamanlarda içimde birçok düşünceler nüksetti. Hiç bir şey bilmezken, bir anda bu ilim öğrenme ve ibâdet yapma isteği neden gelmişti? Ha, dört dörtlük her şeyi düzgün yapıyor değilim. Ancak hiç bir şey yapmamakla arasında büyük farklar olduğunu biliyorum. Aynı zamanda bahsettiğim bu düşünceler, ilim öğrenmeye başladıktan sonra aklımda belirdi. Öğrendikçe soğumak gibi bir durumla karşı karşıya kaldım. İbâdet etmezken daha mutluydum. Ama şimdi değilim ve bu canımı çok sıkıyor.

Cevap: Ricâ ederim. Hayat yolculuğunda insanın bir arayış içinde olması ve kendini bulmaya çalışmasından normal ne olabilir ki? Elbette insan böylesi ihtişamlı bir evren içinde bulunmasının amacını ve gittiği istikâmetin neresi olduğu veya neresi olması gerektiği üzerinde kafa yormalıdır. Tabiî ki, câhilce, gâfilce ve tembelce, hiçbir şeyi umursamayan kişilerden farklı bir psikolojide olması ve hatalarını gördükçe veya gerçeklerle tanıştıkça manen sıkıntı ve huzursuzluklar hissetmesi ve gerçek huzuru araması, onu elde etmek için çalışması gayet normal bir durum olacaktır. Hiçbir şey yorulmadan, çalışmadan, sıkıntı çekmeden, araştırıp, düşünmeden elde edilmiyor. O sıkıntı süreci bir olgunlaşma merhalesi, pişme ve tekamül aşaması olarak kabul edilmesi gerekir. Bir kimse, kendisini biliyorsa ve ne istediğinin farkındaysa, hangi şartlar altında olursa olsun, mutlaka hakka ve gerçeğe ulaşır. Yeter ki samimi, dürüst, bilinçli, mert, âdil ve kişilikli bir insan olsun. İnsânî meziyetleri olan ya da onlara ulaşan, gerçek İslâm'a da herkesten daha yakındır. Zaten önemli olan, Allah'ın bizden râzı olacağı şekilde iman etmek ve yaşamaktır. Dünyada yedi milyar insan var, bunların çoğu ebedî cehenneme doğru yol alırken, acaba benim durumum nedir, diyerek endişe etmek ve kötü âkıbet yerine Allah'ın rızâsını, cenneti ve ebedî nimetleri hedeflemekten daha normal hangi davranış olabilir? Bu meseleyi, hayatımızın amacı yapmamaktan, Allah için yaşama konusunda umursamaz davranmaktan daha büyük cehalet de olamaz! Günümüzde, İslâmî mevzuları başkalarına sormamış olmak da, bir anlamda fikrî, aklî, zihnî yönlerden bakir olmak ve fikir karışıklıklarından uzak olmak, objektiflik yani adâlet, insâf, ölçme ve değerlendirme mekânizmalarını yitirmemek anlamı taşıyabilir. Bu noktadaki bir insan, direkt vahiyden gerçeği araştırırsa, gerçeklere, pek çok insandan daha önce ulaşması beklenir. Kafası karışık insanların ise, önce kafalarına doldurulmuş yalan yanlış fikirleri atmakla zaman kaybetmeleri gerekebilir. Ya da bazıları bir ömür boyu o bâtıl inanç ve fikirlerden kurtulamazlar, o halde ölürler. Yani aslında her insan, içinde bulunduğu avantajlı durumları ve artıları fark etmeli ve onları değerlendirmelidir. Allah, her kuluna sayısız vesile ve sebepler yaratıp, onu, gerçeğe yönlendiriyor... Sizin gibi, her insanın bir hayat hikayesi ve yaşam serüveni vardır. İmtihanını tamamlayınca da bir dünya karnesi olacaktır. O karnede, kötülüklerle karşılaşmak yerine, bugün, Rabbimizin bize gösterdiği hidâyet vesilelerine teveccüh edelim, önem verelim, değerlendirelim ve ebedî hayır ve mükâfatları –câhilce- elimizin tersiyle itmeyelim.

Rabbim, tüm iyi düşünceleriniz için hayırlı sebep ve sonuçlar yaratsın, yanlışlarınızı iyiliklere tebdil etsin. 

  •    Teşekkür ederim, tavsiyelerinize uyacağım.
Bağlantı | kategori: SİZİN SORDUKLARINIZ | tarih: 23/02/2013 | Yorum(0) | Yorum yaz
YORUM YAZINIZ
İSMİNİZ

E-Posta (Gizli)

Web siteniz

Yorumunuz

Güvenlik kodu
Son Konular • NASİHATLER 13
• Dinin Aslında Cehalet Mazeret midir? (PDF Oku/İndir!)
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 4
• Allah Teâlâ, Neden Kur’ân’da Bazı Yerlerde “Biz” Zamiri ile Hitap Buyurmuştur?
• Vâv ve Yâ Harflerinden Önceki Harfi Meftûh Olan Emsile-i Hamse'ye Nûn-u Sakîle'nin Dâhil Olması:
• NASİHATLER 12
• İftiâl (افْتِعَال) Bâbı ile Alâkalı Sarf Kâideleri
• GENELDE YANLIŞ KULLANILAN KELİMELER VE DOĞRU YAZILIŞLARI:
• Kur'an'da Peygamberimize Nasıl Hitap Edilmiştir?
• Muzari' Fiilin Şimdiki ve Gelecek Zamana Salahiyeti:
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 3
• Şirke ve Sapıklığa Sürüklenen Bir Toplumda Suçlular Kimlerdir?
• 22- Ömer Nesefî Akaidi Tercüme ve Şerhi 6 (Ders Videosu)
• NASİHATLER 11
• Arapça'da 'zuu' ve 'sahib' edatlarının arasındaki fark nedir?
• EY RABBİMİZ!
• ASHAB-I KEHF HAKKINDA:
• NASİHAT BAHÇESİ
• KİTAPLARIMIZ HAKKINDA BİLGİLENDİRME:
• “Kadınlar Havuza Girebilir mi?” Sorusuna Verdiğimiz Kısa ve Özlü Cevap
• Kadın Sesiyle ve Çalgı Aletleriyle İcra Edilen Şarkı, Türkü, Ezgi ve İlahiler Hakkında Bir Soruya Verdiğimiz Cevap
• NASİHATLER 10
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 2
• NASİHATLER 9
• “Ticaret yapıyorum ama maddi ve manevi anlamda bir türlü rahata eremiyorum” mu diyorsunuz?
• 21- Hadis Dersleri -1 (Ders Videosu)
• SESLİ HADİS DERSLERİ - YAKINDA!
• Sesli Ders Videoları Arşivi (Yusuf Semmak)
• ARAPÇA DERSLERİ (ZAMİRLER) -5-
• Kadınların Saçlarını Kısaltmaları Câiz midir?
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 1
• Ömer Nesefî Akâidi Tercüme ve Şerhi 5 (Ders Videosu)
• İNFÂK BİLİNCİNİ KUŞANMAK!
Son Yorumlar
mutluluk
Çok güzel olmuş ellerinize sağlık
hediye
Esselamün aleyküm Yusuf kardeşim.
Yusuf Semmak
SÜNNETTE BÖYLE BİR PAZARLIK ANLAY
mahmut konur
BİR AYET "Mümin kadınlara da bak
Erkan
Allah razı olsun
ismail
bayildim
Yusuf Semmak
NOT: Bir Hristiyanla tartışan bir
Yusuf Semmak
KİMLER SUÇLU? Bir toplumda ins
Yusuf Semmak
SAHÛR VAKTİNİN SON BULMASI VE SAB
ali
Güzel bir anlatım olmuş ALLAH(C.C
Yusuf Semmak
MUHÂCİRLERLE ENSÂR’IN KARDEŞLİĞİ:
Ece
Harika çok teşekkürler
meryemnazyazğan
Çok güzel anlatmışsınız, şimdi ço
Yusuf Semmak
DİLİN, BEYÂNIN, OKUMANIN, YAZMANI
Yusuf Semmak
Bir meâlde şöyle geçiyor: "Bunun
Yusuf Semmak
“Mütevâzı’, mutevazı” (م
Yusuf Semmak
Esmâül Hüsnâ: Yanlış – el-Esmâul
Yusuf Semmak
Müşkül: Yanlış – Müşkil (kapalı,
Yusuf Semmak
Nasılki: Yanlış – Nasıl ki: Doğru
Yusuf Semmak
“MESS”: Değme, dokunma, temas,
Sibel EKİNCİ
Muhterem Hocamız Feriduddin AYDIN
2017
çok detaya girmişsiniz ama tşr
Melek
Çok güzel
Nagihan
okudum süper çok beğendim
Mehmet ARAZ
Çok güzel olmuş,başarılarınızın d
Yusuf Semmak
KANDİL KUTLAMAK BİD'AT'TIR! Ka
Yusuf Semmak
Nesefî Akâidi derslerimizi 6'ya k
Elif
Bu akaid derslerinizden bölüm6 ya
Beyza
Harika
büşra
Çok iyi olmuş
Yusuf Semmak
MODERNİZM, KADINLARIN BAŞÖRTÜLERİ
zeyra
İsime yaradi saol
Şüheda
Helal be sırf kapanmak nefislerin
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM