Araştırmacı, Yazar

ANASAYFA
BİZE ULAŞIN
BİZİ TAKİP EDİN
AMACIMIZ
KUR'AN DİNLE
KİTAPLARIMIZ
Bu durumda, bir şeylerin eksik olduğu anlaşılıyor… O halde, ne yapmalıyız? Ya da acaba neleri ihmâl ediyoruz? Ticârette dikkat edilmesi gereken hususları başlıca şu şekilde sıralayabiliriz:

 

“TİCÂRET YAPIYORUM AMA MADDÎ VE MANEVÎ ANLAMDA BİR TÜRLÜ RAHATA EREMİYORUM” MU DİYORSUNUZ?

Bu durumda, bir şeylerin eksik olduğu anlaşılıyor…

O halde, ne yapmalıyız? Ya da acaba neleri ihmâl ediyoruz?

Ticârette dikkat edilmesi gereken hususları başlıca şu şekilde sıralayabiliriz:

1- Ticâreti, Allah’a kulluk olarak gör ve sadece Allah’ın rızâsını kazanmak için ticâret yap,

2- Ticâret yaparken, modelin, Sünnet-i Seniyye ve Muhâcir ile Ensâr’ın uygulamaları olsun,

3- Ticâret yaparken aslî ve ahlâkî değerlerde piyasanın genel yapısına değil, hakka uy, âdil ol; malının tek fiyatı olsun, “peşin şu kadara, veresiye bu kadara” biçiminde borcun vadesinden bedel/fark talep etme,

4- Helâlinden talep et, haram ve şüpheli lokmadan Allah’a sığın,

5- Gizli-açık, büyük-küçük tüm günahlardan uzak dur,

6- Haram veya mekrûh ürünler satma,

7- Mal alırken ve satarken yalan söyleme, insanları aldatma,

8- Malı satarken müşteriyi ikna etmek için çok yemin etme,

9- Borçlarını vaktinde öde; insanlara zulmetmekten ve kul hakkına girmekten sakın,

10- Sana borcu olup da ödeme zorluğu çekenlere kolaylık sağla,

11- Haşır neşir olduğun insanların hidâyetleri, selâmetleri, ıslâhları ve hayırları için –onların huzurlarında ya da gıyaplarında- dua et,

12- Malı piyasa değerinin üstünde satma; çok altında da satma ki, piyasayı ifsâd etmeyesin,

13- Müşterilere kolaylık sağla, insanların durumlarını gözet, yeri geldiğinde az kâr ile bazen de maddî kâr hesabı yapmadan müşterilerin işlerini gör,

14- Her fırsatta hediye ver, böylece elinle âhiret azığı edinmeye nefsini alıştır,

15- Küçük-büyük tüm isrâflardan sakın; isrâfın yerini infâk alsın,

16- Az ya da çok infâk etmek günlük mu'tâd (i'tiyâd edinilmiş, alışılmış) amellerinden olsun,

17- Yediğin yemek tabağında yemek artığı bırakma; tabağın içindekilerin hepsini ye,

18- Misafirlerine yemek, çay, kahve vs. ikrâm et; cimri olma,

19- Hanımın ve çocukların başta olmak üzere yakınlarına düzenli şekilde harçlık ver,

20- Dilin, kalbin ve azaların Allah’ın zikriyle meşgul olsun,

21- Sık sık tevbe ve istiğfâr getir, (estağfirullah ve etûbu ileyh) de,

22- Namazını asla kaçırma ya da son ana kadar tehir edip onu zâyi etme,

23- Her gün mutlaka bir miktar Kur’ân-ı Kerîm oku,

24- Halinden şikâyet etme, şükretmeyi bil,

25- Ekonomik yönden kendi üstündekilere değil, altındakilere bak, böylece devamlı şükür üzere ol; ama asla insanların elindekilerden dolayı hased etme, kanaatkâr ol,

26- Karşı cinse mal satarken, vaziyeti istismar edip, senli benli olmaktan sakın; gözünü, elini ve dilini namahremden koru, -gerekmedikçe- ihtilâttan da sakın,

27- Ciddi, vakur, ağırbaşlı, Allah için düşünceli, mütebessim, yumuşak huylu ve mütevazı ol; şımarık, yılışık, hafifmeşrep, geveze, katı mizaçlı, sert dilli, somurtkan ve kibirli olma,

28- Gün boyu işyerinde bulunmanın verdiği sıkıntı ve bıkkınlıkla, müstehcen konuşma; seviyesiz şakalaşmalara yeltenme ve kötü sözlerden uzak dur,

29- İnsanların rızâsını ve senden hoşnut olmalarını değil, Allah’ın senden râzı olmasını hedefle,

30- Ve asla fâize bulaşma!

Böylece inşâAllah, dünya ve âhiret işlerin rast gider... Allah sana da, sana nasihat edene de bol hayırlar lütfetsin. Âmîn.

Not: Bu yazıyı yazmama müsebbip olan arkadaşlardan birisiyle bugün (11 Aralık 2015) görüşüp bu konuda biraz ayaküstü muhabbet ettiğimizde bana: "Hocam, ticâret için tek bir şey lazım. O da para..." dedi. Ben de kendisine otuz maddelik bu yazımda para konusuna hiç temas etmediğimi; çünkü ticâret yapmak için zaten paranın/sermayenin olmasının ya da bir şekilde bulunmasının gerekli olduğunu herkesin bildiğini söyledim. Hatta pek çok insan, gerek maddî ve gerekse manevî başarıların parayla olacağını düşünme hatasına düşmektedirler. Böyle kimseler, başarının anahtarının sadece para olduğunu sanırlar. Oysa para bir şekilde bulunur ama ondan daha önemli bazı ilkeler ve şartlar vardır ki, onlar herkeste bulunmaz. 

Bu nedenle biz bu yazımızda bilineni tekrar etmekten ziyâde, yapılmayanlara ve bilinmesi gerekenlere dikkat çektik. 

Arkadaşımızın o sözünü duyunca da, böyle bir nasihatin ne kadar yerinde olduğunu gördüm.

Dikkat: Dikkat çektiğimiz bu prensipler her ne kadar ticâret yapanlara tevcîhen yazılmış olsa da, aslında her Müslümanın bu esaslara dikkat etmesi gerekir. 

Rabbim, faydasını halk'etsin.

8 Aralık 2015

Yusuf Semmak

Bağlantı | kategori: FIKIH | tarih: 09/12/2015 | Yorum(2) | Yorum yaz
Yusuf SemmakSÜNNETTE BÖYLE BİR PAZARLIK ANLAYIŞI YOKTUR!

عَنْ قَيْلَةَ أُمِّ بَنِي أَنْمَارٍ قَالَتْ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ عَلَيْهِ السَّلاَمُ فِى بَعْضِ عُمَرِهِ عِنْدَ الْمَرْوَةِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّى امْرَأَةٌ أَبِيعُ وَأَشْتَرِي فَإِذَا أَرَدْتُ أَنْ أَبْتَاعَ الشَّىْءَ سُمْتُ بِهِ أَقَلَّ مِمَّا أُرِيدُ ثُمَّ زِدْتُ ثُمَّ زِدْتُ حَتَّى أَبْلُغَ الَّذِى أُرِيدُ وَإِذَا أَرَدْتُ أَنْ أَبِيعَ الشَّىْءَ سُمْتُ بِهِ أَكْثَرَ مِنَ الَّذِى أُرِيدُ ثُمَّ وَضَعْتُ حَتَّى أَبْلُغَ الَّذِي أُرِيدُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ عَلَيْهِ السَّلاَمُ : لاَ تَفْعَلِى يَا قَيْلَةُ إِذَا أَرَدْتِ أَنْ تَبْتَاعِى شَيْئًا فَاسْتَامِى بِهِ الَّذِى تُرِيدِينَ أُعْطِيتِ أَوْ مُنِعْتِ ‏‏.‏ وَقَالَ :‏ إِذَا أَرَدْتِ أَنْ تَبِيعِى شَيْئًا فَاسْتَامِى بِهِ الَّذِى تُرِيدِينَ أَعْطَيْتِ أَوْ مَنَعْتِ

Enmâr oğullanın anası (Ümmü Benî Enmâr) Kayle radıyallâhu anhâ’dan rivâyete göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah aleyhisselâm’ın umrelerinden birisinde Merve'nin yanında O'nun huzuruna çıktım ve: Yâ RasûlAllah! Ben alım satım yapan bir kadınım. Bir şey satın almak istediğim zaman, arzuladığım fiyattan düşük bir fiyat teklif ederim. Sonra arzuladığım fiyata varıncaya kadar azar azar artırırım. Bir malı satmak istediğim zaman da, arzuladığım fiyattan fazla bir fiyat teklif ederim. Sonra arzuladığım fiyata varıncaya kadar (tedrîcen) fiyatını indiririm, dedim. Bunun üzerine Rasûlullah aleyhisselâm: “(Öyle) yapma yâ Kayle! Sen bir şeyi satın almak istediğin zaman, (düşük fiyat değil) arzuladığın fiyatı teklif et. Sana verilsin veya verilmesin” buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: “Bir malı satmak istediğin zaman versen de vermesen de (yüksek fiyat değil) satmak istediğin fiyatı söyle.” (İbn-i Mâce, Ticârât, 29, H. No: 2204)

NOT: Bazı yörelerde çok yaygın olan bu çirkin davranış biçiminin ticârette Sünnet olan pazarlıkla hiçbir alâkası bulunmamaktadır. Bu davranış; satıcının müşteriyi, müşterinin de satıcıyı aldatmasıdır!
tarih: 17.09.2017
Yusuf Semmak“VADE FARKI” KONUSUNDA, BİR KARDEŞİMİZİN SORUSUNA VERDİĞİMİZ CEVAPTIR:

Soru soran kardeşimiz, nâçizâne cevap veren bu fakir, okuyan tüm kardeşlerimiz ve arkadaşlarımız hakkında hayırlara vesile olmasını dileriz.

Bir kardeşimiz;

“Selâmun aleyküm hocam, ‘TİCÂRET YAPIYORUM AMA MADDÎ VE MANEVÎ ANLAMDA BİR TÜRLÜ RAHATA EREMİYORUM” MU DİYORSUNUZ?’ adlı yazınız için Allah râzı olsun. Fakat 3. Maddede belirttiğiniz vade farkı almayı câiz olarak biliyorum. Evet, bir malın tek fiyatı olur. Ama bu istisnâ kabul ediliyor diye biliyorum. Açıklar mısınız?” demiştir.

Cevabımız aşağıdadır:

“Ve aleyküm selâm. Kardeş, vade farkı câhiliyye sistemlerinin ve piyasalarının ürettiği bir problemdir. İslâm'a göre ise, malın tek fiyatı olur. Enflasyon değerlerine göre ya da vadenin uzaması veya kısalması karşılığında ilave ücret talep edilmez. “Böyle olursa fiyat budur, şöyle olursa şudur” lafları sonradan çıkmıştır. Selef zamanında ve İslâmî toplumlarda bu tür uygulamalar yoktu. Mesele, fetvâ arama meselesi olduğunda herkes bir yerlerden aklına, nefsine ve beklentilerine uygun müsaade fetvâlarına ulaşabilir. Ama o fetvâ verenlerin ne kadar âlim oldukları ve hayatlarında takvâya ne derece dikkat ettikleri tartışmaya açıktır. Bu kaçınılmazdır; çünkü câhiliyye toplumundayız. Çoğunun, belki akîdesi dahi bozuktur. Fetvâ arandığında; binde bir ya da daha az fâiz oranı ile bankalardan kredi çekmeye cevâz verenleri bile bulursunuz! “Nasıl oluyor efendim” deseniz. Ev, araba vs. gibi temel ihtiyaçların karşılanması için fâize bulaşmak, günah olmaz diyenlere rastlarsınız. Kimileri, mecbur kalınca bankalara fâizli para yatırmak câizdir der. Fâizin de alınması ve bir karşılık beklemeden hayır işlerinde kullanılması gerektiğine hükmeder. Kimileri ise, enflasyon karşısında malın piyasa fiyatına belli oranda vade karşılığı bedel eklenmesine cevâz verir. Bu türden örnekleri çoğaltabiliriz. Hele öyle insanlar vardır ki, fetvâ verirken âdeta toplumun genel psikolojisini ve kültürel yapısını dikkate alarak yani halkın nabzına göre şerbet verme adına light-fetvâlarla, sözüm ona insanların işlerini kolaylaştırır ve onlara yardımcı oluverirler! Ama bu konuda “takvâ yolu nedir?” diye bir an olsun düşünmezler! Bir de avamın içine düştüğü genel hatalardan birisine dikkat çekelim. Çoğu insan, bir şey haram mı değil mi diye soru sorar ve araştırma yapar. Sadece haramlık ya da mubahlık noktasında böyle bir araştırmada bir şey haram değil de sakınılması gereken mekrûhât ya da şubuhât yani helâl mi, haram mı olduğu tam belli olmayan şeylerden ise, o kimse o amelden sakınmayacaktır. Oysa takvâ yolcusu Müslüman, mubahları bile günaha girme korkusuyla terk etmelidir. İçini kemiren, göğsünü sıkıştıran, kalbini ve zihnini meşgul eden amellerden uzak durmalıdır. Âlimler, bir meselenin haramlığına, mekrûhluğuna ya da mubahlığına dair farklı fetvâlar vermişlerse, müttakî Müslümanlar nasıl ki, bu durumlarda ihtiyâten o amelden sakınırlarsa, biz dahi böylesine şuurlu ve takvâlı davranışı benimsemek zorundayız. Vade farkı konusunda müşteriyi mağdur etmekten de, her gün yaptığımız ticaretimizde şüphelerin içinde yüzmekten de sakınmalıyız. Vade farkı yerine, müşteri, bir mala talip olduğunda, o malın ortalama bir piyasa fiyatı varsa, maksimum ya da minimum fiyat aralığında ta işin başında tek fiyat üzerinde mutabakat sağlanabilir. Müşteri de satın alacağı o malın fiyatını da, ödeyeceği borcu da, borcunun vadesini de daha alışveriş esnasında bilmiş olur. Böylece satanın da alanın da içi rahat olur. Ticarette vade farkı konusu maalesef ki, piyasa tarafından istismar edilmeye devam ettiği ve ciddi bir çözüm için çaba gösterilmediği için bu problem -pek çok meseledeki sorunlar gibi- devam etmektedir. Her kafadan bir ses çıktığı çok sesli bir toplumda da bu mesele problem olarak görülmektedir. Kimileri de aklına yatan bir davranış biçimini tercih edip “bana göre bu doğru” diye kestirip atmaktadır. “Ticarette pazarlık” konusunu bile ele alsak farklı niteliklerde bir sürü şeyler söylememiz gerekir. Siz, pazarlığın Sünnet olması hakikatinden hareketle, bu cümleyi dillendiren herkesin davranış biçiminin doğru olduğunu da düşünebiliyor musunuz? Elbette ki, hayır! Ticaret yapan insanların belki de çoğu, “nasılsa müşteri pazarlık yapacak” diye iki liraya aldığı mala normalde 5 lira satış fiyatı belirlemesi gerekirken, müşteri pazarlık yapacak diye yedi buçuk lira fiyat etiketi yapıştırmaktadır. Müşteri dişli pazarlık yaparsa yine aklından geçen beş liraya malı satmaktadır. Pazarlık yapandan, ekstra ilave ettiği o iki buçuk liradan ne koparabilirse, onu da ekstra kâr görmektedir. İşte âcizâne ben, bu pazarlık mantığına bağlı ticâret anlayışındaki uygulamayı da câiz görmüyorum. Tıpkı buzdolabı alacağınızda “peşin olursa iki bin lira, taksitli olursa, ekstra bedelleri var, Vade ne kadar artarsa fiyat da o kadar artar, ne kadar az olursa fiyata ilave de o denli azalır” mantığı da şâibeli, şüpheli, hoş olmayan ve ihtiyaç sahibinin ekonomik durumunun iyi olmamasını istismar eden bir uygulamadır. İslâmî tasavvurla meseleye bakarsanız, tam tersini yapmanız gerekir. Yani müşterinin durumu iyi olmadığı için ona fiyatta, ödemede ve vadede kolaylık sağlanması gerekir. Zenginler bir malı daha ucuza alırlarken, fakirler ise belki aldığı malın fiyatının yarı fiyatı kadar daha ödeme yapmakla mükellef hale getirilmektedirler. Buna “hak“ denilebilir mi? Ticâret yapan kişi, ister peşin satsın, isterse de vadeli satsın. Malın piyasa fiyatı aşağı-yukarı bellidir. Bu fiyat aralığında malın satışı esnasında sabit bir fiyat üzerinde anlaşmak (icap ve kabul) bu kadar mı zordur? Bunu benim aklım almıyor! İnsanlar, zorlaştırmaktan yanalar! Vadeli mal almak ayıpmış gibi, âdeta müşteriye “sen bir kenarda dur, seninle işimiz uzun” deniyor sanki! Oysa ticâret yapanlar, ister peşin satsınlar, isterse de veresiye; ticâret ahlâkı yönüyle bir standarda sahip olmalıdırlar. Bir malın satışında “sayısız fiyat” olması ciddi bir problemdir! Neredeyse her müşteriye alım şekline göre farklı farklı uygulamalar teklif edilmektedir. “İşine gelmiyorsa, o da almasın efendim” denilemez. Bazı mallar ihtiyaç olduğu için mecbur alınmak zorunda kalınıyor, bazıları da lüks ve beğenmeli mallardan olduğu için, vatandaş onu almayı kafasına koymuş, vazgeçemiyor. Bu durumda tüccâr, malını vadeyle satacaksa, satsın, satmayacaksa satmasın. Ona zorla sat diyen yoktur. Satacaksa da, satarken sadece kendisini düşünmesin, müşteriyi de düşünsün. Yani kaç aylık vadeyle malı satabilirse, belirlesin, karşılığında da “çift ya da çok fiyat” şâibelerine girmeden, ma’kûl bir fiyat üzerinde karşılıklı mutabakat sağlansın. Hepsi bu. İnsanın bütün hayatı olduğu gibi, ticâreti de Allah için olmalıdır. Ticâret yaparken Allah’ın rızâsını gözetmeli, aramalı ve Allah’ın kullarına zulmetmemeli, onlara kolaylık sağlamalıdır. Bu, fıkhî bir konudur. Üzerinde yıllarca araştırma yapmadıkça fıkıh mevzularında konuşmayı ve yazmayı tercih etmem. Bu konu da her ilmî mesele gibi detaylıdır. Açıklamalarımız ise, özet mesabesindedir. Allah en iyi bilendir. Selâm ve dua ile.”

Kardeşimiz; “Fıkhi açıdan birçok defa cevabını okuduğum, dinlediğim halde kalbimin mutmain olmaması sebebiyle cevabınızı ilgiyle okudum. Dediğiniz gibi günümüz açısından vade farkı yansıtmamak ticareti baltalayan bir durum olmadığı gibi günümüzde fırsatçılığa dönmüş vaziyettedir. Rabbim verdiğiniz cevaptan dolayı ecrinizi versin inşâAllah.” Demiştir.

“Âmîn, ecmeîn kardeş.”
tarih: 28.06.2016
YORUM YAZINIZ
İSMİNİZ

E-Posta (Gizli)

Web siteniz

Yorumunuz

Güvenlik kodu
Son Konular • NASİHATLER 13
• Dinin Aslında Cehalet Mazeret midir? (PDF Oku/İndir!)
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 4
• Allah Teâlâ, Neden Kur’ân’da Bazı Yerlerde “Biz” Zamiri ile Hitap Buyurmuştur?
• Vâv ve Yâ Harflerinden Önceki Harfi Meftûh Olan Emsile-i Hamse'ye Nûn-u Sakîle'nin Dâhil Olması:
• NASİHATLER 12
• İftiâl (افْتِعَال) Bâbı ile Alâkalı Sarf Kâideleri
• GENELDE YANLIŞ KULLANILAN KELİMELER VE DOĞRU YAZILIŞLARI:
• Kur'an'da Peygamberimize Nasıl Hitap Edilmiştir?
• Muzari' Fiilin Şimdiki ve Gelecek Zamana Salahiyeti:
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 3
• Şirke ve Sapıklığa Sürüklenen Bir Toplumda Suçlular Kimlerdir?
• 22- Ömer Nesefî Akaidi Tercüme ve Şerhi 6 (Ders Videosu)
• NASİHATLER 11
• Arapça'da 'zuu' ve 'sahib' edatlarının arasındaki fark nedir?
• EY RABBİMİZ!
• ASHAB-I KEHF HAKKINDA:
• NASİHAT BAHÇESİ
• KİTAPLARIMIZ HAKKINDA BİLGİLENDİRME:
• “Kadınlar Havuza Girebilir mi?” Sorusuna Verdiğimiz Kısa ve Özlü Cevap
• Kadın Sesiyle ve Çalgı Aletleriyle İcra Edilen Şarkı, Türkü, Ezgi ve İlahiler Hakkında Bir Soruya Verdiğimiz Cevap
• NASİHATLER 10
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 2
• NASİHATLER 9
• “Ticaret yapıyorum ama maddi ve manevi anlamda bir türlü rahata eremiyorum” mu diyorsunuz?
• 21- Hadis Dersleri -1 (Ders Videosu)
• SESLİ HADİS DERSLERİ - YAKINDA!
• Sesli Ders Videoları Arşivi (Yusuf Semmak)
• ARAPÇA DERSLERİ (ZAMİRLER) -5-
• Kadınların Saçlarını Kısaltmaları Câiz midir?
• Muhtelif Konularda KISA KISA - 1
• Ömer Nesefî Akâidi Tercüme ve Şerhi 5 (Ders Videosu)
• İNFÂK BİLİNCİNİ KUŞANMAK!
Son Yorumlar
mutluluk
Çok güzel olmuş ellerinize sağlık
hediye
Esselamün aleyküm Yusuf kardeşim.
Yusuf Semmak
SÜNNETTE BÖYLE BİR PAZARLIK ANLAY
mahmut konur
BİR AYET "Mümin kadınlara da bak
Erkan
Allah razı olsun
ismail
bayildim
Yusuf Semmak
NOT: Bir Hristiyanla tartışan bir
Yusuf Semmak
KİMLER SUÇLU? Bir toplumda ins
Yusuf Semmak
SAHÛR VAKTİNİN SON BULMASI VE SAB
ali
Güzel bir anlatım olmuş ALLAH(C.C
Yusuf Semmak
MUHÂCİRLERLE ENSÂR’IN KARDEŞLİĞİ:
Ece
Harika çok teşekkürler
meryemnazyazğan
Çok güzel anlatmışsınız, şimdi ço
Yusuf Semmak
DİLİN, BEYÂNIN, OKUMANIN, YAZMANI
Yusuf Semmak
Bir meâlde şöyle geçiyor: "Bunun
Yusuf Semmak
“Mütevâzı’, mutevazı” (م
Yusuf Semmak
Esmâül Hüsnâ: Yanlış – el-Esmâul
Yusuf Semmak
Müşkül: Yanlış – Müşkil (kapalı,
Yusuf Semmak
Nasılki: Yanlış – Nasıl ki: Doğru
Yusuf Semmak
“MESS”: Değme, dokunma, temas,
Sibel EKİNCİ
Muhterem Hocamız Feriduddin AYDIN
2017
çok detaya girmişsiniz ama tşr
Melek
Çok güzel
Nagihan
okudum süper çok beğendim
Mehmet ARAZ
Çok güzel olmuş,başarılarınızın d
Yusuf Semmak
KANDİL KUTLAMAK BİD'AT'TIR! Ka
Yusuf Semmak
Nesefî Akâidi derslerimizi 6'ya k
Elif
Bu akaid derslerinizden bölüm6 ya
Beyza
Harika
büşra
Çok iyi olmuş
Yusuf Semmak
MODERNİZM, KADINLARIN BAŞÖRTÜLERİ
zeyra
İsime yaradi saol
Şüheda
Helal be sırf kapanmak nefislerin
© 2012 YUSUFSEMMAK.COM