Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
BİZİ TAKİP EDİN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
NOT DEFTERİ
1 ♦ "Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden Kovarlar" Diyerek, Doğruluğu ve Doğru İnsanları Sevmeyenlerin Köyünde Yalancılığı Benimseyerek Yaşayanların Gidecekleri Yer Cehennemdir! "Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar" diye, doğruluğu terk edip yalan söyleyenler bilsinler ki, yalancılık kötülüklere kötülükler de insanı cehenneme götürür. Dünyada yalancıların köyünden kovulma korkusuyla yalancıların safında yer alanların gideceği yer cehennemdir. Yüce Allah'ın melekleri onların canlarını alırken kendilerine: "Allah'ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" diyeceklerdir. Ve onların durakları cehennem olacaktır. (Okuyun: Nisâ: 97) Abdullah b. Mes'ûd radıyallâhu anh'dan rivâyete göre Nebî (ﷺ) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz doğruluk iyiliğe götürür, iyilik de cennete götürür. Kişi, doğru söyleye söyleye Allah katında "dosdoğru insan" (sıddîk) olarak yazılır. Hiç şüphesiz yalan da kötülüğe götürür, kötülük de cehenneme götürür. İnsan, yalan söyleye söyleye nihayet Allah katında "çok yalancı" (kezzâb) olarak yazılır." (Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103) 2 ♦ Bazı insanlar, başkalarına fırsat vermeyecek şekilde boş ve gereksiz konuşmaya gelince varlar. İnsanları arkalarından çekiştirmeye, gıybet etmeye gelince varlar. Ama kardeşleri için dua etmeye gelince yoklar! Kardeşlerinin iyilikleri, affedilmeleri ve mağfiret olunmaları için dua ettiklerinde herhalde dilleri aşınır! İnsanların yüzüne boş konuşurken, arkalarından gıybet ederken aşınmayan dilleri hayır dua ettiklerinde aşınır herhalde!.. 3 ♦ Dua ederken, kardeşlerinizi de duanıza katmayacak kadar cimri olmayın! Böyle yapanlar, arabasıyla seyir halindeyken, yolda karşılaştığı bir kardeşini arabasına almadan yoluna devam eden kimse gibidir! 4 ♦ Karşılaşıldığında "İşler Nasıl?" Nakaratına, Hakikatleri Kurban Etmeyin! Zira Rasûlullah (as) ya Hayır Söylememizi ya da Susmamızı Emir Buyurmuştur. Kişinin, Boş, Faydasız İşleri Terk Etmesinin de Müslümanlığının Güzelliğinden Olduğunu Haber Vermiştir. "Allah'ın dinine yardım" anlamında Allah yolunda çalışmaktan gâfil olan tüccâr ve esnâf kimseler, kendileriyle karşılaştığımızda "işler nasıl?" dememizi bekliyorlar. Oysa insanın "işler neden böyle?" diyesi geliyor. Öyle ya, Allah yolunda hiçbir çabası ve çalışması olmayan bir tâcirin ya da esnâfın, ekonomik anlamdaki diğer işleri "asıl olanın ya da evlâ olanın yanında" teferruat mesabesinden öte bir anlam ifade etmez. O teferruat da insanı, isrâfa ve isyâna sevk ediyorsa, teferruatta da bir hayır yoktur! 5 ♦ Bir Kimse Hidâyete Erdiğinde Hangi Dua Okunur? الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِى أنْقَذَهُ مِنَ النَّارِ “Onu cehennem ateşinden kurtaran Allah’a hamd olsun!” (Bkz: Buhârî, Cenâiz, 80; Merdâ, 11) Bu duâ, hidâyet bulan kimseye hitâben: الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِى أنْقَذَكَ مِنَ النَّارِ “Seni cehennem ateşinden kurtaran Allah’a hamd olsun” şeklinde de söylenebilir. Rabbimiz, bu duâyı çokça okumayı nasip etsin.
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 20/04/2016 | Yorum(0) | Yorum yaz
"Nasihatler" serimizin dokuzuncusu olan “NASİHATLER 9” isimli çalışmamızda; okunmasını tavsiye ettiğimiz 10 kitap, Kur’ân ve Sünneti anlama yolunda ilk adım, meyvesiz ağaçlar, bâtıl düşüncelere hak elbisesi giydirmeyiniz, abdest ne zaman farz kılındı?, sormak ile sorgulamak farklı şeylerdir, farîza ve faraziye, takvâya uygun olan amel, İbn-i Teymiyye’nin önünü açmamak gerekir” diyen bir ilim adamı(!) hakkında, âşûrâ günü oruç tutmak Sünnettir, Allah’ı zâlimlerin yaptıklarından habersiz sanma!, Yaratıcıya ibâdet et!, başlıksız!, bu, onun söylediği boş bir sözdür!, Katru'n Nedâ alt(!) seviye bir kitaptır, Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk'ın soy (neseb) bilgisi, ey nefsim, toprak kardeşin olan insanlara karşı merhametli ve anlayışlı olmayı öğren!, tüccâr arkadaş, biraz bakar mısın?, sol el ile yiyip içmek!, "elem duymazsan (acı çekmezsen) asla ilim öğrenemezsin!", bahaneler olmasaydı, başkalarını eleştirmek yerine kendimize dönebilsek!, paganistlere cenaze namazı kılmak!, “En âlim kişi Rasûlün Sünnetini en iyi bilendir. En müttakî kişi ise, onun Sünnetine bi-hakkın/hakkıyla ittibâ edendir. Nebî aleyhisselâm’ın Sünnetine sırt dönen kimse, ne âlimdir ne de takvâ sahibidir!”, “ilim tâlibleri” ve “velî” bahislerine dair birkaç söz, ne müslimler varmış; mâşâallah diyoruz, başlıkları olmak üzere 26 tane konuyu ele almaktayız. Rabbim, bu mütevazı açıklamalarımızı, insanların okuyup, amel etmelerine, tefekkür edip âhiret azığına dönüştürmelerine, hidâyetlere ve imanların artmasına vesile kılsın. Sebep olduğu hayırlardan müsebbibini/müellifini de müstefîd eylesin. Âmîn.
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 07/02/2016 | Yorum(0) | Yorum yaz
Muhtelif Konularda KISA KISA… 1 ♦ "Allah'ın yarattığı ilk şey akıldır" sözü hakkında!.. أوَّلُ مَا خَلَقَ اللهُ الْعَقْلُ "Allah'ın yarattığı ilk şey akıldır" Hadîsi, bâtıl ve uydurma bir sözdür." (Mecmûu'l Fetâvâ, C: 1, S: 244) İbn-i Teymiyye, أوَّل kelimesinin, أوَّلَ biçiminde zarfiyyet üzere mensûb olduğunu söylemiştir. Bu durumda anlam; “Allah’ın yarattığı şeylerin evvelinde akıl vardır” ya da "akıl, Allah'ın yarattığı şeylerin evvelindedir" olur. (Aynı yer). 2 ♦ Saîd b. Cübeyr'den rivâyete göre, o şöyle demiştir: "Kim namazı kasıtlı olarak (taammuden) terk ederse kâfir olur. Kim Ramazan'dan bir gün kasden oruç yerse kâfir olur. Kim Haccı kasden terk ederse kâfir olur. Kim de zekât (vermey)i kasden terk ederse kâfir olur." (Şerhu Usûli İ'tikâdi Ehli's Sünne, İmam el-Lalekâî, Tahrîc: M. Abdüsselâm Şahîn, Dâru'l Kütübi'l İlmiyye, Beyrût-1423H, C: 1, S: 471) 3 ♦ Bakara Sûresinin tam ortasında hangi Âyet vardır? Bakara Sûresi 286 Âyettir. Bakara Sûresinin tam ortasında yani 143. Âyetinde Rabbimiz: "İşte böylece Biz sizi vasat (orta) bir ümmet kıldık..." buyurmaktadır. İslâm; vasat yani adaleti esas alan, en hayırlı, dengeli ve denge unsuru, fıtrata uygun, fıtratın değerleriyle çatışmayan, aşırılıktan, şiddet ve sapkınlıktan uzak, şirki ve küfrü reddeden, Tevhîd akîdesine ve Nebevî ahlâka dayanan İlâhî bir dindir. 4 ♦ Allah'a, hem korku hem de ümit halinde dua edilmelidir: "... (Mü'minler) Rabblerine korkarak ve ümit ederek dua ederler..." (Secde: 16) "... O'na korkarak ve umarak dua (ve itaat) edin..." (A'râf: 56) "O'na korkarak ve umarak dua (ve itaat) edin... Böyle yapınız ve hem korku, hem ümit halinde Rabbinize dua ediniz. Korku halinde ümidi, ümit halinde korkuyu bırakmayarak, daima ikisinin denklik noktasını gözeterek dua etmelidir. Çünkü Allah hem celâl sahibi, hem ikram sahibidir. Âlemde Allah'ın emri altında gece ve gündüz nasıl birbirleriyle yarış ederek gidiyorlarsa, korku ve ümit de öyledir. Bu iki ruh hâleti insanın mânevî yolda ilerlemesi (seyr-ü sülûkü)nde iki kanat gibidir. Hangisi atılsa insan yaralı bir kuş gibi uçmaktan mahrum kalır." (Elmalılı M. Hamdi Yazır, A'râf: 56. Âyetin Tefsîri) 5 ♦ Bir meseleyi özetlemek için ilim gerektiği gibi; onu açmak (şerh etmek) için de ilim gerekir. 6 ♦ Konuşulanları dinlemeyen ya da konuşanın fikirlerine önyargılı olan bir kimse, konuşanın gerçek düşüncelerini hiçbir zaman -tam olarak- bilemez! 7 ♦ Kimi, delile göre konuşur; kimi de, önce konuşur sonra konuştuğuna delil getirmeye çalışır. Olması gereken ilkidir. 8 ♦ Sad bin Bilal rahımehullâh şöyle demiştir: Kul günah işlerken dahi Allah ondan 4 nimetini esirgemez. Bunlar şunlardır: 1. Rızkını kesmez. 2. Sağlığını bozmaz. 3. Günahını açığa vurmaz. 4. Onu hemen cezalandırmaz. (Erdem Yolcusuna Uyarılar, İbn Hacer el-Askalani, İlke Yayıncılık, S: 47, 48) 9 ♦ Her davranışınız esnasında, Allah için mi yoksa nefsiniz için mi hareket ettiğinize dikkat edin! Nefsin aldatıcı talepleri karşısında, mü'minin takınacağı tavır; Allah ve Rasûlünün râzı olduğu yoldan başkasına rızâ göstermemektir. Sâlih Müslüman; içinden gelen nefsânî istek ve dürtüler karşısında, Allah'ın rızâsına uygun hareket etmeyi her şeyden daha sevimli görendir. Takvâ sahipleri, nefsin gayrimeşru arzularını ve aldatıcı isteklerini "zehir", Allah ve Rasûlünün râzı olduğu amelleri ise "bal" gibi görür ve sâlih amellerden aldığı hazzı hiçbir şeyden alamaz. Sâlih amel ile sâlih olmayan amel arasında çoğu zaman ancak basiret sahiplerinin fark edebileceği ince nüanslar vardır. Bir Müslümanın, Allah ve Rasûlünün emri olarak yaptığı bir amelin sâlih (iyi, güzel) amel olması için, kalbinin de sâlih olması gerekir. 10 ♦ Beş kişiyle arkadaşlık yapmaktan sakının! 1- Yalancıyla, 2- Arkadaşlık yaptığını küçük düşüren ahmak ve anlayışsız kişiyle, 3- Cimriyle, 4- Kendisine ihtiyacın olduğunda (ihtiyacını karşılamayıp) seni mahcup edecek mürüvvetsiz kimseyle, 5- Seni bir lokmaya satacak (dünya malına düşkün, menfaatçi) huyu bozuk kimseyle.
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 19/10/2015 | Yorum(0) | Yorum yaz
ALLAH İÇİN İNFÂK EDEMEYENİN KENDİSİNE HAYRI OLMAZ Kİ, BAŞKALARINA FAYDASI DOKUNSUN! Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adı ile… Bizleri yoktan yaratan ve sayılamayacak kadar nimetler ihsân eden Yüce Rabbimize sonsuz hamd-ü senâlar ve şükürler olsun. Gönderdiği tüm peygamberlerine ve o peygamberlere iman edip hakka teslim olan -bidâyetten nihâyete- tüm İslâm ümmetlerine salât-ü selâm olsun. Allah, tüm mü’min kardeşlerimizden râzı olsun. Uzunca bir giriş yapmadan konumuza direkt girmek istiyoruz. Konumuz; “İnfâk Bilincini Kuşanmak” ya da “İnfâk Bilinci”dir. Konunun daha iyi anlaşılması için bazı örnekler ve kişisel söylemler üzerinden gidelim... "Durumum iyi olursa, şu ya da bu imkânlara kavuşursam, Allah yolunda infâk edeceğim ve sâlihlerden olacağım" diyenlerin bu sözü koca bir yalandır. Kendilerini ve başkalarını aldatmaktır! Ama şunu bilmelidir ki, insan kendisini de başkalarını da avutsa veya aldatsa Allah'ı asla aldatamaz! İslâm, "durumum iyi olursa infâk edeceğim" dini değildir. İslâm, yarım hurma ile de olsa cehennemden korunmak için infâk dinidir. Peygamberimiz: "Yarım hurma ile de olsa, cehennem ateşinden korunun. Bunu da bulamayan güzel bir sözle ateşten korunsun" (Buhârî, Edeb, 34) buyurmuştur. Ey elindekilerin farkına varmayanlar! Siz, elinizdeki bir çuval hurmayı az bulup on çuval olmasını beklerken, belki nice din kardeşleriniz bir tek hurmaya bile sahip olmayabilirler. Siz, borç ödemeyi, ondan sonra infâk etmeyi beklerken belki de infâk etmeye ömrünüz yetmeyecektir!
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 08/10/2015 | Yorum(0) | Yorum yaz
Allah’a hamd, O’nun Rasûlüne, Ehl-i Beytine, Ashâbına, Hz. Âdem ve Hz. Muhammed aleyhimesselâm arasında gelmiş geçmiş tüm peygamberlere salavâtullâhi ve selâmuhu aleyhim ecmeîn, onların ümmetlerine ve kıyâmete kadar gelecek olan Muhammed Ümmetine salât-ü selâm olsun… Sesli düşünce, Allah için tefekkür... İnsanın hası, insanları bizzat kendisi tanıyandır. Özellikle câhiliyye toplumlarında başkalarının lafıyla hareket eden; ağasının paşasının, babasının, amcasının, kendi hizbinin iyi dediğine iyi, kötü dediğine kötü diyen ya da iyi dedikleri zaman iyi, kötü dedikleri zaman kötü bilen bir kimse rüşd sahibi değildir. İlki nefsine mağlup olandır, ikincisi ise başkasının aklıyla hareket edendir. İnsanların kalitesinin tespitinde en önemli kilometre taşlarından birisi şudur: Bir kimseyle aranızda olumsuz bir diyalog geçtiğinde; şayet o kimse size tavır koyuyorsa, onunla birlikte o kimsenin yakınları da tavır koyuyorsa, aranızda tatsızlık geçmediği halde tavır koyan kimsenin nefsî zaafı, ilk tavır koyandan daha büyüktür. Bu kıssada böyle davranan kimselerle, -onlar bu nefsânî davranışlardan tevbe edip, vazgeçmedikleri sürece- dostluk ilişkisine girmemeniz gerektiğine dair ibretler vardır. İnsan bu dünyada imtihan olmaktadır. İnsanların kişilik zaafları ve nefsanî davranışları genelde ikili ilişkilerde ortaya çıkmaktadır. Şu bir gerçektir ki, Müslüman, herkesle meşru dairede güzel geçinir ama önüne gelen herkesle dost olmaz, samimiyet kurmaz. Dostluğun, mânevî bir bedeli vardır; menfaat ilişkileri, kişilik uyumları ve ortak hedeflerin olması dostluğun belirleyici kıstasları değildir. Bunlarda ya dünyevî bir çıkar ya da nefsânî bir zevk vardır. Gerçek dostluk; Allah yolunda hak üzerinde fedakârlık ve ferâgat yönünden önde olabilmektir. İki dost arasında mânevî güzelliklerin ihyası yönünden yarış vardır. İyilik yolunda sessiz kalmak, fedakârlık yapılacağında sesin titremesi, bir garibanın derdiyle dertlenileceğinde yüzün buruşması, söylenen hakikat aleyhine olunca sinirlenip, öfkelenmek, kibirlenip, tepkiselleşmek, arkadan da gıybet ve sû-i zan yapmak asla yoktur. Hakkın sesi en tatlı sestir. Her sesin, her nefesin ve her nefsin üzerinde hakkın sesi vardır. Hakkı yüceltmek, nefsi dizginlemek için olmalıdır. Hakk Teâlâ'nın rızasını gözetmek hakkın tarafında olmayı gerektir. Velev ki, nefsin aleyhine de olsa!.. Velev ki, sevdiklerimizin aleyhine de olsa!.. Rabbim, hepimize bu şuuru kazandırsın. İçten duamıza "Âmîn" diyoruz.
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 05/10/2015 | Yorum(0) | Yorum yaz
Rahmân ve Rahîm Allah'ın adı ile. Âlemlerin Rabbi, Rahmân ve Rahîm olan Allah'a hamd olsun. O'nun Rasûlü Hz. Muhammed aleyhisselâm'a salât ve selâm olsun. Rabbimiz, gelmiş geçmiş ve gelecek tüm mü'min kardeşlerimizden râzı olsun... Böyle bir başlığa bazı insanlar “ama, ama” diyerek, bazı kimseleri sevmemek için kendilerince bahaneler üretebilirler. Ama unutmasınlar ki, her insanda ayıp ve kusur bulunur. Fakat Müslümanlar sadece kusurları görüp yazarsa; bugün ve gelecekte hatalardan başka ne okunur, ne konuşulur? Her insan devamlı sûrette kusurlara odaklanırsa iyilikleri ve güzellikleri görebilir mi? Kusur arayan kişi, aradığından başkasını bulabilir mi? Kusursuz insan olabilir mu? İnsan, günah işleyen bir tür canlıdır. Önemli olan, günahta ısrar etmemek ve tevbe etmektir. Kötülükleri yazan meleğin vazifesine öykünürcesine, insanların günah sicillerini tutmak ve bunları dile getirmek hiçbir insanın görevi değildir. Hep siyahı gören kişi ne beyazı görür, ne diğer renkleri bilir. Hep menfî düşünen kimse kendisine karanlık bir yaşam alanı belirler ve aydınlık alanlardan uzak düşer. Pozitif olmak her insanın, husûsen de Müslümanın görevidir. Hep olumsuz ve karamsar olunursa, negatif konuşulur ve yazılırsa, her yeni nesil geçmişine sövecektir ve onları lânetleyecektir! Kusurları ifşâ etmek de, lânetlemek de, kötülüğe vesile olmak da mü'minlerin sıfatları değildir! Müslüman, din kardeşini hayırla anar, onun hakkında hüsn-ü zann'da bulunur, kusurlarını yayıp açıklamaz, onun affedilmesi için dua eder. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: "Onlardan (öncü Müslümanlardan) sonra (kıyâmete kadar) gelen (mü’min)ler şöyle der (dua eder)ler: 'Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin (en ufak bir kırgınlık ve nefret duygusu) bırakma! Rabbimiz, şüphesiz ki Sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.'" (Haşr: 10)
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 09/09/2015 | Yorum(0) | Yorum yaz
“NASİHATLER 7” isimli yazımızda; Magazin, nazar, “ameller niyetlere göredir” Hadîsinin açıklaması, şirk, gıybet-iftirâ, takvâ mescidleri-çarşılar, Tevhîd ve iman daveti karşısında “ölüm baygınlığında olan kimsenin bakışı gibi bakmak”, internet dünyası, okuma özürlüler, yedi yaşına geldiklerinde çocuklara namaz kılmayı öğretmenin gereği, Müslümanın hesaba çekileceği ilk amelinin namaz olduğu, hidâyet-doğruluk, Hz. Yûsuf’a atılan iftirânın reddi, tevbe etmeden ölenlerin şirk günahlarının asla affedilmeyeceği, başkalarının elindekilere bakıp kendini aşağı görme psikolojisinin yanlışlığına dair bir diyalog, geçmişte Müslümanlardan zuhûr eden kerâmetlerin ve hârikülâdeliklerin çokluğu ve hikmeti, “sihirbaz-râhib-çocuk” kıssası ve Ashâb-ı Uhdûd mevzuu, gömlek değiştirir gibi akîde değiştirmek, mü’mine hanımların ziynetlerini göstermeleri ile kendiliğinden görünmesinin anlam farkı, hayatın tartışma ve polemikler üzerine kurulu olmadığı, nefsin isteklerini tatmin uğrunda yaşarken Tevhîd’den uzak düşüp ömür sermayesini hebâ etme mevzuu, Bir Müslümanın, “imanlı olarak ve sevabını da yalnız Allah’tan bekleyerek” yaptığı sâlih amelinin asla küçümsenmemesi gerektiği, “tasavvuf” kelimesinin anlam ve kökeni, Hadîs nakleden kimsenin söylediği ve/veya yazdığı Hadîsi tahkîk edip kaynağını belirterek başkasına aktarmasının gerekliliği, “kopyala-yapıştır” yöntemiyle Hadîs nakledilemeyeceği, İsrâiliyyâtın üç kısım olması, çok ve boş konuşmayı terk etmeyi öğrenmenin bir takım ma’lûmatları öğrenmekten daha zor olduğunun beyanı, Firavun siyasetinin esasının, halkı sınıflara/tabakalara ayırıp, bir kısmını yüceltirken diğerlerini de alçaltıp ezmekten ibaret olduğu, Kur’ân’ın Sûreleri, cüzleri, hizbleri hakkında kısa notlar, Kur’ân’da 12 kez geçen: “Artık o gün yalanlayanların vay hâline!” İlâhî buyruğu hakkında açıklamalar, insanın, ya cömert ya savurgan ya da cimri olduğu meselesi, namaz kılarken bazı hayvanlara özgü davranışlardan sakınmak gerektiği, hikmet, en hayırlı ve en kötü insanın kimler olduğu, insanların “huy-kişilik-inanç ve davranış biçimleri” dünyada insan manzaralarının farklılığını ve çeşitliliğini oluşturduğu, teblîğ’in “hikmet” ve “güzel öğüt”le olması gerektiğinin beyanı, “Yûnus” ve “Yûsuf” isimlerinin altışar türlü söylenişlerinin olduğunun beyanı, gıybet hastalığının bir bakıma insan eti yeme vahşetine mübtelâ olmak gibi olduğu, her vesileyle nefis muhâsebesi yapmanın gerekliliği, “ümmet” kavramının anlamı ve kaça ayrıldığı, “hidâyet” kavramının anlamı ve kaça ayrıldığı, yiğitlik başlıkları olmak üzere 41 tane konuyu ele almaktayız. Rabbim, bu mütevazı açıklamalarımızı, insanların okuyup, amel etmelerine, tefekkür edip âhiret azığına dönüştürmelerine, hidâyetlere ve imanların artmasına vesile kılsın. Sebep olduğu hayırlardan müsebbibini de müstefîd eylesin. Âmîn.
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 14/07/2015 | Yorum(0) | Yorum yaz
Rahmân ve Rahîm olan Allah’a hamdederek söze başlıyoruz. EY AKRABALAR! ALLAH'IN EMRETTİĞİ GİBİ İMAN ETME ZAMANINIZ HÂL GELMEDİ Mİ? ANA-BABANIZA, BÜYÜKLERİNİZE KARŞI VEF BORCUNUZU ONLARIN HİDÂYETİNE VESİLE OLARAK ÖDEYİNİZ. BUNUN OLMASI İÇİN DE, ELBETTE SİZİN DE TEVHÎD EHLİ MÜ'MİNLER OLMANIZ GEREKİR. ANA, BABA, OĞUL, KIZ, TORUN, DEDE, NİNE, KARDEŞ, BACI, AMCA, DAYI, TEYZE, HALA, YEĞEN VE DİĞER YAKINLARINIZIN CENNETE GİRMESİNİ Mİ İSTİYORSUNUZ? O HALDE, ONLAR CENNET İÇİN ÇALIŞMIYORLARSA, SİZ ONLARI ŞİRK VE KÜFÜR UYKUSUNDAN UYANDIRMAYA ÇALIŞIN. AMA İNSAN KENDİSİ UYANMADAN UYANDIRAMAZ! ALLAH İÇİN, KENDİMİZE GELELİM. BU DÜNYANIN KURULDUĞU GÜNDEN KIYÂMETE KADAR EN ÖNEMLİ GÜNDEM MADDESİ HİÇ ŞÜPHESİZ Kİ TEVHÎD'DİR. YANİ YALNIZCA ALLAH'A KULLUK ETMEK VE BAŞKALARINA TAPINMAMAK! ÂHİRETTE DE TEVHÎD İNANCINI KABUL ETMİŞ KİMSELER KURTULUŞA ERECEK, TEVHÎD İNANCINI BÜTÜN OLARAK KABUL ETMEYEN MÜŞRİKLER İSE EBEDÎ AZABA MAHKÛM VE MECBÛR OLACAKLARDIR. AMAN DİKKAT!
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 10/05/2015 | Yorum(0) | Yorum yaz
• KÂİNATIN HER ZERRESİNDE ALLAH'IN İLÂHLIĞINI İKRÂR VE TASDÎK EDEN VE HÂL VEYA KÂL DİLLERİYLE BUNA ŞEHÂDET EDEN KEVNÎ BİR KORO VARDIR... CANLI-CANSIZ TÜM VARLIKLAR VE MÜ'MİN KULLAR SADECE ALLAH'A KULLUK EDEREK BU İMAN KOROSUNA KATILIRLAR. İSTİSNÂSIZ OLARAK, EVRENİN HER PARÇASINDA İLÂHÎ İMZALAR VARDIR. HAYATTA, ALLAH'TAN GÂFİL OLUNMAYA SEBEP OLACAK BİR BOŞLUK YA DA ALLAH'A KULLUKTAN ÇIKILMASI KÂBİL BİR BOŞ ALAN/SAHA ASLA YOKTUR. ALLAH LAFZA-İ CELÂL'İ ÜZERİNDE DÜŞÜNELİM. Allah الله Lafza-i Celâlinden hemzeyi kaldırsanız للهlillâh (Allah için) olur, lâm'ı kaldırsanız له lehu (O'nun için) olur, ikinci lâm'ı da kaldırsanız ه (O) olur. Yani O, hep vardı, vardır... Ve bizi var edendir... الله < لله < له < ه / هو Yani Allah hayatın tek ve gerçek hâkimidir. O'nu yarattığı evrenden dışlamak, O'nun sözünü geçersiz kılmak, O'nu yok saymak ve O'nsuz bir hayat yaşayarak huzur bulmak mümkün değildir. O'nu hesaba katmadan kurulan tüm hayaller boş hayallerdir; O'nsuz istikbâl projeleri başarısızlığa ve hüsrâna mahkûmdur.
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 22/12/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz
İngiltere’nin eski başbakanlarından William Ewart Gladstone’un (ö. 1898) Lordlar Kamarasında pervâsızca sarf ettiği şu sözü, Batı dünyasının İslâm’a ve Müslümanlara bakış açısını anlamak bakımından ibretli bir misaldir: “Kur’ân, Müslümanların elinde oldukça, onlara kesin olarak galip gelmemiz imkânsızdır. Ya bu Kur’ân’ı Müslümanların elinden almalıyız, ya da onları Kur’ân’dan soğutmalıyız!” İslâm'a ve Osmanlı'ya düşmanlığıyla bilinen İngiliz politikacı Gladstone, Müslümanları haçlı seferleriyle asırlardır mağlup edememelerinin sebebini çok iyi tespit etmiş ve Lordlar Kamarası'nda kürsüye çıkıp, sözü hiç uzatmadan: "Efendiler! Müslümanları Allah'ın Kitâbı dedikleri şu Kur'ân'dan koparamazsak onları hiçbir zaman asla mağlup edemeyiz" diyerek, Müslümanlara birlik ve dirlik veren şeyin Kur'ân'a tâbi olmaları olduğuna dikkat çekiyordu. Evet, Müslümanlar Allah'ın Kitâbına uydukları sürece asla yenilmezler; çünkü onlar, Allah'ın dinine yardım ederlerse Allah da mutlaka onlara zafer vererek yardım eder.
Bağlantı | kategori: NASİHATLER | tarih: 16/07/2014 | Yorum(0) | Yorum yaz

Son Konular • Günlük Dua ve Zikirler
• KASİDE-İ LAMİYYE (Şeyhu'l-İslam İbn-i Teymiyye) – Pdf İndir!
• Peygamberler Tarihi Test Bilgi Yarışması - PDF İndir!
• Muhtelif Konularda Kısa Kısa - 5
• "TEVESSÜL VE KABR-İ NEBİ'Yİ ZİYARET" ADLI KİTABIMIZ ÇIKMIŞTIR!
• MUHTELİF KONULARDA İLMÎ NAKİLLER
• NASİHATLER 13
• Dinin Aslında Cehalet Mazeret midir? (PDF Oku/İndir!)
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 4
• Allah Teâlâ, Neden Kur’ân’da Bazı Yerlerde “Biz” Zamiri ile Hitap Buyurmuştur?
• Vâv ve Yâ Harflerinden Önceki Harfi Meftûh Olan Emsile-i Hamse'ye Nûn-u Sakîle'nin Dâhil Olması:
• NASİHATLER 12
• İftiâl (افْتِعَال) Bâbı ile Alâkalı Sarf Kâideleri
• GENELDE YANLIŞ KULLANILAN KELİMELER VE DOĞRU YAZILIŞLARI:
• Kur'an'da Peygamberimize Nasıl Hitap Edilmiştir?
• Muzari' Fiilin Şimdiki ve Gelecek Zamana Salahiyeti:
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 3
• Şirke ve Sapıklığa Sürüklenen Bir Toplumda Suçlular Kimlerdir?
• 22- Ömer Nesefî Akaidi Tercüme ve Şerhi 6 (Ders Videosu)
• NASİHATLER 11
• Arapça'da 'zuu' ve 'sahib' edatlarının arasındaki fark nedir?
• EY RABBİMİZ!
• ASHAB-I KEHF HAKKINDA:
• NASİHAT BAHÇESİ
• KİTAPLARIMIZ HAKKINDA BİLGİLENDİRME:
• “Kadınlar Havuza Girebilir mi?” Sorusuna Verdiğimiz Kısa ve Özlü Cevap
• Kadın Sesiyle ve Çalgı Aletleriyle İcra Edilen Şarkı, Türkü, Ezgi ve İlahiler Hakkında Bir Soruya Verdiğimiz Cevap
• NASİHATLER 10
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 2
• NASİHATLER 9
• “Ticaret yapıyorum ama maddi ve manevi anlamda bir türlü rahata eremiyorum” mu diyorsunuz?
• 21- Hadis Dersleri -1 (Ders Videosu)
• SESLİ HADİS DERSLERİ - YAKINDA!
Son Yorumlar
İbrahim sarıtaş
Allahrazı olsun
Muhammet ****
Bizim din hocamız başınızı örtmek
Ali Özbek
Hocam Allah razı olsun mükemmel b
fatma
ellerinize yüreğinize sağlık cıdd
Mehmet
Bu site "13.45'de mi 13.45'te mi
iclal
elinize sağlık
misafir
Allah razı olsun .
mutluluk
Çok güzel olmuş ellerinize sağlık
hediye
Esselamün aleyküm Yusuf kardeşim.
Yusuf Semmak
SÜNNETTE BÖYLE BİR PAZARLIK ANLAY
mahmut konur
BİR AYET "Mümin kadınlara da bak
Erkan
Allah razı olsun
ismail
bayildim
Yusuf Semmak
NOT: Bir Hristiyanla tartışan bir
Yusuf Semmak
KİMLER SUÇLU? Bir toplumda ins
Yusuf Semmak
SAHÛR VAKTİNİN SON BULMASI VE SAB
ali
Güzel bir anlatım olmuş ALLAH(C.C
Yusuf Semmak
MUHÂCİRLERLE ENSÂR’IN KARDEŞLİĞİ:
Ece
Harika çok teşekkürler
meryemnazyazğan
Çok güzel anlatmışsınız, şimdi ço
Yusuf Semmak
DİLİN, BEYÂNIN, OKUMANIN, YAZMANI
Yusuf Semmak
Bir meâlde şöyle geçiyor: "Bunun
Yusuf Semmak
“Mütevâzı’, mutevazı” (م
Yusuf Semmak
Esmâül Hüsnâ: Yanlış – el-Esmâul
Yusuf Semmak
Müşkül: Yanlış – Müşkil (kapalı,
Yusuf Semmak
Nasılki: Yanlış – Nasıl ki: Doğru
Yusuf Semmak
“MESS”: Değme, dokunma, temas,
Sibel EKİNCİ
Muhterem Hocamız Feriduddin AYDIN
2017
çok detaya girmişsiniz ama tşr
Melek
Çok güzel
Nagihan
okudum süper çok beğendim
Mehmet ARAZ
Çok güzel olmuş,başarılarınızın d
Yusuf Semmak
KANDİL KUTLAMAK BİD'AT'TIR! Ka
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM