Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
BİZİ TAKİP EDİN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
NOT DEFTERİ
Bir arkadaşımız, Nûr: 31. Âyetin, وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ cümlesini, aşağıdaki gibi açıklamıştır: "Yadribne bi humurihinne alâ cüyûbihinne” Yadribne: Salsınlar, sarkıtsınlar, vursunlar. Bi humurihinne: Saçlarını Alâ cüyûbihinne: Cüyuplarına Bi-Humuri-Hinne Bi: Sanskiritçe bir ek, besmelenin başındaki “Bi” gibi. Humur: “Saçlar” demek, Sanskiritçe bir kelimedir, Arapça değildir. Hinne: -ını, -unu şeklinde ektir. “Saçlar” kelimesini “saçlarını” yapar. Bu açıklamalarından sonra, Kur'ân'da, Müslüman kadınlar için kesinlikle saç, baş örtme emri olmadığını ısrarla belirtiyor. Âyetin de "onlar saçlarını cuyûblarına (göğüslerine vb) sarkıtsınlar" tarzında bir anlamı olduğunu belirtiyor!

 

MÜ'MİN HANIMLARIN SAÇLARINI ÖRTMELERİ MEVZUU:

Bir arkadaşımız,

Nûr: 31. Âyetin, وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ cümlesini, aşağıdaki gibi açıklamıştır: 

"Yadribne bi humurihinne alâ cüyûbihinne”

Yadribne: Salsınlar, sarkıtsınlar, vursunlar.

Bi-humurihinne: Saçlarını

Alâ cüyûbihinne: Cüyûplarına

Bi-humuri-hinne

Bi: Sanskiritçe bir ek, besmelenin başındaki “Bi”gibi.

Humur: “Saçlar” demek, Sanskritçe bir kelimedir, Arapça değildir.

Hinne: -ını, -unu şeklinde ektir. “Saçlar” kelimesini “saçlarını” yapar.

Bu açıklamalarından sonra, Kur'ân'da, Müslüman kadınlar için kesinlikle saç, baş örtme emri olmadığını ısrarla belirtiyor. Âyette de "onlar saçlarını cuyûblarına (göğüslerine vb) sarkıtsınlar" şeklinde bir anlam bulunduğunu belirtiyor! 

Nûr: 31'deki Tahrifâta Cevap:

Aman Allah'ım, bunlar nasıl açıklamalardır! Sözde, Âyetlerin, Arapçalarından açıklama yapılıyor, ama hepsi yanlış! Arapça bilmeyen arkadaşların sakın kafası karışmasın, mealleri beğenmeyip, sözde Arapça'dan açıklama yapan arkadaşımızın, Arapça bilmediğine ben eminim! Normal bir Arapça bilen, sıradan bir Arapça talebesi bile buradaki hurafe fikirleri, Kur'ân ve Arapça adına gerçekleştirilen iftiraları ve tahrifatları anında fark eder.

Saç örtmek farz değilse, kadınların başörtülerini nerelerine sarkıtacaklarına dair muhkem bir Âyetin Kur'ân'da yer almasına gerek var mıydı, sorusu bile bu arkadaşın açıklamalarını çürütmeye yeterli olur ama biz yine de cevap vermek istiyoruz.

Bir kere Âyetin ilk kelimesi; yadribne değil "ve'l yadribne" şeklindedir. Ve emr-i ğaibtir. 

Ve'l yadribne'nin kökü da-ra-be fiilidir, "bi" ve "alâ" harfi cerleriyle kullanıldığında; "bi", ismin -i hâlini,"alâ" da ismin -e hâlini verir. Yani bir şey-i bir şey-e sarkıttı, kapattı demektir.

Âyetin anlamı:

"Başörtüleringerdanlarına (göğüslerine) kapatsınlar (sarkıtsınlar)" demektir. 

Ve'l yadribne'nin sonundaki "ne" eki; cem'i, müennes, ğâibe zamiridir. Her hâlükârda fiile bitişik olur.

"Humur" kelimesine "saçlar" anlamı veren bir Arap dili otoritesi varsa, söyleyin de biz de öğrenelim. Ve o adama ilmî cevap verelim. Lisânu'l Arab eserini temel kaynak alarak... Zira Arap dilinde, İbn-i Manzûr'un Lisânu'l Arab'ı, en temel ve en kapsamlı eserdir. Okuyabiliyorsanız, açın bakalım bu kelimeye “saç” anlamı veriliyor mu?

Humur kelimesi çoğul bir kelimedir ve Hımâr kelimesinin cem'idir; başörtüsü demektir. “Kitâb-Kütüb” veznindedir. Hımâr; Mufâa'le bâbından olan Hâ-me-ra fiilinin masdarıdır. Bu kelime, "Hamr" (şarap, içki) kökünden gelir. Bu fiil (خَمَرَ يَخْمُرُ), Binâsı itibariyle "feale-yef'ulu" sîğasında birinci bâbdandır ve "örtmek, gizlemek" anlamına gelir.

Peygamberimiz bir Hadiste; والْخَمْرُ ماَ خاَمَرَ الْعَقْلَ "Hamr, aklı örten şey (içki)dir" (Buhâri, Eşribe, 5, H. No: 5588) buyurmuştur. Hamr, aklı örten (saklayan, perdeleyen, gideren) şey; hımâr ise saçı, başı örten ve perdeleyen şeydir. Başka anlamı varsa nerede yazıyor ve kim söylemiş, gösterin? Ben söylüyorum diyorsanız, biz almayalım. Bektâşî’nin abdestsiz namaz kılıp da "ben yaptım oldu" demesine benziyor, sizin işiniz!

Humur kelimesinin anlamını ben size yazayım. Hem sizin, hem de okuyucular için açıklayıcı bilgi olsun.

والخمر : جمع خمار وهو ما تغطى به المرأة رأسها

Âyetler üzerinde bu kadar pervasızca konuştuğunuza göre, yazdığımı harekesiz de okursunuz diye, hareke koymadım! Zira siz bırakın Arapça'yı, Sanskritçe’den bile haberdarsınız! 
Anlamını biz verelim: "Humur: Hımâr'ın çoğul halidir. O da, kadının kendisiyle başını örttüğü şeydir." Başı örten şeye ne denir sizce? Tabii ki, başörtüsü denir. Başta da, saçlar bulunur. Dolayısıyla Allah, mü’mine hanımlara saçlarını örtmelerini emretmektedir.

Siz de bize bir Humur tarifi yapar mısınız? Arapça, Sanskritçe ya da Türkçe fark etmez. Yeter ki kaynağı olsun! Bu kelimenin Sanskritçe olduğunu neye göre söylüyorsunuz? Arapça'da "saç" anlamına gelen kelimenin "şa'r" olduğunu söylemişsiniz ve "bu kelime, Arapça değil" demişsiniz! Yani demek istediğiniz şey, bu Âyette "saç" kelimesi geçmediği için, "saç" örtme emri de yok, diyorsunuz. Buna gerekçe olarak, birebir "saç" anlamını ifade eden kelimenin olmadığını söylüyorsunuz, bu iddianız, Arapça'yı bilmemenizden kaynaklanmaktadır. Diğer bir iddianız da, "şa'r" kelimesi "saç" anlamına gelen bir kelime olduğuna göre, o kelime de burada yok şeklinde sathî (yüzeysel) bir yaklaşım ortaya koyuyorsunuz! Oysa bu yaklaşımların ne kadar yanlış olduğu erbâbınca ma'lûmdur!

Arapça'da elfâz-ı müterâdife (anlamdaş) yani lafızları farklı ama anlamları aynı olan kelimeler vardır. Aynı şekilde elfâz-ı müştereke (sesteş) yani lafzı tek ama anlamı çok olan kelimeler de vardır. Yani bir anlamı ifade etmek için lafızları birbirinden farklı olan birçok kelime de bulunabilir, tek bir lafız birçok farklı anlamları da ifade edebilir. Bu durum, meselenin diğer yanı! Bu bahsettiğimiz durum Kur'ân ve Hadislerde de sıkça geçmektedir. Bundan dolayı da, bu mesele, Usûl ilminin önemli mevzularından birisidir. Biz asıl mevzuumuza devam edelim...

"Bi" harfinin Sanskritçe'de bir harf olduğunu söylemekle bir ilk olmaya mı çalıştınız? Arapça bilenler varsa, onları, “bu kelime Sanskritçe” diyerek mi susturmayı düşündünüz? Bu harfe, harf-i cerr denir ve isimlerin başına gelir, sonlarını kesre harekesine çevirir. Vad' diye bir ilim vardır ki, o ilme göre; harflerin anlamları ve kullanıldıkları yerlerde ne anlam taşıdıkları ele alınır ve ilim talebesine öğretilir. "Bi" harf-i cerrini de, Sanskritçe ilan ettiniz ya? Size ne diyebiliriz ki, çok ilginç fikirler taşıyorsunuz.

"Alâ cüyûbihinne" kelimesine anlam bulamamışsınız sanırım, cuyûplarına demişsiniz! Arapçayı Arapçayla mı anlamlandırıyorsunuz?"Âlâ" harf-i cer ve "üzerini, üzerine" anlamına gelmektedir. Cuyûb kelimesi isim olduğu için de "Âlâ cuyûbihinne" derken kelimenin sonunu yani "ba" harfini kesre yapmıştır. Yani Türkçe'ye göre söylersek "i" sesi verdirmiştir.

Cuyûb kelimesi ceyb kelimesinin çoğuludur ve göğüs, yaka, gerdan anlamlarına gelir.

"Hinne" yani cuyûbihinne'nin sonuna bitişen muttasıl (bitişen) zamir'in hinne şeklinde okunmasının nedeni kelime başındaki harfi cerr denen alâ'dır. Aslı hünne'dir.

"Hinne : -ını, -unu şeklinde ek" demişsiniz!

Bilakis, "hünne"; cem'i, müennes, ğâibe zamiri (çoğul gaip kadınlar zamiri)dir ve "onlar" anlamındadır. Alâ cuyûbihinne'ye kırık mana verirsek "o bayanların göğüslerinin üzerine" demektir. Anlamı toparlarsak, "göğüslerinin üzerine" şeklinde, sondaki zamiri ismin içine derc ederiz. Belağatta da bir kâidedir bu. "Onların kalemi" demeyiz, "kalemleri" deriz.

Bu açıklamalardan sonra, Âyetin doğru anlamı anlaşılmış olmaktadır. Sizin de takdir edeceğiniz gibi, Âyetten; "saçlarını, göğüslerine ya da boyunlarına sarkıtsınlar" gibi ilme zıt olduğu kadar, mantığa da zıt bir mana çıkmaktadır. Bu, yaklaşım tarzı tam bir mantık çıkmazıdır! Bu durumda, saçları, göğüs ya da boyun üzerine sarkıtmanın amacı nedir? Amaç, göğüsleri kapatmak ise, neden bu işlevi tam gören bir örtü emredilmesin? Emrediliyorsa -ki emrediliyor-, bu durumda başörtüsüyle ya da başı örten geniş bir örtüyle göğüs, gerdan, boyun ve yakayı kapatmayı emreden Allah, aynı zamanda o başı örten örtüyle, Müslüman hanımlara, saçlarını da örtmelerini emretmiş olmuyor mu?

“Müslüman kadınların saçlarını örtmeleri farz mıdır?” başlıklı yazımızı da okuyun, lütfen.

O yaptığımız açıklamalar üzerinde bütün ümmetin icmaı vardır ve aksini iddia etmek ise küfürdür.

Bir de açıklamalarımızı okurken bunları bir tartışma ya da bir mücadele gibi değerlendirmezseniz sevinirim. Zira benim ne öyle bir amacım, ne de niyetim var. Aksi takdirde, haksızlık etmiş olursunuz.

Bu açıklamaları, bir yanlış karşısında, hakkı açıklama olarak görünüz. İnşâAllah, yanlışlarınızı görmenize vesile olur.

NOT 1: Bu açıklamamızdan sonra, en baştaki açıklamaları yapan arkadaşımız, hatalı olabileceğini kabul ederek, gayet iyi niyetle soru sorduğunu, öğrenmek için araştırma yaptığını belirterek, teşekkür etti ve iyi dileklerini sundu. Biz de, iyi niyetinden dolayı teşekkür ediyoruz ve kendisine, bu konunun hakikatini anlaması için Allah'tan hidâyet diliyoruz. Âmin.  

NOT 2: Bazı kimseler bu Âyette geçen “başörtülerini yakalarının üzerine indirsinler” beyanından maksadın, câhiliyye döneminde âdet olan “göğüs ve gerdanları açıkta bırakarak giyinme alışkanlığı”nı ortadan kaldırmak olduğunu söylemektedirler. Yani bu kimselere göre, bu Âyet, göğüs dekoltenizi kapatın, şeklinde bir anlam ifade etmekteymiş! Bu düşünce şekli, eksik olduğu gibi büyük bir tahrîfâttır! Zira Allah, gerdan, göğüs, boyun vb. bölgelerin “humur” denen bir örtü ile kapatılmasını emretmiştir. Amaç sadece göğüsleri kapatmak olsaydı, elbiselerden ayrı olarak başka bir örtü ile o bölgenin kapatılması değil, giyilen dekolteli elbiselerin daha kapalı ve tesettüre uygun olması emredilmekle iktifa edilirdi. “Göğüslerin, humur (başörtüler) ile kapatılması gerekir ama saçlar açıkta kalabilir” diyenler, bu iddialarıyla, sağ kulaklarını sol elleriyle, sol kulaklarını da sağ elleriyle göstermeye çalışan kimselerdir. Oysa Rabbimiz, büyükçe bir başörtüsü ile hem başı, saçı hem de göğüs, gerdan, yaka, boyun gibi o bölgedeki tüm hatları tam olarak kapatmayı ve o bölgelerin dar, şeffaf ve sıkı bağlanmış olmamasını emretmektedir. Allah’ın murâdını kavrayamayan kimselerin dediği gibi, saç örtmek ve tam anlamıyla tesettüre girmek gerekmeseydi ve dahi İslâm’ın emri yalnızca açıkta kalan göğüsleri bir örtü ile kapatmak olsaydı; bu durumda -az önce de dediğimiz gibi- Allah’ın bir örtü ile göğsü kapatmayı emretmesine gerek kalmaz, göğüslerle beraber “tüm vücudu saran daha münasip bir elbise giyin” derdi. Böyle demediğine göre, baş üzerinden gelen örtünün başka görevleri de vardır ki, o da en başta saçları, sonra boynu, yakayı, sonra da göğüsleri tam olarak, en güzel şekilde kapatmaktır. 

Yusuf Semmak

Bağlantı | kategori: SİZİN SORDUKLARINIZ | tarih: 12/12/2012 | Yorum(5) | Yorum yaz
nuranSaç nasıl avret yerleni örtsün .Rapunzelmiyiz biz.Örtüdür manası.Kafadanda sallamıyorum.Arap bi arkadaşa da sordum bende araştırdım.
tarih: 22.07.2014
Yusuf SemmakVe aleyküm selam.

“Hımâr” kelimesinin hem “başörtüsü” hem de “saç” anlamına geldiğini söylemedik. Yazımızın tamamını dikkatle okursanız, orada “humur” kelimesinin saçlar anlamına geldiğini söyleyerek, Nûr Sûresinde bulunan ve kadınların saçlarını örtmelerini emreden 31. Ayeti tahrîf eden bir arkadaşın yanlış fikirlerine cevap veriyoruz.

Biz, bu açıklamamızda o Ayetin kelimelerinin tahlillerini yaparak, Ayetin doğru anlamını ortaya koyuyoruz ve kadınların saçlarını örtmelerinin farz olduğunu belirtiyoruz.

Nûr: 31. Ayette geçen “humur” kelimesi, “hımâr” kelimesinin çoğul hâlidir ve anlamı; “kadının kendisiyle başını örttüğü şey” demektir. Başı örten şeye de “başörtüsü” denir. Bütün Selef ve onlara ittibâ eden İslâm âlimleri bu Ayeti aynı şekilde anlamışlardır ve bu konuda hiçbir ihtilâf yoktur.

Bazı insanların şöyle itiraz ettiğine şahit oluyoruz... “Ayetin kendisinde ‘saç’ ya da ‘baş’ anlamına gelen bir kelime yoktur; o kelimenin anlamı nasıl ‘başörtüsü’ olur?” şeklindeki sorularda şayet art niyet yok ise, bu söz cehâletten kaynaklanmaktadır! Bu tarz itirazlar yapmak; bırakın Arapça'yı bilmeyi, insanın kendi dilini de bilmediğini gösterir bir durumdur. Bilindiği gibi, her dilde belirli anlamlar içeren kelimeler başka dillerde ifade edilirken, o dilin kendi yapısı içinde telaffuz edilir. Yani bizim söylediğimiz bir anlamın birebir, kelimesi kelimesine ecnebî kelimede bulunması çoğu zaman aranmaz. Zira bazen bir dilde tek kelimenin anlamı başka dillerin kendi yapısı içinde birleşik kelimelerle yani iki kelimeden mürekkep kelime hâlinde ifade edilebilmektedir. Bu durum sadece Arapça için değil, tüm diller için geçerlidir. Hatta Türkçe’de bile durum aynıdır. Konunun daha iyi anlaşılması için bir örnek vermemiz gerekirse; Türkçe'de “eşarp, tülbent, yazma, yaşmak, yemeni, bürgü, çar, atkı” gibi kelimeler bulunmaktadır. Bunların hiçbirisinde “baş” kelimesi geçmez ama bunların hepsi de başa örtülür. Bu başörtülerinin kendi aralarında her ne kadar yöresel olarak biçim farklılıkları bulunsa da, bu kelimelerden birini yabancı bir dile çevirirseniz, “kadınların başını, saçını örttükleri şey” yani “başörtüsü” diye tercüme edersiniz. Hiç kimse size kalkıp da "efendim bu kelimelerin aslında ‘baş’ kelimesi yok; bu anlamı siz nasıl verebilirsiniz?" diye itiraz etmez. İşte aynen bunun gibi, Arap dilinde "hı" harfi ile yazılan hımâr kelimesi de tüm müfessirlerin ittifakıyla başı örten örtü için kullanılır. Yani Allah kadına tesettürü emretmiştir. Kadının tesettürü de saçlarını örtmesiyle tamamlanır. Bu örtüş biçimi de Selef'in uygulamaları ile malumdur. Yani baş örtmenin keyfiyetinin nasıl olacağı da kişisel tercihlere ve yöresel âdet ve geleneklere bırakılmamıştır. Bizzat Peygamberimiz gerek kendi hanımları ve gerekse mü'minlerin hanımlarının şahsında, Müslüman hanımların nasıl örtülmeleri gerektiğini öğretmiştir.

Selâm ve dua ile...
tarih: 15.06.2014
NevraSelamun Aleyküm,
Benim bir sorum olacaktı. Hımar kelimesine hem başörtü hemde şa'r kelimesi gibi saç anlamına geliyor diyorsunuz. Hımar saçmı başörtümü anlayamadım. Şimdiden teşekkür ediyorum,
Allah'a emanet olun.
tarih: 14.06.2014
Yusuf SemmakVe aleyküm selâm. Yazımızdan istifâde ettiğinize ve sizin açınızdan, Arapça'yı öğrenmenin önemini vurgulamış olmasına sevindik. Her Müslüman, Allah'ın Kitabını ve Rasûlullah'ın Hadislerini öğrenmek için Arapça öğrenmeye zaman ayırması gerekir. Bu sözümüzü daha iyi anlamak için, şu soruyu kendimize sorabiliriz: Öncelikle dünyada kendilerine zaman ayırdığımız işlerin listesini çıkaralım ve bakalım kaç tanesi Arapça'yı öğrenmekten daha hayırlı sonuçlar veriyor? O kadar çok şeye zaman ayırıyor ki insanoğlu... Zaman israflarına bir dur dese, o katledilen vakitlerin yerine nice hayırlı salih ameller konabilir...

Allah, kendi rızası istikametinde muvaffakiyetler versin.
tarih: 21.07.2013
BüşraSelamun Aleyküm,
Gerçekten açık ve net bir açıklama olmuş. Benim zihnimdeki ufak tefek soru işaretlerini de giderdi, Allah razı olsun. Arapça öğrenmeyi zaten çok istiyordum, bu yazıyı okuduktan sonra gerçekten çok ama çok büyük bir gereklilik olduğunu anladım. Elinize, yüreğinize sağlık. Allah'a emanet.
tarih: 20.07.2013
YORUM YAZINIZ
İSMİNİZ

E-Posta (Gizli)

Web siteniz

Yorumunuz

Güvenlik kodu
Son Konular • Günlük Dua ve Zikirler
• KASİDE-İ LAMİYYE (Şeyhu'l-İslam İbn-i Teymiyye) – Pdf İndir!
• Peygamberler Tarihi Test Bilgi Yarışması - PDF İndir!
• Muhtelif Konularda Kısa Kısa - 5
• "TEVESSÜL VE KABR-İ NEBİ'Yİ ZİYARET" ADLI KİTABIMIZ ÇIKMIŞTIR!
• MUHTELİF KONULARDA İLMÎ NAKİLLER
• NASİHATLER 13
• Dinin Aslında Cehalet Mazeret midir? (PDF Oku/İndir!)
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 4
• Allah Teâlâ, Neden Kur’ân’da Bazı Yerlerde “Biz” Zamiri ile Hitap Buyurmuştur?
• Vâv ve Yâ Harflerinden Önceki Harfi Meftûh Olan Emsile-i Hamse'ye Nûn-u Sakîle'nin Dâhil Olması:
• NASİHATLER 12
• İftiâl (افْتِعَال) Bâbı ile Alâkalı Sarf Kâideleri
• GENELDE YANLIŞ KULLANILAN KELİMELER VE DOĞRU YAZILIŞLARI:
• Kur'an'da Peygamberimize Nasıl Hitap Edilmiştir?
• Muzari' Fiilin Şimdiki ve Gelecek Zamana Salahiyeti:
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 3
• Şirke ve Sapıklığa Sürüklenen Bir Toplumda Suçlular Kimlerdir?
• 22- Ömer Nesefî Akaidi Tercüme ve Şerhi 6 (Ders Videosu)
• NASİHATLER 11
• Arapça'da 'zuu' ve 'sahib' edatlarının arasındaki fark nedir?
• EY RABBİMİZ!
• ASHAB-I KEHF HAKKINDA:
• NASİHAT BAHÇESİ
• KİTAPLARIMIZ HAKKINDA BİLGİLENDİRME:
• “Kadınlar Havuza Girebilir mi?” Sorusuna Verdiğimiz Kısa ve Özlü Cevap
• Kadın Sesiyle ve Çalgı Aletleriyle İcra Edilen Şarkı, Türkü, Ezgi ve İlahiler Hakkında Bir Soruya Verdiğimiz Cevap
• NASİHATLER 10
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 2
• NASİHATLER 9
• “Ticaret yapıyorum ama maddi ve manevi anlamda bir türlü rahata eremiyorum” mu diyorsunuz?
• 21- Hadis Dersleri -1 (Ders Videosu)
• SESLİ HADİS DERSLERİ - YAKINDA!
Son Yorumlar
İbrahim sarıtaş
Allahrazı olsun
Muhammet ****
Bizim din hocamız başınızı örtmek
Ali Özbek
Hocam Allah razı olsun mükemmel b
fatma
ellerinize yüreğinize sağlık cıdd
Mehmet
Bu site "13.45'de mi 13.45'te mi
iclal
elinize sağlık
misafir
Allah razı olsun .
mutluluk
Çok güzel olmuş ellerinize sağlık
hediye
Esselamün aleyküm Yusuf kardeşim.
Yusuf Semmak
SÜNNETTE BÖYLE BİR PAZARLIK ANLAY
mahmut konur
BİR AYET "Mümin kadınlara da bak
Erkan
Allah razı olsun
ismail
bayildim
Yusuf Semmak
NOT: Bir Hristiyanla tartışan bir
Yusuf Semmak
KİMLER SUÇLU? Bir toplumda ins
Yusuf Semmak
SAHÛR VAKTİNİN SON BULMASI VE SAB
ali
Güzel bir anlatım olmuş ALLAH(C.C
Yusuf Semmak
MUHÂCİRLERLE ENSÂR’IN KARDEŞLİĞİ:
Ece
Harika çok teşekkürler
meryemnazyazğan
Çok güzel anlatmışsınız, şimdi ço
Yusuf Semmak
DİLİN, BEYÂNIN, OKUMANIN, YAZMANI
Yusuf Semmak
Bir meâlde şöyle geçiyor: "Bunun
Yusuf Semmak
“Mütevâzı’, mutevazı” (م
Yusuf Semmak
Esmâül Hüsnâ: Yanlış – el-Esmâul
Yusuf Semmak
Müşkül: Yanlış – Müşkil (kapalı,
Yusuf Semmak
Nasılki: Yanlış – Nasıl ki: Doğru
Yusuf Semmak
“MESS”: Değme, dokunma, temas,
Sibel EKİNCİ
Muhterem Hocamız Feriduddin AYDIN
2017
çok detaya girmişsiniz ama tşr
Melek
Çok güzel
Nagihan
okudum süper çok beğendim
Mehmet ARAZ
Çok güzel olmuş,başarılarınızın d
Yusuf Semmak
KANDİL KUTLAMAK BİD'AT'TIR! Ka
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM