Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
BİZİ TAKİP EDİN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
MEVLİD KANDİLİ KUTLAMAK, SONRADAN UYDURULMUŞ BİR BİD'ATTİR! PEYGAMBERİMİZ, NE PEYGAMBERLİĞİNDEN ÖNCE NE DE PEYGAMBERLİK SÜRESİNCE KENDİ DOĞUM GÜNÜNÜ KUTLAMAMIŞTIR! SELEF-İ SÂLİHÎN, PEYGAMBERİMİZİN DOĞUMU NEDENİYLE NE ONUN SAĞLIĞINDA NE DE VAFÂTINDAN SONRA "MEVLİD KANDİLİ" ŞEKLİNDE BİR MERÂSİM VE KUTLAMA YAPMAMIŞLARDIR. PEYGAMBERİMİZİN VEFÂT GÜNÜNÜN PAZARTESİ OLDUĞUNDA İTTİFÂK VARDIR ANCAK TARİHİ KONUSUNDA İHTİLÂF EDİLMİŞTİR. ÜMMET-İ MUHAMMED, İLK ANDAN BUGÜNE KADAR MEVLİD KANDİLİ KUTLAMIŞ OLSALARDI, RASÛLULLAH’IN DOĞUM TARİHİNDE FARKLI GÖRÜŞLER OLUR MUYDU?



MEVLİD KANDİLİ KUTLAMAK, SONRADAN UYDURULMUŞ BİR BİD'ATTİR!

PEYGAMBERİMİZ, NE PEYGAMBERLİĞİNDEN ÖNCE NE DE PEYGAMBERLİK SÜRESİNCE KENDİ DOĞUM GÜNÜNÜ KUTLAMAMIŞTIR!

SELEF-İ SÂLİHÎN, PEYGAMBERİMİZİN DOĞUMU NEDENİYLE NE ONUN SAĞLIĞINDA NE DE VEFÂTINDAN SONRA "MEVLİD KANDİLİ" ŞEKLİNDE BİR MERÂSİM VE KUTLAMA YAPMAMIŞLARDIR.

PEYGAMBERİMİZİN VEFÂT GÜNÜNÜN PAZARTESİ OLDUĞUNDA İTTİFÂK VARDIR ANCAK TARİHİ KONUSUNDA İHTİLÂF EDİLMİŞTİR. ÜMMET-İ MUHAMMED, İLK ANDAN BUGÜNE KADAR MEVLİD KANDİLİ KUTLAMIŞ OLSALARDI, RASÛLULLAH’IN DOĞUM TARİHİNDE FARKLI GÖRÜŞLER OLMAZDI!

HZ. MUHAMMED ALEYHİSSELÂM'IN DOĞUM VE VEFÂT TARİHİ:

SORU: Hz. Muhammed'in aleyhisselâm doğum ve vefât tarihi konusunda Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat'in inancı 12 Rebîulevvel olmasına rağmen, şîîlerin farklı bir kanaate sahip olmaları beni son derece huzursuz etmektedir.

Şîîlere göre Hz. Muhammed'in aleyhisselâm doğum tarihi 17 Rebîulevvel, vefât tarihi de 28 Safer olarak kabul edilmekte­dir.

Bu görüş ayrılığı nasıl ve ne zaman ortaya çıktı? Hâlbuki Hz. Muhammed'in aleyhisselâm vefâtına Ehl-i Beyt de Sahâbe-i Kirâm da şahit olmuşlardır. Ehl-i Beyt'in ve Sahâbe-i Kirâm'ın kendi dönemlerinde Hz. Peygamberin aleyhisselâm vefâtı ile ilgili davra­nışları nasıldı?

Konuyla ilgili açıklamalarınızı büyük bir sabırsızlık içe­risinde bekliyorum.

CEVAP: "Ehl-i Sünnet'in rivâyetlerinde Hz. Muhammed'in aleyhisselâm do­ğum ve vefât tarihinin Rebîulevvel ayının Pazartesi günü ol­duğunda ittifâk vardır. Ancak tarihi konusunda ihtilâf edil­miştir. Söz konusu doğum tarihi için bazıları 2, bazıları 8, ba­zıları 12, bazıları ise 17 tarihini ileri sürmektedirler. Fakat Ehl-i Sünnet'e göre yaygın tarih 12 Rebîulevvel'dir. Aynı şe­kilde vefât tarihi için bazıları Rebîulevvel’in 1'i bazıları 2'si, bazıları da 10'u demektedirler. Fakat Ehl-i Sünnet'e göre en yaygın tarih yine 12 Rebîulevvel'dir.

EHL-İ SÜNNETİN RİVAYETLERİNE GÖRE, HZ. MUHAMMED ALEYHİSSELÂM'IN DOĞUMU VE VEFÂTI İLE İLGİLİ OLARAK NE SAHABE-İ KİRÂM'IN VE NE DE EHL-İ BEYT'İN HERHANGİ BİR UYGULAMASI VARDIR. BUNUNLA İLGİLİ HERHANGİ BİR TÖREN DE DÜZENLEMEZLERDİ.

Şîîler arasında meşhur olan ve makbul addedilen "Usûl-ü Kâfî" adlı eserde Hz. Peygamberin aleyhisselâm doğum ve vefât ta­rihlerinin her ikisi için de 12 Rebîulevvel tarihi verilmiştir. Fakat şîî âlimler şu görüşü paylaşmaktadırlar; Doğum tari­hi 17 Rebîulevvel, vefât tarihi de 28 Safer'dir.

BİLDİĞİM KADARIYLA, EHL-İ BEYT İMAMLARI DA HZ. MUHAMMED ALEYHİSSELÂM'IN DOĞUM VE VEFÂT YILDÖNÜMLERİNDE HERHANGİ BİR TÖREN TERTİP ETMEZLERDİ.

Tarihlerdeki bu görüş ayrılıklarının nasıl ve ne zaman or­taya çıktığını belirlemek zordur."

(FETVALAR, ALLÂME SEYYİD EBÛ'L A'LÂ MEVDÛDÎ -RH.A-, NEHİR YAY., C: 4, S: 256, 257 / TERCÜMANU'L KUR'AN, MART, 1977)

Bağlantı | kategori: REDDİYELER | tarih: 12/01/2014 | Yorum(2) | Yorum yaz
Sibel EKİNCİMuhterem Hocamız Feriduddin AYDIN'ın Kutlu Doğum etkinliği hakkında yayınlanan bir makalasini aşağıda sunuyorum. Umarım Faydalı olur. Saygılarımla.
--------------------------
Kutlu Doğum Geleneği Bir Senaryo mu!

«Kutlu Doğum Haftası» geleneği hakkındaki kanaatlerimi –yönelttiğiniz soruların tamamına cevap olmak üzere- özetle şöyle açıklayabilirim;

Kitap ve sünnet ışığında, bu geleneği değerlendirebilmek için her şeyden önce, Türkiye toplumunun tarihine ve sosyolojik yapısına –çok yönlü olarak- bakmak gerekir. Çünkü bu ve benzeri birçok geleneğin, geçmişten gelen hazırlayıcı nedenleri bulunmaktadır. Bunları kronolojik olarak sıralamak mümkün olsa, ilk halkasının –Türklerin İslam’la tanıştığı yıllara kadar- dayanabileceği ihtimali vardır.

Yozlaşmadan çok, İslam’ı daha ilk günden beri yanlış algılamış olmanın bir sonucu olarak ortaya çıkan bu tür sapkın geleneklere, sıradan birer bid’at olarak bakmak doğru değildir. Büyük olasılıkla «ucmeعُجمَة » faktöründen kaynaklanan bu sorunu bütün boyutlarıyla günümüzde ortaya koyabilmek oldukça güçtür. Bu konuda yapılacak bilimsel çalışmalar da –ne yazık ki- toplumda yankı bulamayacaktır. Çünkü Türkiye halkı bir bilgi toplumu değildir. Nitekim bu halk, kendi tarihini bile Friedrich Wilhelm Radloff gibi bir yabancıdan öğrenmeye çalışmaktadır! Keza, Türk Milleti’nin tarihini sözde gün yüzüne çıkarmaya çalışan hararetli araştırmacılardın Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı’nın baş vurduğu kaynakların bile hiç biri Türklere ait değildir. Toplum, bu ve benzeri binlerce gerçekten tamamen habersizdir.

Biraz eskimiş olan: Ahîlik, Kalenderîlik ve Hurûfîlik gibi mistik örgüt ve akımlar şöyle dursun, daha dün sahneye konmuş: mevlit, cemevi, Kutlu doğum Haftası, Nakşiliğin fotoğraflı yoga seansları, cevşencilik, sirke ile oruç bozma ve ölünün yedinci, kırkıncı ve elliikinci gün ayinleri gibi sapkın geleneklerin arka planı hakkında da bugün birkaç araştırmacıdan başka kimsenin bildiği kayda değer bir şey yoktur.

Demek ki bu coğrafyada toplum, din adına dönem dönem çeşitli dinsel-mistik gelenekler başlatmakta, bunlar eskiyince de yenilerini üretmektedir. «Kutlu Doğum Haftası» geleneği de işte bu anlayışın bir ürünüdür. Ancak özellikle bu geleneğin arka planını irdelediğimizde aklımıza çeşitli ihtimaller gelmektedir. Bunlar, bakınız bize neler düşündürebilmektedir:

1. Kutlu Doğum Haftası geleneği, eski paganlık döneminden kalma, bilinçaltı bir putçuluğa dönüş refleksi olarak ortaya çıkmış olabilir. Nitekim son zamanlarda Pontuslu maceracı bir sofunun, Hz. Peygamber (s)’i ilâhlaştırma çabalarını ve bu çabaların ne kadar çok kabul gördüğünü hatırlayacak olursak ortamın, bu refleksi tetiklemeye ne kadar müsait olduğunu anlamakta gecikmeyiz.

2. Kutlu Doğum Haftası geleneği, yaklaşık yüz yıldan beridir belli çevreler tarafından sözde «arabizm»e tepki olarak koparılan asırlık yaygaranın yıkıcı izlerini silmek adına bir günah çıkarma ve nedamet gösterisi olabilir.

3. Bu gelenek, yakın geçmişte dışarıda tezgâhlanan ve Hz. Peygamber (s)’in kişiliğine karşı işlenen saldırılara (zayıf da olsa) bir tepki anlamını da taşıyabilir.

4. Hz. Peygamber (s)’in, kişiliğini vahyin üzerine çıkararak dikkatlerin, –İslâm’ın üzerinde yoğunlaşmasını önlemek gibi- oldukça sinsi bir komploda malzeme olarak kullanılıyor da olabilir.

5. Bugün acılar içinde kıvranan İslâm Ümmeti’nin yaşamakta olduğu karamboldan yararlanarak, ırkçı-hanefist Sünniliğe katkı sağlamak ve bu suretle İslâm’a karşı bu gelenekle Amerikancı Müslümanlığı biraz daha şımartmak amacı da güdülüyor olabilir.

Bugün, Nakşibendilikten neo-haşşaşiliğe kadar mafyalaşmış çeşitli mistik örgütlerin gölgesindeki Türkiye’de bu gelenek, yukarıdaki ihtimallerden birkaçıyla da aynı zamanda irtibatlı olarak söz konusu olabilir. Ancak şunu unutmamak gerekir ki; İslâm çok dakik, çok canlı ve çok güçlü bir ilâhî nizamdır; iyi niyetle de olsa bu evrensel nizamı zedeleyecek karanlık eylem ve çabalar, vahyin nuruyla aydınlanmış beyinler tarafından (gerekirse) bilek gücüyle daima geri püskürtülecektir.

Allah’a şükredelim ki –her şeye rağmen- Türkiye’de böyle bir potansiyel mevcuttur. Bu gücün üstleneceği roller arasında Hz. Peygamber (s)’e karşı sergilenmesi gereken tutumun netleştirilmesinde belirleyici olmak da vardır. Bu görevin bir parçası olarak şimdilik verilecek mesajda, öncelikle şunu belirtmek gerekir:

Bizzat Hz. Peygamber (s), kendisinin putlaştırılmamasını vurgulamıştır. Her şeyden önce ilâhî vahiy O’nun mevkiini çok net olarak ortaya koymuştur. Dolayısıyla «Kutlu Doğum» geleneğini İslâm’ın bir yerine oturtmak mümkün değildir. Aynı zamanda hiç kimse «Kutlu Doğum» senaryosunu kullanarak ya da başka bir bahane ile Hz. Peygamber (s)’i, bulunduğu mevkiden ne yukarıda, ne de aşağıda gösteremez. Bunu göze alanlar, daima karşılarında mü’minleri bulacaklardır!
tarih: 08.01.2017
Yusuf SemmakKANDİL KUTLAMAK BİD'AT'TIR!

Kandil geceleri diye bilinen geceler; Mevlid , Regâib, Mi'râc, Berâat ve Kadir Gecesidir.

Bu gecelere Kandil denmesinin sebebi Osmanlı Padişahı 2. Selim (1566-1574) zamanında başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için "Kandil" olarak anılmaya başlamıştır. (Nebi Bozkurt, “Kandil”; Halit Ünal, Berat Gecesi maddesi. Diyanet İslam Ansiklopedisi (DİA), İstanbul, 2001, C: 24, S: 300)

İlk olarak hicretten 300 yıl sonra ilk kez Mısır'da, Şîî Fâtimiler döneminde Mevlid; 400 yıl sonra da Kudüs'te Mi'râc, Regâib ve Berâat geceleri kutlanmaya, bu geceler camilerde toplu biçimde yapılan ibâdetlerle geçirilmeye başlandı. Daha sonra bu kutlamalar İslâm dünyasının bazı bölgelerine yayılarak gelenekleşti. Kadir gecesi hâricinde ne Kur’ân-ı Kerîm’de ne Hadîs-i Şerîflerde sahîh bir bilgi vardır.

Bid'at; Hz. Peygamber ve Ashâb-ı Kirâm dönemlerinde görülmeyip onunla amel edilmeyen, hattâ bir benzeri olmayan ve İslâm'dan olmadığı halde sonradan ortaya çıkan, din ile alâkalı olup bir ilâve veya eksiltme mahiyetinde olarak ibâdet kabûl edilen, göze ve akla hoş gelen dua, Kur’ân okuma, namaz kılma, zikretme, düşünce görüş ve ameller, Sünnet’e aykırı davranışların âdet haline getirilmesidir.

Dinde sonradan ortaya çıkan ve hakkında herhangi bir delil bulunmayan bu gibi durumlar hakkında Allah Rasûlu (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İşlerin en kötüsü sonradan ihdâs edilenler/ortaya çıkarılanlardır.” (Müslim, Cuma, 43)

“Sonradan ihdâs edilen her şey bid’attir” (Nesâî, İydeyn, 22; İbn Mâce, Mukaddime, 7)

“Her bidat dalâlettir, her dalâlet de ateştedir.” (Müslim, Cuma, 43; Ebû Dâvûd, Sünnet, 6)
tarih: 11.12.2016
YORUM YAZINIZ
İSMİNİZ

E-Posta (Gizli)

Web siteniz

Yorumunuz

Güvenlik kodu
Son Konular • NASİHATLER 13
• Dinin Aslında Cehalet Mazeret midir? (PDF Oku/İndir!)
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 4
• Allah Teâlâ, Neden Kur’ân’da Bazı Yerlerde “Biz” Zamiri ile Hitap Buyurmuştur?
• Vâv ve Yâ Harflerinden Önceki Harfi Meftûh Olan Emsile-i Hamse'ye Nûn-u Sakîle'nin Dâhil Olması:
• NASİHATLER 12
• İftiâl (افْتِعَال) Bâbı ile Alâkalı Sarf Kâideleri
• GENELDE YANLIŞ KULLANILAN KELİMELER VE DOĞRU YAZILIŞLARI:
• Kur'an'da Peygamberimize Nasıl Hitap Edilmiştir?
• Muzari' Fiilin Şimdiki ve Gelecek Zamana Salahiyeti:
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 3
• Şirke ve Sapıklığa Sürüklenen Bir Toplumda Suçlular Kimlerdir?
• 22- Ömer Nesefî Akaidi Tercüme ve Şerhi 6 (Ders Videosu)
• NASİHATLER 11
• Arapça'da 'zuu' ve 'sahib' edatlarının arasındaki fark nedir?
• EY RABBİMİZ!
• ASHAB-I KEHF HAKKINDA:
• NASİHAT BAHÇESİ
• KİTAPLARIMIZ HAKKINDA BİLGİLENDİRME:
• “Kadınlar Havuza Girebilir mi?” Sorusuna Verdiğimiz Kısa ve Özlü Cevap
• Kadın Sesiyle ve Çalgı Aletleriyle İcra Edilen Şarkı, Türkü, Ezgi ve İlahiler Hakkında Bir Soruya Verdiğimiz Cevap
• NASİHATLER 10
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 2
• NASİHATLER 9
• “Ticaret yapıyorum ama maddi ve manevi anlamda bir türlü rahata eremiyorum” mu diyorsunuz?
• 21- Hadis Dersleri -1 (Ders Videosu)
• SESLİ HADİS DERSLERİ - YAKINDA!
• Sesli Ders Videoları Arşivi (Yusuf Semmak)
• ARAPÇA DERSLERİ (ZAMİRLER) -5-
• Kadınların Saçlarını Kısaltmaları Câiz midir?
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 1
• Ömer Nesefî Akâidi Tercüme ve Şerhi 5 (Ders Videosu)
• İNFÂK BİLİNCİNİ KUŞANMAK!
Son Yorumlar
mutluluk
Çok güzel olmuş ellerinize sağlık
hediye
Esselamün aleyküm Yusuf kardeşim.
Yusuf Semmak
SÜNNETTE BÖYLE BİR PAZARLIK ANLAY
mahmut konur
BİR AYET "Mümin kadınlara da bak
Erkan
Allah razı olsun
ismail
bayildim
Yusuf Semmak
NOT: Bir Hristiyanla tartışan bir
Yusuf Semmak
KİMLER SUÇLU? Bir toplumda ins
Yusuf Semmak
SAHÛR VAKTİNİN SON BULMASI VE SAB
ali
Güzel bir anlatım olmuş ALLAH(C.C
Yusuf Semmak
MUHÂCİRLERLE ENSÂR’IN KARDEŞLİĞİ:
Ece
Harika çok teşekkürler
meryemnazyazğan
Çok güzel anlatmışsınız, şimdi ço
Yusuf Semmak
DİLİN, BEYÂNIN, OKUMANIN, YAZMANI
Yusuf Semmak
Bir meâlde şöyle geçiyor: "Bunun
Yusuf Semmak
“Mütevâzı’, mutevazı” (م
Yusuf Semmak
Esmâül Hüsnâ: Yanlış – el-Esmâul
Yusuf Semmak
Müşkül: Yanlış – Müşkil (kapalı,
Yusuf Semmak
Nasılki: Yanlış – Nasıl ki: Doğru
Yusuf Semmak
“MESS”: Değme, dokunma, temas,
Sibel EKİNCİ
Muhterem Hocamız Feriduddin AYDIN
2017
çok detaya girmişsiniz ama tşr
Melek
Çok güzel
Nagihan
okudum süper çok beğendim
Mehmet ARAZ
Çok güzel olmuş,başarılarınızın d
Yusuf Semmak
KANDİL KUTLAMAK BİD'AT'TIR! Ka
Yusuf Semmak
Nesefî Akâidi derslerimizi 6'ya k
Elif
Bu akaid derslerinizden bölüm6 ya
Beyza
Harika
büşra
Çok iyi olmuş
Yusuf Semmak
MODERNİZM, KADINLARIN BAŞÖRTÜLERİ
zeyra
İsime yaradi saol
Şüheda
Helal be sırf kapanmak nefislerin
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM